Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Sûsenî bir câme giymiş yine ol gül-pîrehen
Ter gül ile sûseni cemʿ eylemişdür her gören
Günümüz Türkçesiyle
1. O gül gömlekli güzel yine süsen renkli bir elbise giymiş; onu gören herkes taze gül ile süseni bir arada bulmuştur. ("Gül-pîrehen", gömleği gül gibi olan, gül gibi bir beden taşıyan güzel demektir. "Sûsenî", süsen çiçeğinin renginde, yani mor ile mavi arası bir renktir. Sevgilinin gül yüzü ve teni ile süsen renkli elbisesi, bakan kişinin gözünde bir demet gül ile süsen gibi yan yana durur.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Anlam ve Söz Sanatları
Gül renginde bir ten ve süsen renginde bir elbise: beytin bütün malzemesi bu iki renktir. Sevgili zaten "gül-pîrehen"dir, teni ve yüzü gülün rengini taşır; üstüne süsen renkli bir elbise giyince iki çiçek bir araya gelmiş olur. Onu gören kişi bahçeye gitmeden bir gül ile bir süseni birlikte görmüş, hatta toplamış olur. "Cem' eylemek" fiili hem bir araya getirmek hem de çiçek toplamak anlamını çağrıştırır; bakmak böylece bir çiçek derme işine döner.
Söz sanatları da aynı bahçeden devşirilir. Bahar bahçesinin iki çiçeği olarak "gül" ile "süsen" açık bir tenasüple yan yana durur. "Sûsenî" ile "sûsen" aynı kökten gelir ve iki mısraı birbirine bağlayan bir iştikak oluşturur. "Gül-pîrehen" ile "ter gül" de aynı şekilde birbirini tekrar eder. Birinci mısradaki "yine" kelimesi, sevgilinin bu renkleri daha önce de giydiğini, âşığın onu her seferinde aynı hayranlıkla izlediğini düşündürür. Sevgili beyitte ne konuşur ne kımıldar, yalnızca görünür ve anlamın tamamı bu görünüşün renklerinden doğar.
Şiirin Yapısı
"Pîrehen" ile "gören" kafiyesi iki mısraı birbirine bağladığına göre beyit, geri kalanı bilinmeyen bir gazelin matla'ı olmalıdır. Vezin remelin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır; tezkire bunu yazmaz, kalıp mısraların hece dizilişinden okunur.
Tarihî Bağlam
Latîfî, Sürûrî maddesini bu beyitle kapatır ve onu "Velehû" (Onun da) başlığıyla verir; beyit başka hiçbir kaynakta geçmez. Hemen önceki matla'ı "anuñ eş'ârındandur" sözüyle açıkça şairin şiirleri arasında saymıştır, bu yüzden aynı başlık altında gelen beyit de Sürûrî'nin kendi sözü olarak sunulmuş olur. Aynı maddede Latîfî, pek çok ilimde ustalaşmış bu âlimin şiire yeterince emek ve vakit ayırmadığını söyler; şiir ona göre ayrı bir ustalık ister ve âlimlik iyi şairliğe yetmez. Yine de kendi seçtiği beyit, renk ve çiçek oyunlarını ustalıkla bir araya getirir.
Kaynakça
- Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, hzl. Rıdvan Canım, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 270-271 (Surûrî Efendi maddesi; beyit s. 271), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/60327,latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzamapdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






