Özgün Metin

Vezin: Mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün (hezec)

Benüm gayrumla ey sâkî şarâb içseñ harâm olsun
Benümle nûş iderseñ hem helâl olsun müdâm olsun
İşitdüm gerçi şehrüñ va‘izinden cennetüñ vasfın
Senüñ de ravza-i kûyuña ey hûrî selâm olsun
Göreyüm safha-i devrân içinde ey elif-kâmet
Saña togrı nazarla bakmayanuñ kaddi lâm olsun
Gülistân içre hergiz itmesün pervâz tek cânâ
Göñül murgına hâlüñ dâne zülfüñ bend-i dâm olsun
İdinmez ‘ışk kûyından ırak yirde benüm göñlüm
Gerekse Mısr eri yâhod süvâr-ı şehr-i Şâm olsun
Seni hûra kusûr-ı ‘akldandur eylemek teşbîh
Birez beñzer disem sen şâha ger gılmân gulâm olsun
Refîkî’yi ırak iden kişiye vasl-ı dil-berden
Ciger kanı şarâb u kâse-i ser tolu câm olsun

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey saki, benden başkasıyla şarap içersen haram olsun; benimle içersen hem helal olsun hem de hep (müdam, şarap) olsun.

2. Gerçi şehrin vaizinden cennetin vasfını işittim; ama ey huri, senin sokağının bahçesine de selam olsun.

3. Ey elif boylu, zamanın sayfasında sana doğru bakışla bakmayanın boyunu lam harfi gibi bükülmüş göreyim.

4. Ey sevgili, gönül kuşu gül bahçesinde asla (Pervâne’de: pervane gibi) uçmasın; benin ona tane, zülfün tuzak bağı olsun.

5. Gönlüm, Mısır’ın valisi ya da Şam şehrinin süvarisi olmak bile verilse, aşk sokağından uzak bir yeri yurt edinmez.

6. Seni huriye benzetmek akıl kusurundandır; biraz benzer diyebilmem için, ey şah, gılmanın sana kul olması gerekir.

7. Refîkî’yi sevgilinin vuslatından uzaklaştıran kişinin şarabı ciğer kanı, dolu kadehi de kafatası olsun.

Edebî ve Tarihî Yorum

Zemin mi, Nazire mi?

Bu gazel iki nazire mecmuasında birbirinin tersi bir yerde durur. Nazmî’nin Mecma‘u’n-Nezâ’ir adlı derlemesinde, Kemalpaşazâde’nin “Ser-i zülfüñi çîn eyle göñül murgına dâm olsun” matlalı gazeline yazılmış bir nazire olarak geçer. Pervâne Bey Mecmuası’nda ise bir bölümün başında “Refīḳī fermāyed” (Refîkî buyurur) başlığıyla zemin olarak verilir; ardından Sun‘î, İshak Efendi, Kemalpaşazâde, Zâtî, Celîlî ve Nazmî Muhammed Çelebi’nin nazireleri gelir. Böylece Kemalpaşazâde’nin aynı gazeli bir mecmuada zemin, öbüründe Refîkî’ye yazılmış bir nazire sayılmıştır. Hangisinin önce yazıldığını gösterecek bir tarih ya da kayıt yoktur. Tezkirelere göre Refîkî Kemalpaşazâde’nin yakın dostuydu; iki şiirin aynı çevrede, birbirine cevap olarak yazılmış olması akla yakındır.

Pervâne’deki nazire yazanlardan biri olan Nazmî Muhammed Çelebi’nin, tezkirelerde “Nazmî Mehmed Çelebi” diye de anılan Edirneli Nazmî, yani Mecma‘u’n-Nezâ’ir’in derleyicisi olması muhtemeldir; başlık bunu açıkça söylemez. Bu doğruysa, Nazmî kendi mecmuasında Refîkî’nin şiirini Kemalpaşazâde’ye bir nazire olarak sıralarken başka bir derlemede Refîkî’ye nazire yazan şairler arasında görünür.

Haram ile Helal

Gazelin matlaı bir fıkıh hükmü gibi kurulmuştur: saki şarabı başkasıyla içerse haram, âşıkla içerse hem helal hem “müdâm” olsun. “Müdâm” kelimesi hem “sürekli” hem şarap anlamına geldiği için dilek iki katlıdır. İkinci beyitte vaizin anlattığı cennete sevgilinin sokağının bahçesi eklenir. Üçüncü beyit harf şekilleriyle oynar: sevgilinin boyu elif gibi dimdik, ona eğri bakanınki ise lam harfi gibi bükülmüş olsun; “zamanın sayfası” ifadesi bu harfleri bir yazı sayfasına yerleştirir. Beşinci beyit Mısır ve Şam’dan söz eder; bu iki ülke 1516-1517’de Yavuz Sultan Selim’in seferiyle Osmanlı topraklarına katılmıştı ve Refîkî bu yıllarda Selim’in divan kâtibiydi. Beyit bir tarih vermez, ama Mısır ve Şam’daki makamların gönle yetmeyeceğini söyleyen bir şiirin o dönemin okuruna yakın geleceği açıktır. Son söz bir bedduadır.

Mısır-Şam ve huri beyitleri Pervâne’ye girmemiştir; nüsha beş beyitlidir. Dördüncü beyitte Pervâne “itmesün pervāne tek cānā” okur ve gönül kuşunu pervaneye benzetir. Mecma‘ metninin “itmesün pervâz tek” okuyuşu kuş imgesine daha uygundur.

Kaynakça

Resmî kaynaklar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar