Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Sana hem-çeşm görünmez sana kimdir hem-tâc
Sana mânend bulunmaz sana ‘âlem muhtâc
Ey meh-i mâye-i mâhiyyet-i Âdem ‘âlem
Olmasaydın ebed olmazdı ‘ademden ihrâc
Bâ‘is-i ferş ü ey ‘arş-i mu‘allâ sebebi
Pestdir mertebe-i şânına nisbet mi‘râc
Şeb-i mi‘râc ki berk urdu Burâkın na‘li
Mâh yandırdı meşâ‘îl ki virüp çerha revâc
Kıble-i ‘âlem-i kudsî ser-i kûyundur kim
Zâyiri zümre-i ervâh Cibrîl mîr-i hâc
Nazar-ı Ka‘be vü takbîl-i Hacerle bulmaz
Kâm eger hâk-ı ser-i kûyunu öpmez hicâb
Bir suâldir sebeb el-hâsıl senden yohsa
Gayr-ı güftâr degül bâ‘is-i dâr-ı Hallâc
İltifât-ı nigehin ‘ayn-ı inâyetdir kim
İstikãmet sunar ol her kime bahsa kıykac
Tâlib-i tâc gubâr-ı kademindir ihsân
Eylegil Mîr Nigârî başı açık muhtâc

Günümüz Türkçesiyle

1. Sana eş görünmez, senin taç ortağın kim olabilir; sana benzer bulunmaz, âlem sana muhtaçtır.

2. Ey Âdem'in mahiyetinin mayası olan ay, ey âlem(in sebebi); sen olmasaydın varlık yokluktan asla çıkarılmazdı.

3. Ey yeryüzünün ve yüce Arş'ın var olma sebebi, miraç bile şanının mertebesine göre alçakta kalır.

4. Miraç gecesi Burak'ın nalı şimşek çaktı; ay meşaleler yaktı ki feleğe parlaklık verdi.

5. Kudsî âlemin kıblesi mahallenin başıdır; ziyaretçileri ruhlar topluluğu, hac emiri Cebrail'dir.

6. Mahallenin başının toprağını öpmeyen (hacılar), Kâbe'yi görmekle ve Hacerü'l-esved'i öpmekle muradına ermez. (Neşirdeki "hicâb" kelimesi kafiye düzenine göre "hüccâc", hacılar, olarak anlaşılmıştır.)

7. Kısacası (her şeyin) sebebi senden gelen bir sorudur; yoksa Hallâc'ın darağacının sebebi bir sözden başka bir şey değildir. (Beyit yaklaşık olarak anlaşılmıştır.)

8. Bakışının iltifatı inayetin ta kendisidir; o bakış, yan da olsa kime yönelse ona doğruluk sunar. (Beyit yaklaşık olarak anlaşılmıştır.)

9. Başı açık, muhtaç Mîr Nigârî, ayağının tozunu taç olarak istiyor; bu ihsanı ona eyle.

Edebî ve Tarihî Yorum

Beşinci ve altıncı beyitler gazelin en cüretli yeridir. Peygamber'in mahallesi "kıble-i ‘âlem-i kudsî", kutsal âlemin kıblesidir; oranın ziyaretçileri ruhlardır, hac kafilesinin başı ise Cebrail'dir. Altıncı beyit bunu bir hükme bağlar: Kâbe'yi görmek ve Hacerü'l-esved'i öpmek, Peygamber'in mahallesinin toprağı öpülmedikçe muradı vermez. Kâbe'yi bile Peygamber'in mahallesinin ardına koymak, Peygamber sevgisini her şeyin önüne koyan tasavvuf şiirinin cesur bir ifadesidir. Neşirde altıncı beytin son kelimesi "hicâb" diye basılmıştır; bu kelime kafiyeye uymaz, "hüccâc", hacılar, okuması hem kafiyeyi hem anlamı tamamlar.

İkinci beyit tasavvuf çevrelerinde sevilen "Levlâke" sözüne dayanır: "Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım." Peygamber Âdem'in mahiyetinin mayası ve âlemin sebebidir; o olmasaydı hiçbir şey yokluktan çıkmazdı. Üçüncü beyitte miraç bile onun mertebesine göre alçakta kalır. Dördüncü beyit miraç gecesini bir şenlik gibi anlatır: Burak'ın nalı şimşek çakar, ay meşaleler yakar.

Sekizinci beyit, bir önceki naatta görülen yan bakış imgesini sürdürür: Peygamber'in bakışı "kıykac", yan da olsa, kime yönelse ona "istikâmet", doğruluk verir. Yedinci beyitte ise Hallâc-ı Mansûr yeniden anılır; darağacına götüren şeyin onun söylediği bir söz olduğu, divanın birkaç yerinde işlenen Hallâc hikâyesine bağlanır, ama beytin ilk mısraı kesin anlaşılmaz. Kafiye sözleri hem-tâc, muhtâc, ihrâc, mi‘râc, revâc, hâc, Hallâc ve kıykac'tır; altıncı beyitte hüccâc okuması benimsenirse o da bu "-âc" dizisine katılır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar