Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Çeng ü âheng ile vir bezme revâc ey sâkî
Tâ ola bâde-i meyhâne revâc ey sâkî
Kâr idüp cânıma gam la‘l-i lebinden ayru
Eylegil derdime la‘linle ilâc ey sâkî

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sâkî, çeng ve ahenkle meclise canlılık ver ki meyhanenin badesi revaçta olsun.

2. Ey sâkî, la'l dudağından ayrı kalınca gam canıma işledi; derdime dudağınla ilaç et.

Edebî ve Tarihî Yorum

Dörtlüğün ilk beytinde "revâc" iki mısranın da sonunda durur: önce meclise revaç, canlılık ve rağbet verilmesi istenir, sonra meyhanenin badesinin revaçta olması. Aynı kelimenin iki mısrada kafiye yapılması kurallara sıkı bağlı bir divan şairinin kaçınacağı bir şeydir; Nigârî'nin şiirinde bu tür serbestlikler zaman zaman görülür ve Hüsameddin'in onun şiirindeki "kurallara uymayan" söyleyişlerden söz etmesi bu yerlerle de ilgili olabilir. Burada tekrar, meclisin canlılığı ile badenin rağbeti arasındaki bağı vurgular: çalgı çalınırsa şarap da içilir.

İkinci beyit sâkîyi bir hekime çevirir. Gam, sevgilinin dudağından ayrı kalınca cana işlemiştir ve ilacı yine o dudaktır. "La‘l" kelimesi divan şiirinde hem kırmızı değerli taşın hem de sevgilinin dudağının adıdır; eski tıpta la'l taşının kalbe iyi geldiğine inanıldığı da bilinir. Dudağın ilaç olması bu iki anlamı birbirine bağlar.

Çiftin ikinci dörtlüğü de revâc ve ilâc kafiyeleriyle cim harfine dayanır; sayfa çevrilince cim harfli gazeller başlar.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar