Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
Gamzen oynar imdi kıykac el-gıyâs
Remy eyler tîr-târâc el-gıyâs
Çeşm-i şûrun ey gözüm eyler hisâb
Dem-be-dem bin cânı bir bâc el-gıyâs
Der kemend-i kâkülündür fevc fevc
Zümre-i sultân-ı zi't-tâc el-gıyâs
İştiyâkın kâ‘besinde sûz-nâk
Söyler ey meh şâh-ı bî-tâc el-gıyâs
Ni‘met-i dîdârdan ister nevâ
‘Âşık u müştâk-ı muhtâc el-gıyâs
Veh ne istignâdır imdâd itmedin
Pârelendi cism-i Hallâc el-gıyâs
El-meded ey sârbân ey reh-nümûn
El-meded ey merd-i minhâc el-gıyâs
Garka-i deryâ-yı isyânam henûz
El-gıyâs ey mîr-i mi‘râc el-gıyâs
El-meded Seyyid Nigârîdir zebûn
Yâ Alî yâ şîr-i kallâc el-gıyâs
Günümüz Türkçesiyle
1. Gamzen şimdi yan yan oynuyor, imdat; yağmacı bir ok atıyor, imdat.
2. Ey gözüm, (sevgilinin) fettan gözü hesap ediyor; her an bin canı bir haraç sayıyor, imdat.
3. Kâkülünün kemendinde bölük bölük taç sahibi sultanlar var, imdat.
4. Ey ay, özleminin Kâbe'sinde yanık bir hâlde taçsız bir şah "imdat" diyor.
5. Muhtaç âşık ve özlemci, yüzünü görme nimetinden nasip istiyor, imdat.
6. Vah, ne umursamazlık; yardım etmedin, Hallâc'ın bedeni parça parça oldu, imdat.
7. Yetiş ey kervancı, ey kılavuz; yetiş ey yolun eri, imdat.
8. Hâlâ isyan denizine batmışım; imdat, ey miracın efendisi, imdat.
9. Yetiş, Seyyid Nigârî âciz düştü; ya Ali, ey arslan, imdat. (Mısradaki "şîr-i kallâc" sözünün ikinci kelimesi kesin anlaşılmamaktadır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
"El-gıyâs", Arapçada yardım, imdat çağrısıdır ve gazelin her beytini kapatır. Bu çağrı, Allah'ın isimlerinden "Gıyâsü'l-müstegîsîn", yardım isteyenlerin yardımcısı ifadesini de hatırlatır. Gazel bu çağrıyı oyunlu bir sahneyle başlatır: sevgilinin gamzesi yan yan oynamakta, yağmacı oklar atmaktadır, gözü her an bin canı haraç olarak saymaktadır. Kâkülünün kemendinde bölük bölük sultanlar tutsaktır. İlk beyitlerdeki "el-gıyâs", sevgilinin güzelliği karşısında bir şaka yollu feryattır.
Altıncı beyitten sonra ton ağırlaşır. Hallâc-ı Mansûr'un bedeni parça parça edilmiştir ve kimse yardım etmemiştir; aşkı uğruna ölen bu sufi, divanda birkaç kez anılır. Yedinci beyitte imdat, kervana yol gösteren "sârbân"a ve "merd-i minhâc", yolun erine yönelir; bunlar mürşidin adlarıdır. Sekizinci beyitte "mîr-i mi‘râc", miracın efendisi olan Peygamber'den yardım istenir: şair kendini "isyan denizine" batmış görür. Son beyitte çağrı Hz. Ali'ye yönelir: "Yâ Alî yâ şîr-i kallâc." Şîr, arslan, Hz. Ali'nin "Şîr-i Hudâ", Allah'ın arslanı lakabını hatırlatır; ikinci kelimenin anlamı kesin değildir, Hayber kapısını yerinden söken eli çağrıştırıyor olabilir.
Gazel böylece sevgiliden mürşide, mürşitten Peygamber'e ve Ehl-i Beyt'e uzanan bir tevessül, aracı kılarak yardım isteme sırası kurar. Aynı "el-gıyâs" redifi, divanın sonundaki alfabetik hece şiirlerinden birinde, Pervane Bayram'ın da örnek verdiği dördüncü şiirde kullanılır: "Şâm u seher gerek şevk-ıla sâlik / Söyleye ey pîr-i medâr el-gıyâs." "-âc" sesi dokuz beyit boyunca kıykac'tan kallâc'a uzanır: kıykac, târâc, bâc, tâc, muhtâc, Hallâc, minhâc, mi‘râc, kallâc.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 95, s. 67. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
- Pervane Bayram, "Seyyid Nigârî'nin Divan Tertibi Sistemine Getirdiği Yenilikler", Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Edebiyat Dergisi, sayı 20, 2008, s. 193-206 (hece şiiri s. 197). https://acikerisim.selcuk.edu.tr/items/28e618aa-cdbb-4a5b-9698-22617b72bede/full
Çevrimiçi kaynaklar






