Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Câm-ı serşârını kıl başıma tâc ey sâkî
Şâh-ı Cemden ki alam bir nice bâc ey sâkî
Cür‘a-i câmın ile tab‘ımı sultân eyle
Virsün erbâb-ı sühan cümle harâc ey sâkî

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sâkî, dolu kadehini başıma taç et ki Cem şahından birkaç vergi alayım.

2. Ey sâkî, kadehinin yudumuyla tabiatımı sultan et; bütün söz ehli (bana) haraç versin.

Edebî ve Tarihî Yorum

Dörtlük bir hükümdarlık dilekçesi gibidir. Dolu kadeh başa taç olacak, şair efsanevî İran şahı Cem'den, yani Cemşid'den vergi alacak; kadehin bir yudumu tabiatını sultan yapacak ve bütün söz ehli ona haraç ödeyecektir. Taç, bâc (vergi) ve harâc (haraç) kelimeleri saltanatın dilinden gelir. Cem'in adı divan şiirinde dünyayı gösteren kadehiyle, "câm-ı Cem" ile anılır; şairin kadehi o kadehin sahibinden bile vergi alacak kadar güçlüdür.

Dörtlüğün asıl konusu şiirdir. Sultan olacak olan şairin "tab‘"ı, şiir yaratan tabiatıdır; haraç verecek olanlar "erbâb-ı sühan", söz ehli, yani öteki şairlerdir. Sâkînin kadehi şairi şiirde üstün kılacaktır. Divanın gazellerinde Nigârî'nin kendini Örfî ve Hâfız gibi ustalarla yan yana koyduğu görülmüştü; bu rubai aynı iddiayı meyhane dilinde, bir sâkîden istenen dilek olarak söyler.

Se bölümünün sonundaki iki sâkî rubaisinden ilkidir; tâc, bâc ve harâc kafiyeleri cim harfiyle biterek sıradaki "Harfü'l-cîm"i haber verir. Neşir dörtlüğün ölçüsünü remelin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbı diye kaydeder; redif yine "ey sâkî"dir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar