Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün
Olmadı bugün teskîn-i hicrânıma bâ‘is
Dildâr ile dün eylediğim zevk-i ehâdîs
Biz nâz u niyâz ile geçendik gice ammâ
Söylendi seher bir niçe bîhûde havâdis
Bahs eyledi şeb-tâ-seher uşşâk-ı sühan-sâz
Ammâ yine kaldı ser-i zülfünde mebâhis
Erbâb-ı vera‘ virdi keder bezm-i safâya
Bilmem nereden geldi o mâye-i habâ’is
Bâ‘is nigeh-i şûrişin ey âfet-i devrân
Her fitne cihân içre ki el-hak ola hâdis
Ferhâd ile Mecnûn rakamın çekdi ki üstâd
Yazdı beni ser defter-i ‘uşşâkda sâlis
Ferhâd gidüp geldi bana nevbet-i Feryâd
İmdi benim ey Mîr Nigârî ana vâris
Günümüz Türkçesiyle
1. Dün sevgiliyle ettiğim sohbetlerin zevki bugün hicranımın yatışmasına sebep olmadı.
2. Biz geceyi naz ve niyazla geçirmiştik; ama seher vakti birkaç boş haber söylendi.
3. Söz ustası âşıklar geceden sabaha kadar tartıştılar; ama tartışmalar yine zülfünün ucunda (askıda) kaldı.
4. Verâ ehli safa meclisine keder verdi; bilmem o kötülüklerin mayası nereden geldi.
5. Ey devrin afeti, dünyada olan her fitnenin sebebi gerçekten senin karışıklık çıkaran bakışındır.
6. Üstat Ferhat ile Mecnun'un kaydını yazdı; beni de âşıklar defterinin başına üçüncü olarak yazdı.
7. Ferhat gitti, feryat nöbeti bana geldi; ey Mîr Nigârî, şimdi ona varis benim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazelin kafiye kelimeleri ilim meclislerinin dilinden gelir: "ehâdîs", sohbetler, kelimenin bilinen anlamıyla da hadisler; "havâdis", haberler, olaylar; "mebâhis", tartışma konuları; "hâdis", meydana gelen; "vâris", mirasçı. Âşığın sevgiliyle geçen gecesi bu kelimelerle anlatılır ve bir medrese gecesine benzer: "uşşâk-ı sühan-sâz", söz ustası âşıklar sabaha kadar tartışmışlardır. Ama tartışmalar "ser-i zülfünde", zülfün ucunda kalmıştır. Zülfün ucu hem dağınık ve çözülmemiş olanın hem de sevgilinin kendisinin imgesidir; mesele çözülmemiş, sevgilide askıda kalmıştır.
Altıncı beyit âşıkların bir defterini anlatır. "Üstâd", yani kader ya da aşk, önce Ferhat'ı ve Mecnun'u bu deftere yazmış, sonra Nigârî'yi üçüncü olarak kaydetmiştir. Ferhat dağı delerek, Mecnun çöllere düşerek bu defterin ilk adları olmuştur. Yedinci ve son beyitte Ferhat gitmiş, "nevbet-i feryâd", feryat nöbeti şaire gelmiştir ve şair kendini onun "vâris"i, mirasçısı sayar. Bir aşk silsilesi kurulmuştur; tarikatlarda halifelerin birbirini izlemesi gibi, âşıklar da birbirinin yerine geçer.
Dördüncü beyit bu gecenin tek gölgesini gösterir: "erbâb-ı vera‘", şüpheli olan her şeyden aşırı titizlikle sakınanlar, safa meclisine keder vermiştir. "Habâ’is", kötü şeyler, pislikler demektir ve şair onların nereden geldiğini bilmediğini söyler. Kulağa "-is" diye gelen kafiyenin (bâ‘is, ehâdîs, havâdis, mebâhis, habâ’is, hâdis, sâlis, vâris) Arap yazısındaki karşılığı se harfidir.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 94, s. 66-67. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






