Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Virmegil ‘âşık-ı dîdâra ‘azâb ey sâkî
Yüzden al perdeni al eyle sevâb ey sâkî
Âh yandı cigerim döndi kızıl kana bugün
Kanı peymâne-i sahbâ mey–i nâb ey sâkî

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sâkî, yüzünü görmek isteyen âşığa azap verme; yüzünden perdeni kaldır, bir sevap kazan.

2. Ah, bugün ciğerim yandı, kıpkızıl kana döndü; ey sâkî, hani şarap kadehi, hani saf şarap?

Edebî ve Tarihî Yorum

Divanın elif harfiyle biten gazelleri bu dörtlükte sona erer ve hemen ardından "Harfü'l-bâ", be harfiyle biten gazeller başlar. Pervane Bayram, Nigârî'nin her harfin gazellerinin sonuna sâkîye seslenen iki rubai koyduğunu ve bu rubaileri gazellerin kafiyesine uygun olarak alfabetik bir düzende yazmaya çalıştığını belirtir. Bu dörtlüğün kafiyesi buna güzel bir örnektir: "‘azâb, sevâb, nâb" kelimeleri "be" harfiyle biter. Rubai elif bölümünü kapatırken bir sonraki harfin sesini şimdiden duyurur; tıpkı divanın başındaki iki rubainin elif kafiyesiyle elif gazellerini karşılaması gibi.

Dörtlüğün sâkîsi sevgiliyle bir tutulur ve ondan iki şey istenir. İlk beyitte yüzündeki perdeyi kaldırması: âşığa bu perdeyle azap vermek yerine yüzünü göstermek bir sevaptır. İkinci beyitte şarap: ciğer yanmış, kana dönmüştür ve bu yangını ancak saf şarap söndürebilir. Divan şiirinde ciğerin kana dönmesi en derin acının anlatımıdır; kırmızı şarap ile kızıl kan arasındaki renk benzerliği de bu iki beyti birbirine bağlar.

Vezin, öteki sâkî rubailerinde olduğu gibi klasik rubai kalıplarından biri değildir; neşir onu remelin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıyla okur. Üçüncü mısra kafiyesiz kalır, öteki üçü "ey sâkî" redifiyle biter.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar