Özgün Metin
Vezin: Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün
Sadâ eyler kûyun kelbi ki ben tek bî-nevâ görgeç
Kılurlar âşinâlar bir birine merhabâ görgeç
Seg-i kûyunla seyr eyler gönül şâm u seher zîrâ
Tarîk ehline âdetdir uyarlar reh-nümâ görgeç
Gönül âh eyledikce her taraf cevlân ider başım
Temevvüc eyler elbet bahr şiddetlü hevâ görgeç
Gubâr-ı makdemin yâd eyledikce çeşm olur nem-nâk
Bi‘aynih eyle kim gözler yaşarur tûtiyâ görgeç
Cefâ mu‘tâdı gönlüm ey gözüm bir hâle yetmiş kim
Sürûr eyler dem-â-dem leşker-i derd ü belâ görgeç
Biter yerden nebât-ı gam yağar gökden belâ her dem
Ki ben tek yeryüzünde her zaman bir mübtelâ görgeç
Nigârî dem-be-dem ağlar gözüm her dem yanar cânım
Dem-â-dem cûş ider kanım zemîn-i Kerbelâ görgeç
Günümüz Türkçesiyle
1. Mahallenin köpeği benim gibi bir yoksulu görünce ses verir; tanıdıklar birbirini görünce merhaba der.
2. Gönül sabah akşam mahallenin köpeğiyle dolaşır; çünkü yol ehlinin âdetidir, bir kılavuz görünce ona uyarlar.
3. Gönül ah ettikçe başım her yana döner; deniz şiddetli bir rüzgâr görünce elbette dalgalanır.
4. Ayağının tozunu andıkça göz nemlenir; tıpkı gözlerin sürme taşını görünce yaşarması gibi.
5. Ey gözüm, cefaya alışmış gönlüm öyle bir hâle varmış ki dert ve bela ordusunu görünce her an sevinir.
6. Benim gibi yeryüzünde bir belaya tutulmuşu her zaman görünce yerden her an gam bitkisi biter, gökten bela yağar.
7. Nigârî, her an gözüm ağlar, canım yanar; Kerbelâ toprağını görünce kanım her an coşar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazel hafif bir şakayla başlar ve ağır bir anışla biter. İlk iki beyitte sevgilinin mahallesindeki köpek âşığın tanıdığıdır: onu görünce ses verir, tıpkı iki tanıdığın birbirini görünce merhaba demesi gibi. İkinci beyitte gönül bu köpekle dolaşır ve gerekçesi tasavvuf dilinden alınır: "tarîk ehli", yol ehli, bir "reh-nümâ", kılavuz görünce ona uyar. Mürşide uyma adabı, mahallenin köpeğine uymaya dönüşür; köpek sevgilinin kapısını bilen tek kılavuzdur. Sevgilinin mahallesindeki köpeklerle dostluk, divanın daha önceki sayfalarında da işlenmişti.
Orta beyitler doğa gözlemleriyle kurulur. Âşığın ahı başını döndürür, çünkü şiddetli rüzgâr denizi dalgalandırır. Sevgilinin ayağının tozunu anmak gözü yaşartır, çünkü "tûtiyâ", göze çekilen sürme taşı da gözü yaşartır; divan şiirinde sevgilinin ayağının tozu zaten bir sürme gibi göze çekilir. Beşinci ve altıncı beyitlerde bela bir ordu, gam bir bitki, bela bir yağmur olur; cefaya alışmış gönül bu ordu karşısında sevinir.
Son beyit gazeli Kerbelâ'ya bağlar: Kerbelâ toprağını görünce şairin kanı coşar. Divanda Hz. Hüseyin ve Kerbelâ şehitleri sık anılır; Kerbelâ toprağı, Ehl-i Beyt sevenleri için yasın ve şehadetin simgesidir. Nigârî'nin bu toprağı gerçekten görüp görmediği bilinmez; beyit, gözyaşı ve yanık can imgelerini o yasın içine yerleştirir. Redif "görgeç" (görünce), divanın bir önceki sayfalarındaki gazelde olduğu gibi Azerbaycan Türkçesine özgüdür; önündeki kafiye ise bî-nevâ'dan Kerbelâ'ya uzun bir "â" ile kurulur (bî-nevâ, merhabâ, reh-nümâ, hevâ, tûtiyâ, belâ, mübtelâ, Kerbelâ).
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 104, s. 72. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






