Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)

Sen kemân-ebrû çevirelden yüzüñ ben hâkden
Tîr-i âhum dâyimâ eyler güzer eflâkden
Şâdisinden sad mu‘allak ura ol sayd ey sanem
Asasın öldürdügüñden soñra ger fitrâkden
Zehr-i hecrüñ ey tabîb-i dil senüñ ben hasteye
Hoş gelür nâ-dân elinden irişen tiryâkden
Mest idüm mey-hâne-i ‘ışkuñda la‘lüñ yâdına
Dehr bâgında nişân virilmez iken tâkden
Şâz u handân olup agyâr ile cânâ bir nefes
Bir dem âgâh olmaduñ hâl-i dil-i gamnâkden
Hil‘at-i ‘ışkuñ geyen hâşâke tercîh eyleye
Atlas-ı zer-bâfti kûyuñdaki hâşâkden
Fehm idelden ey Refîkî hüsnüñüñ mâhiyyetin
Kalmışam fikr ü hayâl ü dâniş ü idrâkden

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey yay kaşlı, sen ben topraktan yüzünü çevireli, âhımın oku durmadan göklerden geçer.

2. Ey put güzeli, öldürdükten sonra o avı terkiye kayışına assan, sevincinden yüz takla atar.

3. Ey gönül hekimi, ayrılığının zehri ben hastaya cahil birinin elinden gelen panzehirden daha hoş gelir.

4. Zaman bahçesinde henüz asmadan (tâk) iz yokken ben aşkının meyhanesinde dudağının hatırasıyla sarhoştum.

5. Ey sevgili, rakiplerle bir an şen ve güleç olup gamlı gönlün hâlinden bir kez bile haberdar olmadın.

6. Aşkının hilatini giyen, senin sokağındaki çer çöpü altın işlemeli atlasa tercih eder.

7. Ey Refîkî, güzelliğinin mahiyetini anladığımdan beri düşünceden, hayalden, bilgiden ve idrakten kaldım.

Edebî ve Tarihî Yorum

Asmadan Önceki Sarhoşluk

Tasavvufi şiirin bilinen ezel bezmini Refîkî dördüncü beyitte kendi kelimeleriyle anlatır. Âşık, zaman bahçesinde henüz asma (“tâk”) bulunmadan, yani şarabın kaynağı olan üzüm bile yaratılmadan önce, sevgilinin dudağının hatırasıyla aşk meyhanesinde sarhoştur. Aşk sarhoşluğu böylece dünyadaki şaraptan önce gelir; Elest gününde ruhların içtiği şarap düşüncesine bağlanır. “Tâk” kelimesi kemer, kubbe anlamına da gelir ve “dehr bâgı” (zaman bahçesi) ile birlikte göğün kubbesini de çağrıştırabilir; ama beytin asıl anlamı asma üzerinden kurulur.

İkinci beyit av sahnesine döner. Avcı öldürdüğü avı eyerinin terkisindeki kayışa (“fitrâk”) asar; âşık, sevgilinin avı olduktan sonra bu kayışa asılmayı bir onur sayar ve av, sevincinden “sad mu‘allak”, yüz takla atar. Üçüncü beyitte ayrılık yine zehirdir; ama sevgiliden gelen zehir, cahil bir hekimin verdiği panzehirden hoştur. Altıncı beyitte aşkın hilatini giyen, sevgilinin sokağındaki çer çöpü altın işlemeli atlasa tercih eder. Mahlas beyti güzelliğin mahiyeti karşısında düşünce, hayal, bilgi ve idrakin tükenişini sıralar. Beşinci beyitteki “Şâz” yazımı Pervâne’de “Şād” biçimindedir.

“Velehû” Başlığıyla İkinci Nazire

Gazel, Mecma‘u’n-Nezâ’ir’de “Velehû Eyzen” başlığıyla Gazel 40’ın ardından ve aynı Kemalpaşazâde zemininde yer alır. Pervâne Bey Mecmuası’nda ise ayrı bir “Naẓīre-i Refīḳī” başlığıyla, Hilâlî zeminine yazılmış nazireler arasında birkaç şiir sonra gelir. Av ve hilat beyitleri Pervâne’nin beş beyitlik metninde yer almaz. Pervâne’nin matlaında “çevürelden yüzin” ibaresi yer alır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar