Amasya'nın Sultan Bayezid Camii'nde iki kuşak boyunca vakit hesaplayan bir muvakkit ailesi, Sâlim Ahmed Efendi'yle Kırım'a, Kefe kadılığına kadar uzanan bir âlim yetiştirdi. Dedesi "Koca Müneccim" diye tanınan Ahmed Necmî Efendi, babası onun yerine muvakkit olan Mehmed Mâhir Efendi'dir; bu yüzden kendisine hem "Necmîzâde" hem "Muvakkitzâde" denmiştir. Saraçhane Camii hatipliğinden sadrazam Kara İbrâhim Paşa'nın himayesine, oradan Tokat'ta müderrisliğe, Trabzon müftülüğüne ve kadılıklara uzanan bir yol izlemiş, XVII. yüzyılın sonlarında ölmüştür. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın gözünde âlim, faziletli ve şairdi; güzel yazısını da ayrıca kaydeder.
Amasya Tarihi'ndeki Kayıt
Onuncu ciltteki Sâlim Ahmed Efendi-Necmîzâde maddesinin metni şudur:
Amasyalıdır. Sultân Bâyezîd muvakkıtı "Koca Müneccim" demekle meşhûr Ahmed Necmî Efendizâde Mehmed Mâhir Efendi'nin mahdûmudur. Buna "Muvakkitzâde" de dendi. Amasya müftüsü Allâme Hızır Efendi'nin halka-i tedrîsinde ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm ve Sarâchâne Câmi-i şerîfine hatîb oldu. Ba'dehû sadr-ı esbak Bayburdluoğlu Kara İbrâhim Paşa'ya intisâb edib Hâtuniyye-i Tokat müderrisi ve buradan Trabzon müftüsü oldu. 1096'da Paşa-yı müşârün-ileyhin sadâretinde Kefe kadısı olup 1098'de ma'zûlen geldi. Ba'dehû Karahisâr-ı şarkî kadısı olup 1102'de Amasya'da ma'zûl görüldü. Ba'dehû vefât etdi. Âlim, fâzıl, şâir, hatt ü kitâbeti güzel idi.
Sadeleştirilmiş metin: Amasyalıdır. Sultan Bayezid Camii'nin muvakkiti, "Koca Müneccim" diye tanınan Ahmed Necmî Efendi'nin oğlu Mehmed Mâhir Efendi'nin oğludur; ona "Muvakkitzâde" de denmiştir. Öğrenimini Amasya müftüsü Allâme Hızır Efendi'nin derslerinde tamamlayıp dersiâm oldu ve Saraçhane Camii'ne hatip atandı. Sonra eski sadrazam Bayburtluoğlu Kara İbrâhim Paşa'ya bağlanarak Tokat'taki Hatuniye Medresesi'ne müderris, oradan Trabzon müftüsü oldu. 1096'da adı geçen paşanın sadrazamlığı sırasında Kefe kadısı oldu, 1098'de görevden alınıp döndü. Daha sonra Karahisâr-ı Şarkî kadısı oldu; 1102'de Amasya'da görevsiz olarak bulunduğu görülür. Ardından öldü. Âlim, faziletli, şair biriydi; hattı ve yazı üslubu güzeldi.
Muvakkithaneden Medreseye
Dedesi 1049'da (1639) Sultan Bayezid Camii'ne muvakkit olmuş, Hoca Ahmed Paşa'nın yaptırdığı muvakkithanede usturlap kullanmayı öğretmiş, her yıl takvim hazırlamıştı. Cuma günleri o oda, Amasya'nın âlim ve şairlerinin buluştuğu bir sohbet yeriydi. Babası Mehmed Mâhir Efendi aynı görevi devralmış ve 1076 Şabanında (Şubat 1666) ölmüştür. Sâlim Ahmed'in şiirle ve güzel yazıyla ilgisi, böyle bir odada büyümüş olmasıyla açıklanabilir, ama bu açıklama maddede yoktur.
Torun ise vakit hesabı yerine medrese yolunu seçti. Hocası olarak anılan "Amasya müftüsü Allâme Hızır Efendi", büyük olasılıkla 1058 Zilkadesinde (Kasım 1648) Amasya müftüsü olan ve üç ayrı dönemde bu makama gelen Müfessir Hızır Efendi'dir. Hüsameddin onun derslerine birkaç yüz öğrencinin devam ettiğini yazar; iki adı birbirine kendisi bağlamaz, ama tarihler uyar. Dersiâm olduktan sonra aldığı ilk görev, Saraçhane Camii'nin hatipliğidir.
Kara İbrâhim Paşa'nın Adamı
Kariyerinin asıl dönemeci, Bayburtlu Kara İbrâhim Paşa'ya intisabıdır. Hüsameddin paşayı "sadr-ı esbak", yani eski sadrazam diye anar, fakat cümlenin devamı Kefe kadılığının "paşanın sadareti sırasında", 1096'da (1684-85) verildiğini söyler. Bu iki ifade, Sâlim'in paşaya sadrazamlıktan önce bağlandığını ve onun sadrazamlığı yıllarında yükseldiğini düşündürür. Tokat'taki Hatuniye Medresesi müderrisliği ve Trabzon müftülüğü bu himayenin ilk meyveleridir. Kefe, Kırım kıyısında, Osmanlı'nın Karadeniz'in kuzeyindeki en önemli liman şehirlerinden biriydi.
1098'de (1686-87) azledilmesi, paşanın sadaretten düşmesinden sonraya rastlar. Bu bağlantı maddede kurulmaz, Hüsameddin tarihleri art arda dizmekle yetinir. Sonra Karahisâr-ı Şarkî, bugünkü Şebinkarahisar kadılığı gelir. 1102'de (1690-91) Amasya'da azledilmiş olarak "görülmesi", Hüsameddin'in bu tarihi bir belgede gördüğünü, ölüm yılını ise bulamadığını gösterir; madde "ba'dehû vefât etdi" diye kapanır.
Şiiri
Sâlim Ahmed Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hattını ve kitabetini öven Hüsameddin, şiirinden tek beyit göstermez. Dedesinin hal tercümesi Abdî Efendi'nin bugün kayıp Amasya şairleri tezkiresinde yer alıyordu; torunun da o tezkirede ya da zeylinde anılıp anılmadığı bilinmiyor. Sâlim adını mahlas olarak kullanan ya da bu adla anılan Amasyalılar ondan önce de sonra da vardır: önce XVI. yüzyılda Şehzade Mustafa'nın sarayında hocalık eden Muîdzâde Sâlim Ömer Çelebi, ardından XVIII. yüzyılın sonunda Alaybeyizâde Sâlim Ali Bey ile Kırmacızâde Sâlim Mustafa Efendi.
Kronoloji
1049 (1639): Dedesi Ahmed Necmî Efendi Sultan Bayezid Camii muvakkiti olur.
Şaban 1076 (Şubat 1666): Babası Mehmed Mâhir Efendi ölür.
1096 (1684-85): Kara İbrâhim Paşa'nın sadareti sırasında Kefe kadısı olur.
1098 (1686-87): Kefe'den azledilerek döner; sonra Karahisâr-ı Şarkî kadısı olur.
1102 (1690-91): Amasya'da görevsiz olarak kayıtlıdır; bu tarihten sonra ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 189-190 (e-kitap s. 247), "Sâlim Ahmed Efendi-Necmîzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page247.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 167 (e-kitap s. 168), "Ahmed Necmi Efendi-Koca Müneccim" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page168.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, s. 374-377 (e-kitap s. 117-118), "Hızır Efendi-Müfessîr el-Hâc" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page117.html
Çevrimiçi kaynaklar
