Amasya sancağının divan kâtibi, sonra mahkeme kâtibi olan Abdülvâsi' Çelebi, XVII. yüzyılın ortasında şehirde yazı öğreten bir hattat ve "Vâsî" mahlasıyla şiir yazan bir şairdi. 1076'da (1665-66) öldü. Ünlü Müeyyedzâdeler ailesinin Amasya'da kalan kolundandı ve Pervâne Bey Vakfı'nın mütevelliliğini yürüttü. Onun soyundan gelenlere "Vâsi' Çelebizâdeler" denmiş, aile bu adla sonraki kuşaklarda da Amasya'da anılmıştır. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın kısa maddesi dışında hakkında bilgi yoktur ve şiirlerinden bugüne bir şey ulaşmamıştır.

Amasya Tarihi'ndeki Maddesi

Hüsameddin on ikinci ciltte aynı adı taşıyan üç Müeyyedzâde'yi art arda yazar. Şair olan üçüncüsüdür: Abdülvâsi' Çelebi-Müeyyedzâde Kâtib.

Amasyalıdır. Tercemesi yukarıda geçen Pîrî Ahmed Çelebi bin Yahyâ Çelebi bin Abdülvâsi' Çelebizâde Habîb Çelebi mahdûmudur. Hattât-ı meşhûr İsmâîl Kâtibî Efendi'den hutût-ı mütanevvi'ayı ve ulemâdan funûn-ı lâzimeyi temeşşuk ve ahzederek Amasya sancâğı dîvân kâtibi, ba'dehû mahkeme kâtibi oldu. Halka yazı öğreterek üstâd olduğu hâlde 1076'da vefât etdi. Pervâne Bey vakfına mütevellî, hattât-ı meşhûr, "Vâsî" mahlasıyla şâir, hisse-mend-i ma'ârif bir zât idi. Mahdûmu Habîb Efendi kudâttandır. Bunun evlâdına "Vâsi' Çelebizâdeler" dendi.

Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır. Hayatı daha önce yazılan Pîrî Ahmed Çelebi'nin oğlu Habîb Çelebi'nin oğludur; Pîrî Ahmed Çelebi de Yahyâ Çelebi'nin, o da Abdülvâsi' Çelebi'nin oğludur. Tanınmış hattat İsmâîl Kâtibî Efendi'den çeşitli yazı türlerini, âlimlerden de gerekli ilimleri öğrenerek Amasya sancağının divan kâtibi, daha sonra mahkeme kâtibi oldu. Halka yazı öğreterek üstat sayıldı ve 1076'da öldü. Pervâne Bey Vakfı'nın mütevellisi, tanınmış bir hattat, "Vâsî" mahlasıyla şiir yazan, bilgiden nasibini almış bir kişiydi. Oğlu Habîb Efendi kadılık yapmıştır. Onun soyundan gelenlere "Vâsi' Çelebizâdeler" denmiştir.

Ailesi

Soy zinciri Abdülvâsi' Çelebi'yi ailenin en tanınmış hocalarından birine bağlar. Dedesi Pîrî Ahmed Çelebi, Amasya'da uzun yıllar ders verip kâtip şairler yetiştirmiş, Trabzon ve Erzurum kadılıklarından sonra 1017'de (1608-09) ölmüş bir Müeyyedzâde'dir. Torununun hem kâtip hem şair olması, bu evde yazının ve şiirin birlikte öğretildiğini gösteren bir ayrıntıdır. Adını taşıdığı ata, yani dedesinin dedesi Abdülvâsi' Çelebi ise aynı ciltte hemen önceki maddede yazılan, Amasya kadısı Şemseddîn Ahmed Efendi'nin oğlu olan kişidir. O da hattat Ebü'l-Fazl Efendi'den yazı meşk etmiş, kasabalarda kadılık yapmış ve 967 (1559-60) dolayında ölmüştü. Ailenin en eski Abdülvâsi'i, 881'de (1476) erkek çocuk bırakmadan ölen kadı Abdülvâsi' Çelebi bin Müeyyed Çelebi'dir ve bu ad aile içinde kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.

Vâsî'nin oğlu Habîb Efendi kadılık yaptı. Habîb'in oğlu Yahyâ Efendi, Yahyâ'nın oğlu da Pervâne Bey Vakfı'nın tevliyetini sürdüren ve Burmalı Minare Camii'nin onarımını üstlenen şair Hamdî Ahmed Efendi'dir (ö. 1159/1746). Hüsameddin'in Hamdî Ahmed için verdiği soy zinciri, Abdülvâsi' Çelebi'yi onun dedesinin babası olarak gösterir. Böylece Vâsî, aile adını kendisinden alan kolun hem atası hem de bu koldaki şairlerin ilkidir.

Kâtipliği ve Hattatlığı

Abdülvâsi' Çelebi'nin meslek hayatı yazı etrafında döner. Önce Amasya sancağının divan kâtibi, yani sancakbeyi divanının yazışmalarını yürüten kâtip oldu. Sonra mahkeme kâtipliğine geçti. Şehirde "halka yazı öğreterek" üstat sayılması, bir hattat olarak öğrenci yetiştirdiğini anlatır. Hocası olarak anılan "hattât-ı meşhûr İsmâîl Kâtibî Efendi", büyük ihtimalle Amasya mahkemesinde kâtiplik ve naiplik yapmış, talik yazan şair Kâtibzâde Kâtibî İsmâil Efendi'dir. Mesleğin, mahlasın ve hattatlığın örtüşmesi bu eşleştirmeyi kuvvetlendirir, fakat Hüsameddin iki maddeyi birbirine bağlamaz.

Pervâne Bey Vakfı'nın mütevelliliği de ailenin bu kolunda kalan bir görevdi. Vakfın merkezindeki cami bugün Burmalı Minare Camii diye bilinir.

Şiiri

Şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin yalnızca mahlasını ve şiir yazdığını kaydeder. Ölüm yılı 1076 olduğuna göre Vâsî, müderris Abdî Efendi'nin kayıp tezkiresine konu olan dönemin, yani 1000 ile 1081 arasındaki Amasya şiirinin içinde kalır. Ne var ki madde o tezkireyi hiç anmaz; şiirlerinin orada yer alıp almadığını bu yüzden bilemiyoruz. Metin Hakverdioğlu da onu Amasya Tarihi'nin on ikinci cildinde adı geçen şairler arasında "Vâsî" mahlasıyla kaydeder.

Kronoloji

1017 (1608-09): Dedesi Pîrî Ahmed Çelebi ölür.

1076 (1665-66): Abdülvâsi' Çelebi ölür.

1159 (1746): Torununun oğlu Hamdî Ahmed Efendi ölür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar