Özgün Metin
Vezin: Müfte‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün
Gonçe emîrâne koyup başa tâc
Bağçe serâlardan alupdur harâc
Câme-i sûrâne giyüp tâze gül
Bâğa ‘arûsâne virüpdür revâc
Seyr-i surûrâne kılur andelîb
Gonçe ‘arûsâne kılur ibtihâc
‘Âşık u ma‘şûk çemen ü gonçe gül
Bülbül-i şûrîde kılup imtizâc
Ey büt ayağ al ki hırâmânına
Tâ ki nisâr eyleye gülzâr bâc
Hüsn-i hüveydâna gerekmez delîl
Şemse kıyâsâ ne gerek ihtiyâc
Tab‘-ı şirîn şi‘r-i şeker-bâr ile
Eyledi ‘arz-ı garaz ihtiyâc
Kıldı lebin vasfını manzûm-hûb
Mîr Nigârîyi belâgat-mizâc
Günümüz Türkçesiyle
1. Gonca emirce başına taç koyup bahçe saraylarından haraç almış.
2. Taze gül düğün elbisesi giyip bahçeye gelin gibi rağbet vermiş.
3. Bülbül sevinçle geziniyor; gonca gelin gibi seviniyor.
4. Âşık ve maşuk, çimen ve gonca gül, çılgın bülbülle birbirine karışmış.
5. Ey put, kadehi al ki salınarak yürüyüşüne gül bahçesi vergi saçsın.
6. Apaçık güzelliğine delil gerekmez; güneşe bakınca (başka) ne ihtiyaç var.
7. Tatlı tabiat, şeker yağdıran şiirle maksadını ve ihtiyacını arz etti.
8. Dudağının vasfı Mîr Nigârî'yi güzel nazım söyleyen, belagat mizaçlı biri yaptı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazelin ilk dört beyti bir bahar sahnesidir ve sahne bir saray düğünü gibi kurulur. Gonca bir emir gibi başına taç koymuş, bahçe saraylarından haraç almaktadır. Taze gül "câme-i sûrâne", düğün elbisesi giymiş, bahçeye gelin gibi gelmiştir. Bülbül sevinçle dolaşır, gonca gelin gibi sevinir; âşık ile maşuk, çimen ile gül, bülbülle birbirine karışmıştır. Divan şiirinde bahar tasvirleri çoğu zaman kasidelerin girişinde, "bahariye" bölümlerinde yer alır; Nigârî bu tasviri kısa bir gazelin içine yerleştirir.
Beşinci beyitte sahneye sevgili girer. Sevgili kadehi alıp salınarak yürüdüğünde bütün gül bahçesi onun ayağına vergi saçacaktır. Böylece ilk beyitlerde haraç alan gonca, sevgilinin karşısında vergi veren olur; bahar bile sevgilinin tebaasıdır. Altıncı beyit bu üstünlüğü bir mantık cümlesiyle söyler: apaçık güzelliğe delil gerekmez, güneşe bakan için başka kanıt aranmaz. Mevlânâ'nın Mesnevî'sinde geçen "Güneşin delili güneştir" sözü bu düşüncenin bilinen bir ifadesidir; beyit ona yakındır, ama şair bir kaynak anmaz.
Son iki beyit şiire döner. Şairin tatlı tabiatı şeker yağdıran şiirle derdini arz etmiş, sevgilinin dudağını vasfetmek de onu "belâgat-mizâc", yaratılıştan belagatli biri yapmıştır. Divanın birçok gazelinde olduğu gibi şiirin kaynağı yine sevgilidir. Goncanın tâcı ile açılan "-âc" kafiyesi şairin mizâcı ile kapanır; arada harâc, revâc, ibtihâc, imtizâc, bâc ve iki kez kullanılan ihtiyâc vardır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 101, s. 70-71. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






