Özgün Metin
Vezin: Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün
Görem bî-dâğ bu ‘âlemde âdem olmasun yâ Rab
Dağılsun nüh felek bî–mihr ‘âlem olmasun yâ Rab
Beden bî-derd ü cân bî–zevk ü ser bî-kâse-i ser-şâr
Ciger bî-dâğ u dil bî-sûz u bî-gam olmasun yâ Rab
Cem‘ olmuş sîne-i sûzânım üzre dâğ-der-dâğa
Ciger pergâlesinden gayr merhem olmasun yâ Rab
Dem–â–dem iltifât-ı gamze-i hûn-rîzden gayrı
Dil-i mecrûhuma ‘âlemde hemdem olmasun yâ Rab
Hadengi safha-i sînemde cevelân eylesün her dem
Kemân-ı gayr dildâre kadim ham olmasun yâ Rab
Harâbât içredir âbâd gönlüm kim bu dergâhın
Ziyâd olsun esâsı dem-be-dem kem olmasun yâ Rab
Nigârî gevher-i maksûdı buldum feyz yaşımda
‘Aceb deryâdır ol deryâ-yı bî-nem olmasun yâ Rab
Günümüz Türkçesiyle
1. Ya Rab, bu dünyada aşk yarası taşımayan bir insan görmeyeyim; dokuz felek dağılsın, ya Rab, sevgisiz bir âlem olmasın.
2. Ya Rab, dertsiz beden, zevksiz can, dolu kadehsiz baş olmasın; yarasız ciğer, yanmayan ve gamsız gönül olmasın.
3. Yanan göğsümün üstünde dağ üstüne dağ toplanmış; ya Rab, bunlara ciğer parçasından başka merhem olmasın.
4. Ya Rab, kan döken gamzenin her an gelen iltifatından başka, yaralı gönlüme dünyada bir yoldaş olmasın.
5. Okları her an göğsümün sayfasında dolaşsın; ya Rab, sevgiliden başkasının yayına boyum eğilmesin.
6. Gönlüm harabatın içinde mamurdur; ya Rab, bu dergâhın temeli her an artsın, hiç eksilmesin.
7. Nigârî, maksat incisini gözyaşımın bereketinde buldum; ne şaşılacak bir denizdir o; ya Rab, o deniz kurumasın.
Edebî ve Tarihî Yorum
Divanın be harfli gazelleri bu şiirle açılır ve gazelin be harfine ait olmasının sebebi rediftir: her beyit "olmasun yâ Rab" diye biter ve son kelime "Rab", be harfiyle sona erer. Nigârî'nin divanında gazeller kafiye harfine değil, redif dahil mısraın son harfine göre sıralanmıştır; bu yüzden redifi elif ile biten "sana", "bana" gibi gazeller de elif bölümünde yer almıştı.
Gazel tersine bir duadır. İnsanlar genellikle dertten, yaradan, gamdan korunmak için dua eder; Nigârî ise dünyada dağsız, yani aşk yarası taşımayan tek bir insan kalmamasını ister. İkinci beyitte bu dilek bir sayımla genişler: dertsiz beden, zevksiz can, kadehsiz baş, yarasız ciğer, yanmayan gönül, gamsız yürek olmasın. "Bî-" (-sız) ön ekiyle kurulan bu kelimeler, eksikliği değil, aşkın yokluğunu kusur sayar. İlk beyitteki "bî-dâğ" ile "dağılsun" arasında da bir ses yakınlığı vardır: dağsız âlem olacaksa felekler dağılsın.
Beşinci beyitte "ham" kelimesi eğri, bükük anlamındadır: âşığın boyu yalnız sevgilinin kaşının yayına eğilmelidir, başkasının yayına değil. Altıncı beyit iki zıt kelimeyi yan yana getirir: "harâbât", yıkık meyhane, ile "âbâd", mamur. Gönül harabatta mamur olmuştur; şair bu harabatı bir "dergâh" olarak anar ve temelinin her an artmasını diler. Tekke anlamı da taşıyan bu kelime, meyhane dilinin bir tasavvuf meclisini anlattığını hatırlatır. Son beyitte gözyaşı bir denizdir ve maksat incisi orada bulunmuştur; şair bu denizin "bî-nem", nemsiz kalmamasını, yani gözyaşının hiç kurumamasını ister. "Âdem"den "nem"e kadar kafiyeler "-em" sesinde birleşir; arada ‘âlem, gam, merhem, hemdem, ham ve kem vardır.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 47, s. 39-40. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar






