Özgün Metin
Her kim kabrümden du‘a ide geçe
Cennete iman ü Kur’an ile göçe
Günümüz Türkçesiyle
1. Kabrimin yanından dua ederek geçen herkes, cennete imanla ve Kur'an ile göçsün.
Edebî ve Tarihî Yorum
Tarihî Bağlam
Sürûrî'nin şiirleri arasında yeri belli olan tek beyit budur: mezar taşında yazılıydı. İsmail Güleç, Sürûrî üzerine yazdığı makalede, 19. yüzyıl sonunda basılan Emin Efendi'nin Menâkıb-ı Kethüdâzâde'sine dayanarak, "merhumun mezar taşında kendisinin söylediği şu beyit yazılıdır" der ve beyti bu kayıttan aktarır. Beytin Sürûrî'nin kendi sözü olduğu bilgisi de aynı kaynağa dayanır.
Sürûrî 7 Cemâziyelevvel 969'da (13 Ocak 1562) İstanbul'da, bir kolera salgınında öldü. Öğrencisi Âşık Çelebi ise ölümü aynı yılın Cemâziyelâhir ayının sonuna koyar; hocasının yoksulluk içinde geçen son yıllarını ve üç dört günlük bir hastalıktan sonra gelen ölümünü de o anlatır. Anlattığına göre kefen önceden alınmış, kabir mescidin hazîresinde kazılmış, cenazesinin giderleri için önceden ayrılmış iki bin çil akçe de hazır bekliyordu. Kasımpaşa'daki bu mescidi Sürûrî evini satıp yaptırmıştı. Güleç'in aktardığı kayıtlar mezarın yerini de verir: mescidin avlusunda, mihrabın önüne düşen yerde, Mevlevîhâne'nin yukarısından Aynalı Çeşme'ye çıkan yolun kenarında. Bugün ne mescit ayakta ne de mezar; taş da kaybolduğundan beyit yalnız bu kayıtta yaşıyor.
Şiirin Yapısı
Metin, Güleç'in aktardığı biçimde, uzatma işaretlerinin bir kısmıyla ama harf ayrımı gösterilmeden sade bir yazımla verilmiştir. Divan neşirlerinde kullanılan ayrıntılı çeviriyazı elde olmadığından bazı seslerin aslı bilinmez. Mısraların hece sayısı birbirini tutmaz ve beyit bilinen bir aruz kalıbına açıkça oturmaz. Bunun sebebi kaydın taştan aktarılırken uğradığı değişiklikler de olabilir; taşın kendisi görülmeden bu konuda bir şey söylenemez.
Kafiyeyi "geçe" ile "göçe" kurar ve iki kelimeyi ayıran tek bir ünlüdür. Bu küçük ses kayması, mezarın önünden geçmekle dünyadan göçmeyi yan yana getirir. Beyitte başka bir söz sanatı aranırsa bulunmaz; bütün incelik bu ses benzerliğindedir.
Anlam
Beyit, mezar taşlarında sık görülen bir isteğin şiirle söylenmiş biçimidir: yoldan geçen, mezarda yatan için dua etsin. Sürûrî isteği karşılıksız bırakmaz ve dua eden yolcuya cennete imanla, Kur'an'la göçmesini diler. Ölünün yolcudan dua istemesi ve karşılığında ona hayır duada bulunması, beyti bir dua alışverişine çevirir. Ömrünün son yıllarında makamlardan el çekmiş, varını mescide harcamış bir müderrisin mezar taşı için bu sade dil yadırganacak bir şey değildir. Güleç'in andığı kayıtlara göre mezar bir zamanlar ziyaretgâhtı; taşın üstündeki beyit de önünden geçeni durdurup dua ettirmek için yazılmıştı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail Güleç, "Gelibolulu Musluhiddin Sürûrî, Hayatı, Kişiliği, Eserleri ve Bahrü'l-Ma'ârif İsimli Eseri", Osmanlı Araştırmaları 21 (2001), s. 211-236, s. 219 (kaynak: Emin Efendi, Menâkıb-ı Kethüdâzâde, İstanbul 1305, s. 303-304), https://osmanliarastirmalari.isam.org.tr/dergi/article/download/667/670/2002.
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 417-419 (Sürūrī Çelebi maddesi, s. 417-423), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf.
Akademik çalışmalar
- İsmail Güleç, "Sürûrî, Muslihuddin Mustafa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 38, İstanbul 2010, s. 170-172, https://islamansiklopedisi.org.tr/sururi-muslihuddin-mustafa.
Çevrimiçi kaynaklar






