el-Hâc Râşid Mehmed Efendi, XIX. yüzyılın ortasında Amasya'nın yerel yönetiminde kâtiplikten tahrirat müdürlüğüne kadar yükselmiş, mutasarrıf Ziya Paşa'nın güvenini kazanmış ve 1295'te (1878) İstanbul'da şehremaneti meclisi üyesiyken ölmüş bir memur şairdir. Babası, 1244'te (1828-29) öldürülen eski Amasya mütesellimi Seyyid el-Hâc Ali Ağa'dır. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın kaleminde o, "gâyet mü'eddeb, şâir, kâtib, zî-nüfûz u servet" bir adamdır: çok terbiyeli, şair, kâtip, nüfuz ve servet sahibi. Şiirleri bugüne gelmemiştir.

Hüsameddin'in Kaydı

Hüsameddin, Amasya Tarihi'nin onuncu cildinde Râşid adlı üç kişiyi art arda anar. Bu sayfanın konusu olan "Râşid Mehmed Efendi-Hacı Yûsuf Ağazâde el-Hâc" maddesi şöyledir:

Amasyalıdır. Esbak Amasya mütesellimi olup 1244'de şehîden vefât eden ıstabl-ı âmire pâyeli es-Seyyid el-Hâc Ali Ağa bin el-Hâc Ömer Çelebi bin el-Hâc Yûsuf Ağa'nın mahdûmudur. Tahsîl-i ilm ü kitâbet ederek Hâfız Ali Paşazâde el-Hâc Ahmed Mikdâd Paşa'ya dâmâd oldu. Ba'dehû ihtisâb kâtibi sonra sırasıyla ihtisâb ağası, zirâ'at müdürü, nüfûs nâzırı olup 1275'de tahrîrât müdürü oldu. Meşhûr mutasarrıf Ziyâ Paşa'ya kendisini fevka'l-âde sevdirdi. Fakat Paşa-yı müşârün-ileyhin 1282 senesi recebinde azlinden az sonra Gümüş ma'deni emîni olarak Amasya'dan kaldırıldı. 1285'de âzim-i Hicâz olup avdette meclis-i idâre a'zâsı oldu. 1288'de Şirvânîzâde Mehmed Rüşdü Paşa'ya refâkat edib İstanbul'a gitdi. Müşârün-ileyhin himmetiyle şehremâneti meclis a'zâsından olup 1295'de orada vefât etdi. Gâyet mü'eddeb, şâir, kâtib, zî-nüfûz u servet idi. Mahdûmları Ahmed Mikdâd, Ali Rızâ Beylerdir.

Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır. Eski Amasya mütesellimi olup 1244'te şehit olarak ölen, Istabl-ı Âmire payesi taşıyan Seyyid el-Hâc Ali Ağa'nın oğludur; Ali Ağa, el-Hâc Ömer Çelebi'nin, o da el-Hâc Yûsuf Ağa'nın oğludur. İlim ve kâtiplik öğrenerek Hâfız Ali Paşazâde el-Hâc Ahmed Mikdad Paşa'ya damat oldu. Sonra ihtisap kâtibi, ardından sırasıyla ihtisap ağası, ziraat müdürü, nüfus nazırı oldu ve 1275'te tahrirat müdürü oldu. Ünlü mutasarrıf Ziya Paşa'ya kendini çok sevdirdi. Fakat paşanın 1282 yılı recebinde görevden alınmasından az sonra Gümüş madeni emini olarak Amasya'dan uzaklaştırıldı. 1285'te hacca gitti, dönüşte idare meclisi üyesi oldu. 1288'de Şirvânîzâde Mehmed Rüşdü Paşa'nın yanında İstanbul'a gitti. Paşanın yardımıyla şehremaneti meclisi üyesi oldu ve 1295'te orada öldü. Çok terbiyeli, şair, kâtip, nüfuzlu ve servet sahibi biriydi. Oğulları Ahmed Mikdad ve Ali Rıza Beylerdir.

Kaynakların Durumu

Amasya şairlerinin ana listesinde bu kaydın ölüm tarihi 1314 olarak geçiyordu. Bu tarih, Hüsameddin'in aynı maddenin sonuna eklediği başka bir aileden birinin ölüm yılıdır. Hüsameddin, adaşı olan Amasya eşrafından Yumuk Osmanzâde el-Hâc Mehmed Efendi'nin oğlu Râşid Mehmed Efendi'nin belediye meclisi üyesiyken 1312'de (1894-95), kardeşi Abdullah Nûrî Efendi'nin de 1314'te (1896-97) öldüğünü yazar. Bir sayfa önce verilen Kahvecizâde Râşid Mehmed Efendi de bambaşka biridir; mektubî-i maliye kaleminden yetişip Amasya'da ve Niğde'de kaymakamlık etmiş, 1267'de (1850-51) azledilmiş ve bir süre sonra ölmüş bir kâtiptir. Hüsameddin onu da "kâtib, edîb, şâir" diye anar. Üç adaşın ayrı kişiler olduğu açıktır; bu sayfa yalnız Hacı Yûsuf Ağazâde Râşid Mehmed Efendi'yi konu alır. "Râşid" sözünün mahlas mı, çift adın ilk yarısı mı olduğu da maddeden çıkmaz.

Hayatı

Doğum yılı maddede yer almaz. Babası Seyyid el-Hâc Ali Ağa, sarayın ahır teşkilatı olan Istabl-ı Âmire'den paye almış bir ayan ve Amasya'nın eski mütesellimidir; Hüsameddin onun 1244'te "şehîden", yani bir saldırı ya da çatışma sonucu öldüğünü yazar, olayın ayrıntısını vermez. Râşid mesleğe Amasya'da çarşı, esnaf ve fiyat denetimini yürüten ihtisap dairesinde kâtip olarak başlamıştır. İhtisap ağalığından sonra ziraat müdürü ve nüfus nazırı olmuş, 1275'te (1858-59) sancağın yazışmalarını yöneten tahrirat müdürlüğüne getirilmiştir. Evliliği de bu yükselişin bir parçasıdır: kayınpederi Hâfız Ali Paşazâde el-Hâc Ahmed Mikdad Paşa'dır ve oğullarından birine de onun adını vermiştir.

Hüsameddin'in "meşhûr mutasarrıf" dediği Ziya Paşa, şair ve Tanzimat aydını Ziya Paşa'dır; Amasya mutasarrıflığı Râşid'in hayatının en parlak dönemine denk gelir. Paşanın 1282 receb ayında (Kasım-Aralık 1865) görevden alınmasının hemen ardından Râşid'in Gümüş madeni eminliğine verilerek Amasya'dan uzaklaştırılması, ikisinin yakınlığının yeni idareciler tarafından hoş karşılanmadığını düşündürür; Hüsameddin bir sebep söylemez, yalnız "fakat" bağlacıyla iki olayı birbirine bağlar. Ziya Paşa'nın Amasya yılları sitede ayrı bir yazının, Ziya Paşa yazısının konusudur.

1285'te (1868-69) hacca gitmiş, dönüşünde sancağın idare meclisine üye olmuştur. 1288'de (1871-72) Amasyalı devlet adamı Şirvânîzâde Mehmed Rüşdü Paşa'nın maiyetinde İstanbul'a gitmiş, onun desteğiyle İstanbul şehremanetinin meclisine girmiş ve 1295'te (1878) İstanbul'da ölmüştür. Rüşdü Paşa'nın hayatı ve şiirleri için Şirvânîzâde Rüşdî Mehmed Paşa yazısına bakılabilir.

Amasya ile Bağı

Râşid Mehmed Efendi Amasyalı bir ayan ailesinden gelir ve hayatının büyük kısmını Amasya'nın yönetiminde geçirmiştir. Uzun yıllar şehrin ihtisap, ziraat, nüfus ve tahrirat işlerinde görev almış, Ziya Paşa'nın mutasarrıflığında sancağın kalemini yönetmiştir. Son yıllarını İstanbul'da geçirmesi de Amasya bağıyla ilgilidir, çünkü oraya hemşehrisi Rüşdü Paşa'nın himayesiyle gitmiştir.

Şiiri

Râşid Mehmed Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Maddede "şâir" sıfatından öte bir iz yoktur: ne bir eser adı geçer ne bir beyit, şiirlerin nerede bulunabileceğine dair bir not da düşülmemiştir. Şair bir mutasarrıfın yanında kalem yönetmiş olması, Ziya Paşa ile şiir üzerinden de bir yakınlık kurduğunu düşündürebilir; kaynakta buna dair tek bir söz bulunmadığı için bu ancak bir tahmin olarak kalır.

Kronoloji

1244 (1828-29): Babası, eski Amasya mütesellimi Seyyid el-Hâc Ali Ağa öldürülür.

1275 (1858-59): Amasya tahrirat müdürü olur.

1282 receb (1865): Mutasarrıf Ziya Paşa'nın azlinden kısa süre sonra Gümüş madeni emini olarak Amasya'dan ayrılır.

1285 (1868-69): Hacca gider; dönüşte idare meclisi üyesi olur.

1288 (1871-72): Şirvânîzâde Mehmed Rüşdü Paşa ile İstanbul'a gider.

1295 (1878): İstanbul'da şehremaneti meclisi üyesiyken ölür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar