Özgün Metin

Vezin: Müfte‘ilün Fâ‘ilün Müfte‘ilün Fâ‘ilün

Tîr ü kemânıyla yâr eylediği bâza bah
Bâzî-i ebrûyı gör çeşm-i çep-endâza bah
‘İşve-i cânâneye cilve-i peymâneye
Gamze-i şâhâneye dîde-i şehbâza bah
Bî-ser ü pâ pey-revân fırka-i cânbâzı gör
Câna heves eylemez zümre-i serbâza bah
Meclis-i hûbâna var seyr eyle gör kim ne var
Âh ne nazlar satar dilber-i tannâza bah
Mey-kede-i mihrde ‘âşık-ı küstâhlar
Şâm ü seher nev-be-nev eylediği nâza bah
Sayha-i sâzendeye levha-i hânendeye
Seyr eyle hûy hâyı gör pâ-yı ser-endâza bah
Hey hey-i ehl-i safây vey vey-i ehl-i semâ‘
Âh-ı ciger-hârı gör güm güm-i âvâza bah
Kulkul-i peymâneye gulgul-i mestâneye
Sûziş-i sâzendeye zemzeme-i sâza bah
Lehçe-i güftâr-ı yâr bâde-i la‘l-i nigâr
Nutkın açup söylüyor ‘âşık-ı dilbâza bah
Güfte-i erbâb-ı dil çokdu velî nükte-i
Mîr Nigârîyi gör Hâfız-ı Şîrâza bah

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevgilinin ok ve yayıyla oynadığı oyuna bak; kaşın oyununu gör, yan bakışla ok atan göze bak.

2. Sevgilinin işvesine, kadehin cilvesine, şahane gamzeye, şahin gibi göze bak.

3. Başı ayağı olmayan (her şeyini bırakmış) ardınca gidenleri, canını ortaya koyanlar takımını gör; cana heves etmeyen, başını ortaya koyanlar topluluğuna bak.

4. Güzellerin meclisine var, seyret, gör orada ne var; ah, nazlı dilberin ne nazlar sattığına bak.

5. Sevgi meyhanesinde küstah âşıkların akşam sabah yeni yeni ettikleri naza bak.

6. Sazendenin feryadına, hanendenin nağmesine; seyret, hay huyu gör, başını savuran (raksa kalkan) ayağa bak. (Beyit yaklaşık anlaşılmıştır.)

7. Safa ehlinin "hey hey"ine, sema ehlinin "vay vay"ına; ciğer yırtan âhı gör, sesin güm gümüne bak.

8. Kadehin lıkırtısına, sarhoşların uğultusuna, sazendenin yanışına, sazın nağmesine bak.

9. Sevgilinin konuşmasının tatlı diline, güzelin dudağının şarabına; ağzını açıp konuşan gönül eğlendiren âşığa bak. (Beytin anlamı kesin değildir.)

10. Gönül ehlinin söylediği söz çoktur, ama Mîr Nigârî'nin nüktesini gör, Şirazlı Hâfız'a bak.

Edebî ve Tarihî Yorum

Davul, kadeh ve kalabalık: gazel bir sema meclisinin sesleriyle doludur. Yedinci ve sekizinci beyitlerde Nigârî meclisi kulakla dinletir: safa ehli "hey hey" der, sema ehli "vay vay" diye inler, davul "güm güm" vurur, kadeh "kulkul" diye lıkırdar, sarhoşlardan "gulgul" diye bir uğultu yükselir, saz "zemzeme" eder. Altıncı beyitteki "hûy hây" da kalabalığın gürültüsüdür. Bu yansıma sesler, divan gazelinde pek sık görülmeyen bir canlılık getirir ve okuyanı meclisin ortasına koyar. Sazende, hanende, başını savurarak dönen ayak gibi sözler de mecliste müzik ve raksın birlikte olduğunu gösterir.

Gazelin ritmi de bu canlılığa katılır. Vezin "müfte‘ilün fâ‘ilün müfte‘ilün fâ‘ilün"dür ve her mısra ortadan ikiye bölünür. Nigârî bu bölünmeyi iç kafiyelerle işaretler: "‘işve-i cânâneye / cilve-i peymâneye", "sayha-i sâzendeye / levha-i hânendeye", "kulkul-i peymâneye / gulgul-i mestâneye". Böylece her yarım mısra bir adım gibi tekrarlanır ve gazel bir raks ezgisine yaklaşır.

Redif "bah", Azerbaycan Türkçesinde "bak" fiilinin söylenişidir ve Arap harfleriyle "hı" (خ) ile yazıldığı için gazel bu harfin bölümünde yer alır. Redifin önündeki on bir uyak kelimesi (bâz, çep-endâz, şehbâz, serbâz, tannâz, nâz, ser-endâz, âvâz, sâz, dilbâz, Şîrâz) uzun "â" ve "z" ile kapanır. Birinci ve üçüncü beyitlerde "bâz" kelimesi farklı birleşiklerde döner: sevgilinin ok ve yayla oynadığı oyun, şahin anlamındaki "şehbâz", canını ortaya koyan "cânbâz", başını ortaya koyan "serbâz".

Kapanış beytinde Şirazlı Hâfız'ın adı geçer ve şair kendini onunla yan yana koyar. Gönül ehlinin sözü çoktur, ama Nigârî'nin nüktesine bakan Hâfız'ı görmüş olur. Farsça gazelin en büyük ustası sayılan Hâfız'ın adı, kafiyedeki "Şîrâz" kelimesiyle gazelin son sesine yerleşmiştir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar