Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fe‘ûlün

Eller cem‘ olur hâl-i perîşânımı görgeç
Dağlar dağılur tîşe-i efgãnımı görgeç
Güller saçılur la‘l-i lebinden gelerek tâ
Her şâm u seher çeşm-i dür-efşânımı görgeç
Bakdıkça bana gamzelerin kanıma kaynar
Çeşmin susuyor bağr-ı pür-alkanımı görgeç
Bîmâr gözün derdini tâlibleri gördüm
Terk etti benim âteş-i hicrânımı görgeç
Havf eyleyen ol âteş-i niyrân eleminden
Nîrâne sığındı dil-i sûzânımı görgeç
Hüsnâlık ile hûrşîd-i rahşânı kıl yâd
Olmaz mı hacel ‘ârız-ı cânânımı görgeç
Yer ehli bilürdi beni gök ehli Nigârî
Bildi kamu ‘arşı yakan efgãnımı görgeç

Günümüz Türkçesiyle

1. Perişan hâlimi görünce eller (insanlar) toplanır; figan külüngümü görünce dağlar dağılır.

2. Her sabah akşam inci saçan gözümü görünce la'l dudağından güller saçılarak gelir.

3. Sana baktıkça gamzelerin kanıma girmek için kaynaşır; gözün, kanla dolu bağrımı görünce (kana) susar.

4. Gördüm ki hasta gözünün derdine düşenler, ayrılık ateşimi görünce o derdi bıraktılar.

5. Cehennem ateşinin eleminden korkan kişi, yanan gönlümü görünce cehennem ateşine sığındı.

6. Parlayan güneşi güzellikte (seninle kıyasla) an; sevgilimin yanağını görünce utanmaz mı?

7. Nigârî, yer ehli beni bilirdi; Arş'ı yakan figanımı görünce gök ehli de hep bildi.

Edebî ve Tarihî Yorum

Gazelin her beyti "görgeç" diye biter. Bu kelime "görünce" demektir ve Azerbaycan Türkçesine özgü "-gaç/-geç" ekini taşır; divanın birçok şiirinde olduğu gibi burada da şairin doğduğu bölgenin dili gazelin redifine yerleşmiştir. Redif her beyitte bir görme anını işaretler: halk âşığın perişan hâlini, dağlar figanını, sevgilinin gözü kanlı bağrını, cehennemden korkan kişi yanan gönlünü, gök ehli de figanını görür ve her biri buna göre davranır.

Üçüncü beyit, Hüsameddin'in Amasya Tarihi'ndeki Nigârî maddesinde tek başına aktarılmış ve sitemizde Beyit 5 olarak ayrı bir sayfada yayımlanmıştır. O sayfada "susuyor" kelimesinin hem susamak hem susmak anlamıyla okunabileceği tartışılmıştı. Gazelin tamamı Bilgin'in yayımladığı divanda görülebiliyor: beyit yedi beyitlik bir gazelin üçüncüsüdür; o sayfada tahmin edildiği gibi matla değildir, redifi de "görgeç"tir.

Beşinci beyit gazelin en keskin abartısını taşır: cehennem ateşinden korkan biri, âşığın yanan gönlünü görünce cehenneme sığınır. Âşığın içindeki ateş cehennemden daha korkunçtur. İlk beyitteki "tîşe-i efgân", figan külüngü, Ferhat'ın dağı delen külüngünü hatırlatır: âşığın feryadı dağları dağıtacak güçtedir. Son beyitte âşığın ünü yeryüzünden göğe yükselir; yer ehli onu zaten tanımaktadır, Arş'ı yakan figanı onu gök ehline de tanıtır. Görgeç'ten önceki kafiye sözleri perîşân, efgân, dür-efşân, pür-alkan, hicrân, sûzân ve cânân'dır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar