Suphi Mehmed Çelebi'nin adının ardında Amasya'nın en tanınmış hekim ailesi durur. Babası Darüşşifa hekimi İsa Çelebi, dedesinin babası ise Türkçe ilk resimli cerrahi kitabının yazarı Sabuncuoğlu Şerefeddin'dir. Suphi ailenin mesleğini bırakmamış, ama asıl yolunu medresede ve kadılıkta bulmuştur. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın onu âlim, edip ve şair diye andığı kısa maddeye göre 971'de (1563-64) öldü.

Hayatı

Amasya Tarihi'nin on birinci cildindeki maddesi, kısa bir hayat hikâyesinden çok uzun bir soy kütüğüdür:

Amasya Dârüşşifâsı hekîmi İsa Çelebi bin Lutfullah Çelebi bin Şerefeddîn İsa bin Alâeddîn Ali Çelebi bin hekîm-i meşhûr Hacı İlyâs Çelebi bin Şa'bân Sâbûnî mahdûmudur. Tahsîl-i ilm ü edeb ederek müderris ve kadı oldu. Ecdâdı gibi ilm-i tıbda intisâbı var idi. 971'de vefât etdi. Âlim, edîb, şâir idi.

Bugünün Türkçesine aktarılırsa: Amasya Darüşşifası'nın hekimi İsa Çelebi'nin oğludur; İsa Çelebi, Lutfullah Çelebi'nin, o Şerefeddîn İsa'nın, o Alâeddîn Ali Çelebi'nin, o da ünlü hekim Hacı İlyâs Çelebi bin Şa'bân Sâbûnî'nin oğludur. İlim ve edep tahsil edip müderris ve kadı oldu. Ataları gibi tıp ilmiyle de ilgisi vardı. 971'de vefat etti. Âlim, edip ve şairdi.

Madde, Suphi'nin hangi medreselerde ders verdiğini, nerelerde kadılık yaptığını ve nerede öldüğünü söylemez. Bilinen, ilim yolunu tuttuğu ve tıpla bağını koparmadığıdır; "intisâb" sözü, onun hekimliği bir meslek olarak değil de ailesinden gelen bir bilgi alanı olarak sürdürdüğünü düşündürür.

Sabuncuoğlu Soyu

Soy kütüğünün ortasındaki "Şerefeddîn İsa", Amasya Darüşşifası'nın hekimi ve Cerrâhiyyetü'l-Hâniyye'nin yazarı Sabuncuoğlu Şerefeddin'dir. Hüsameddin onun maddesinde, oğullarından Sinâneddîn Yûsuf Efendi'nin İstanbul'da sertabip olduğunu, öteki oğlu Lütfullah Efendi'nin ise Amasya'da kalıp babasının yerini tuttuğunu yazar ve ekler: Lütfullah'ın oğulları İlyâs ve İsa Çelebiler de hekimdir. Suphi'nin babası bu İsa Çelebi'dir. Böylece Hacı İlyâs, Şerefeddin, Lütfullah ve İsa Çelebi ile aile Amasya'ya dört kuşak hekim vermiş olur.

Hüsameddin'in verdiği soyda iki sorun vardır. Sabuncuoğlu'nun adının yanındaki "İsa" ne hekimin kendi eserlerinde ne de modern araştırmalarda görülür. Ayrıca kitabın altıncı cildinde, Şehzade Ahmed'in yakınlarından hekim ve eczacı Sabuncuzâde İbrâhim Çelebi anlatılırken Lütfullah Çelebi, Şerefeddin'in oğlu olarak değil kardeşi olarak, Ali Çelebi'nin oğlu diye geçer. Suphi'nin maddesi bu iki kayıttan birincisine, yani Lütfullah'ı Şerefeddin'in oğlu sayan rivayete uyar. Hangisinin doğru olduğu Hüsameddin'in metninden çıkarılamıyor.

Ailenin aynı yüzyıldaki bir başka üyesi, Şehzade Mustafa'nın Amasya'daki tabibi Hekimî Mehmed Çelebi'dir. Hekimî 959'da (1551-52) ölmüş, Hüsameddin onu da "âlim, şâir, hekîm-i hâzık" diye anmıştır. Suphi'den on iki yıl önce ölen bu akrabanın da şair sayılması, Sabuncuoğlu ailesinde tıp ile edebiyatın aynı evde yürüdüğünü gösteriyor. İkisinin birbirini tanıdığına dair bir kayıt yoktur, ama aynı küçük şehirde, aynı aileden gelen iki şair hekimin tanışmamış olması zor görünür.

Şiiri

"Suphi" mahlası "sabaha ait, sabahla ilgili" anlamına gelir. Bu mahlasla yazılmış şiirlerine ulaşılamamıştır; Hüsameddin'in maddesi "Âlim, edîb, şâir idi" cümlesiyle kapanır ve tek beyit içermez. XVI. yüzyılın büyük tezkirelerinde Amasyalı bir kadı olarak anılıp anılmadığı belirlenemedi. Hüsameddin'deki şairleri tek tek sıralayan Metin Hakverdioğlu'nun Amasya Tarihi çalışmasında ise adı bulunur.

Kronoloji

855 (1451): Sabuncuoğlu Şerefeddin, Hüsameddin'e göre Fatih'in tahta çıkışında Amasya Darüşşifası'nın tabibi olur; oğlu Lütfullah ve torunu İsa Çelebi aynı mesleği sürdürür.

959 (1551-52): Aynı aileden Hekimî Mehmed Çelebi ölür.

971 (1563-64): Suphi Mehmed Çelebi ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar