Özgün Metin
Vezin: Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün
Düşer toprağa dil zülfün serinde bir hevâ görgeç
Te‘alluk eylemek resm-i segândır bir nevâ görgeç
Görüp kanlu sirişkim yögrüşüp itler mezâk eyler
Ki zühd ehline adetdir sevinmek şorba görgeç
Öper hâk-i peyin fi'l-hâl gönlüm dürd-nûşânın
Ki ashâb-ı hulûs eyler sücûd ehl-i Hudâ görgeç
Dem-â-dem ger niyâz itsem yine ol serv nâz eyler
Ki nâz eyler belî erbâb-ı devlet bî-nevâ görgeç
Cemâlin pertevi kanda olursa segridir cânım
Gidüp pervâne çâbük-ter ne yerde bir ziyâ görgeç
Görem hıfzeylesün Mevlâ ne çâbükdür gözün zîrâ
Dil-i vahşânemi sayd eyledi ol ibtidâ görgeç
Nigârî cevr-i gamzenden şikâyet eylemez ammâ
Kılur izhâr-ı ahvâlin gedâlar pâdişah görgeç
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül zülfünün ucunda bir heves görünce toprağa düşer; bir lokma görünce bağlanıp kalmak köpeklerin âdetidir.
2. Kanlı gözyaşımı görüp itler birbirine girip tadına bakar; nitekim zühd ehlinin âdetidir, çorba görünce sevinmek.
3. Gönlüm tortu içenlerin ayağının toprağını hemen öper; çünkü ihlas sahipleri Hudâ ehlini görünce secde eder.
4. Her an niyaz etsem de o servi yine naz eder; evet, devlet sahipleri yoksulu görünce naz eder.
5. Cemalinin ışığı nerede olursa canım oraya sıçrar; pervane bir yerde ışık görünce çabucak oraya gider.
6. Mevlâ korusun, gözün ne çabuktur; yabani gönlümü görür görmez avladı.
7. Nigârî gamzenin cevrinden şikâyet etmez; ama dilenciler padişahı görünce hâllerini arz ederler.
Edebî ve Tarihî Yorum
İkinci beyit, Nigârî'nin zahitlere yönelttiği iğnelemelerin en alaycılarından birini taşır. Âşığın kanlı gözyaşlarını gören köpekler birbirine girip onları yalar; şair bunu bir benzetmeyle açıklar: "zühd ehline âdetdir sevinmek şorba görgeç", zühd ehlinin âdetidir, çorba görünce sevinmek. Dünyadan el çektiğini söyleyen zahidin bir tas çorba karşısındaki sevinci, köpeğin bir lokma karşısındaki hâline benzetilir. Zahidin dünyaya düşkünlüğü ve gösterişi divan şiirinin bilinen konularındandır, ama çorba kadar gündelik bir kelimeyle söylenmesi beyte ayrı bir keskinlik verir.
Gazel "görgeç", görünce redifiyle kurulmuştur ve divanın cim bölümünde bu redifle yazılmış üçüncü gazeldir. Her beyit bir görme anıyla bir davranışı eşler: lokmayı gören köpek bağlanır, Hudâ ehlini gören ihlaslı secde eder, yoksulu gören zengin naz eder, ışığı gören pervane koşar, padişahı gören dilenci hâlini arz eder. Beyitlerin ikinci mısraları bir tür atasözü gibi işler ve ilk mısradaki aşk hâlini gündelik bir gözlemle açıklar.
Üçüncü beyitteki "dürd-nûşân", tortu içenler, kadehin dibinde kalan tortuyu içen alçakgönüllü rintlerdir; gönül onların ayağının toprağını öper. Son beyit bir şikâyet etmeme sözüyle kapanır: Nigârî gamzenin cevrinden yakınmaz, ama dilencinin padişahı görünce hâlini arz etmesi gibi o da hâlini anlatır. Beşinci beyitteki "segridir", sıçrar, Azerbaycan ve Doğu Anadolu ağızlarında yaşayan "seğirtmek" fiilini hatırlatır. Kafiye sözleri hevâ, nevâ, şorba, Hudâ, bî-nevâ, ziyâ, ibtidâ ve pâdişah'tır; uzun "-â" sesine dayanan bu düzene "şorba" ile "pâdişah" tam uymaz.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 106, s. 73. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






