Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Ne idem çâre nedür ‘ârız-ı yâr ey sâkî
Saldı peyveste dil-i zârıma nâr ey sâkî
Görmedim mahrem-i esrâr-ı sabâdan bir eser
Ne ‘aceb gelmedi ol peyk-i nigâr ey sâkî
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey sâkî, ne çare edeyim, sevgilinin yanağı nedir ki inleyen gönlüme durmadan ateş saldı, ey sâkî.
2. Sırların sırdaşı olan saba rüzgârından bir iz görmedim; şaşılacak şey, sevgilinin o habercisi gelmedi, ey sâkî.
Edebî ve Tarihî Yorum
Saba rüzgârı burada "mahrem-i esrâr", sırların sırdaşı ve "peyk-i nigâr", sevgilinin ulağı olarak anılır. Divan şiirinde saba, sabah vakti doğudan esen hafif rüzgârdır; sevgilinin kokusunu ve haberini âşığa taşır, âşığın selamını da ona götürür. Bu yüzden iki sevgili arasındaki sırları bilen tek aracıdır. Dörtlükte bu aracı gelmemiştir ve âşık ondan bir iz bile görememiştir. Zel bölümünü açan "kâğız" redifli gazelde de mektup gelmiyor, saba âşığın yanından utanarak geçiyordu; sâkî dörtlüğü aynı bekleyişi kısaca yeniden söyler.
İlk beyitte ateşin kaynağı sevgilinin yanağıdır. "Peyveste", bitişik, ara vermeden demektir; yanak âşığın inleyen gönlüne ara vermeden ateş salmaktadır. Âşık sâkîye ne çare edeceğini sorar ama bir istekte bulunmaz; dörtlükte şaraptan söz edilmez. Kafiye kelimeleri "yâr, nâr, nigâr" re harfiyle biter ve divanın zel bölümünden sonra gelecek re bölümünün sesini taşır. Son kelimedeki "nigâr", sevgili, şairin mahlasının da kökündedir.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 151, s. 97. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






