Amasya'da Bakırcılar Çarşısı'nın arkasında, Taşhan'ın hemen güneyinde yükselen Burmalı Minare Camii, adını gövdesi baştan sona helezon biçiminde bükülmüş minaresinden alır. Yapı, Anadolu Selçuklu Devleti'nin son dönemine ait bir cami ile ona bitişik bir türbeden oluşur. Kitabesine göre 1242 yılında Sultan II. Gıyâseddin Keyhusrev'in vezirlerinden Ferruh Bey ile kardeşi hazinedar Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Sekiz asra yakın bir süre içinde depremler, yangınlar, terk edilme ve depo olarak kullanılma dönemleri yaşamış, 2024'te tamamlanan restorasyonla yeniden ibadete açılmıştır. Cami, hem mimarisi hem de tarihine dair kaynak tartışmalarıyla Amasya'nın en çok incelenen Selçuklu eserlerinden biridir.
Kısaca Burmalı Minare Camii
- Diğer adları: Ulu Camii, Mahkeme Camii.
- Konum: Amasya merkez, Dere Mahallesi; Bakırcılar Çarşısı'nın arkasında, Taşhan'ın güneyinde.
- Dönem: Anadolu Selçuklu; kitabeye göre 1242 (hicri 640).
- Banileri: Vezir Necmeddin Ferruh Bey ve kardeşi hazinedar Yusuf.
- Bağlı yapı: Girişin solundaki sekizgen türbe (Cumudar Türbesi olarak da anılır).
- İdare: Vakıflar Genel Müdürlüğü; bugün cami olarak kullanılıyor.
Kitabe ve Banileri
Caminin kapısı üzerindeki kitabe, kemer kavsi biçiminde ve oldukça girift bir hatla yazılmıştır. Semavi Eyice'nin TDV İslâm Ansiklopedisi maddesine göre cami, Sultan Keykubad oğlu II. Gıyâseddin Keyhusrev zamanında (1237-1246), emirlerinden Ferruh (ya da Ferah) b. Selçuk tarafından yaptırılmıştır. İ. Hakkı Uzunçarşılı'nın okuyuşuna göre kitabede kardeşi hazinedar Yûsuf'un adı da geçer. Kapı, mihrap ve minber yazılarının ayrıntılı okunuşu için Ahmet Yardım'ın bu üç kitabeyi ele alan çalışmasına bakılabilir.
Kitabe, yapının iki kardeşin eseri olduğunu bildirir. Kitabede geçen Said Ferruh'un, II. Gıyâseddin Keyhusrev'in veziri Necmeddin Ferruh Bey olduğu kabul edilir; kardeşi Haznedar Yusuf'tur. Kitabeye dayanan yapım tarihi 1242'dir (hicri 640) ve Selçuklu dönemi üzerine yapılan güncel çalışmalar da yapıyı aynı yıl, Ferruh Bey ve hazinedar Yusuf Bey'e atfeder. Bazı kayıtlarda ise tarih 1243 olarak geçer.
Tarih konusunda kaynaklar tam örtüşmez. Kimi kaynaklar 1237-1247 aralığını, yani sultanın saltanat yıllarını verir; Eyice de 1237-1246 aralığına dayanır. Kesin yıl için kitabeye dayanan kaynakların çoğu 1242'de birleşir.
Kitabedeki "amere" sözcüğü üzerinde de bir tartışma vardır. Bazı yazarlar bunu "tamir etti" diye anlamış ve Ferruh Bey'in camiyi yalnızca onardığını sanmıştır. Eyice, bu sözcüğün yeni yapılan ya da imar edilen her eser için kullanıldığını belirtir. Eyice ayrıca caminin esasının Komnenos döneminden kalma bir Bizans kilisesi olduğu iddiasını da yanlış bulur. Hüseyin Hüsameddin'in dayandığı V. Cuinet'nin eserinde (La Turquie d'Asie, Paris 1892, I, 745) bu camiye hiçbir atıf yoktur; yalnızca Amasya'daki Komnenos dönemine ait bir kilise kalıntısından söz edilir.
Vakıf ve Mütevelliler
Hüseyin Hüsameddin'in aktardığına göre Ferruh Bey'in damadı İzzeddin Mehmed Pervâne Bey, hicri 699'da (1299-1300) camiye ait bir vakfiye düzenletmiştir. Derya Aslan, bu vakfı Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'ndeki vakfiye ve aynı arşivde bulunan Osmanlı dönemi vakıf kayıtlarıyla birlikte ele alır; Selçuklu tarihinin ana kaynaklarını, Hüseyin Hüsameddin'in Amasya Tarihi'ni ve Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme'sini de bu çalışmaya temel yapar.
Yine Hüsameddin'e göre mütevellilik daha sonra Müeyyedzâdeler'e geçmiştir. Cami, yüzyıllar boyunca yalnızca bir yapı olarak değil, geliri ve görevlileri olan işleyen bir vakıf kurumu olarak da ayakta kalmıştır. Yapının defalarca yanmasına rağmen her seferinde onarılması, bu süreklilikle birlikte düşünülebilir.
Yangınlar, Depremler ve Minarenin Hikâyesi
Caminin tarihi, büyük ölçüde afetlerin ve onarımların tarihidir. Hüseyin Hüsameddin'e dayanan anlatıya göre cami, hicri 999'da (1590-91) bir depremde zarar görmüş, 1011'de (1602-03) yanmıştır. Mütevelli Müeyyedzâde Pîrî Çelebi yapıyı onartmış ve bir ahşap minare yaptırmıştır. Hicri 1143'te (1730-31) cami yeniden yanınca Hacı Ahmed Efendi onarım yaptırmış ve taştan bir minare eklemiştir. Yerel kültür kayıtlarına göre ilk minare ahşaptı ve 1730'daki büyük yangında tamamen yok olmuştur; yerine caminin güçlü taş yapısına uygun biçimde taştan yenisi yapılmıştır. Yivleri dönerek gövdeyi saran bu minareden sonra yapıya Burmalı Minare, camiye de Burmalı Minare Camii denmiştir.
Minarenin yapım tarihi ise tartışmalıdır ve kaynaklar üç ayrı yönde ayrılır:
- Eyice (TDV): Orta Asya Türk minare geleneğinin devamı olan burmalı bir gövdenin, Batı etkilerinin sızmaya başladığı geç bir Osmanlı döneminde yapılmış olması zordur. Ona göre minare 18. yüzyılın değil, caminin kendi devrinin ya da erken Osmanlı döneminin eseridir. Hüsameddin'in hiçbir hususta kaynak göstermemesi ve bu camiyi Evliya Çelebi'nin Mahkeme Camii ile özdeşleştirmesi de yanılgıya yol açmış olabilir.
- Bazı envanter kayıtları: Minare burmalıdır, Osmanlı dönemi özelliği gösterir ve tümüyle kesme taştan 17. yüzyılda yapılmıştır.
- Muhammet Arslan: Minare 1730-31 onarımının eseridir; 1939 Amasya depreminde yıkılınca 1962'de yeni baştan inşa edilmiştir.
Eyice, yapının hem inşa tarihi hem mimarisi bakımından etraflı biçimde incelenmesi gerektiğini, böylece birçok meselenin aydınlanabileceğini yazar. Eski bir fotoğrafta caminin giriş cephesinin önünde görünen tonozlu harabenin niteliğinin ve cami ile ilişkisinin de araştırılması gerektiğini ekler. Bu nedenle minarenin tarihi için tek bir yıl söylemek, bugün yalnızca bir kaynak grubunun görüşünü aktarmak olur.
Terk, Depo ve Yeniden İbadete Açılış
Eyice'ye göre cami uzun süre terk edilip harap olmaya bırakılmış, 1930'lu yıllarda Ziraat Bankası'nın tarım aletleri ambarı olarak kullanılmıştır. Muhammet Arslan ise 1915 yangınında yeniden hasar gördüğünü, bu dönemden sonra Bayındırlık Müdürlüğü deposu, ardından Ziraat Bankası tarım deposu olduğunu ve 1939 Amasya depreminden de etkilendiğini yazar. İki anlatı ayrıntıda farklılaşsa da caminin yirminci yüzyılın büyük bölümünde ibadet dışı amaçlarla kullanıldığı noktasında birleşir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü 1962'de camiyi esaslı biçimde onartmış, minareyi tamamlatmış ve ibadete açmıştır. 1974'te kubbeler bakırla kaplanmıştır.
Son restorasyonu Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü yürütmüştür. Çalışmalar 2022'de başlamış ve yapı aslına uygun biçimde onarılmıştır. Çatı kaplamaları kurşunla örtülmüş, bozulan ahşap pencere ve kapı doğramaları özgün tasarıma uygun yenilenmiş, cephe granül püskürtme yöntemiyle temizlenmiş, çinilerin eksik kısımları tamamlanmıştır. Cami, 2 Ağustos 2024 Cuma günü, Cuma namazı öncesinde Vali Yılmaz Doruk'un katıldığı törenle yeniden ibadete açılmıştır. Törende Amasya milletvekilleri Haluk İpek ve Hasan Çilez, Tokat Vakıflar Bölge Müdürü Sebahattin Erdoğan, Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi ve çok sayıda vatandaş hazır bulunmuş; Kur'an tilavetiyle başlayan program İl Müftüsü Durmuş Ayvaz'ın duasıyla sona ermiştir. Vali Doruk konuşmasında yapıda yaklaşık sekiz asırdır namaz kılındığını, restorasyonun 2022'de başlatıldığını ve bir Cuma günü tamamlandığını belirtmiştir.
Mimari
Plan ve Örtü
Cami, kıble istikametinde uzanan dikdörtgen planlıdır; Eyice onu bu plan esasına göre yapılmış erken dönem eserlerinden sayar. Orta eksende art arda sıralanan üç kubbe ile örtülüdür; yan sahınlar beşik tonozludur. İç mekân, mihrap eksenindeki üçer paye dizisi ile üç sahına bölünür; payeler sivri kemerlerle birbirine bağlanınca her sahın üçer bölüme ayrılır ve toplam dokuz bölüm oluşur. Bunlardan orta sıradaki üçü kubbelerle örtülüdür; yan sıralarda kıble duvarına yakın iki bölümde çapraz tonoz, diğerlerinde beşik tonoz kullanılmıştır. Kubbelere geçiş pandantiflerle sağlanmıştır. Eyice, planı Amasya'daki Torumtay Camii ve Divriği Ulu Camii gibi yapılarda görülen plan tipinin daha küçük ve sade bir örneği sayar.
Kubbe kasnakları erken Osmanlı uygulamalarına işaret eder; bazı araştırmacılara göre harim özgün halinde ahşap destekli ve ahşap tavanlıydı ve sık yangınlar yüzünden Osmanlı devrinde yenilenmiş olmalıdır. Dolayısıyla bugünkü iç mekânın tamamı 1242'den kalma sayılmamalıdır. Giriş duvarında açılan bir kapı bitişik türbenin üst katına geçit verir; buradan bir merdivenle girişin hemen içindeki bölümün üstündeki mahfile de çıkılır.
Malzeme ve Cepheler
Giriş cephesi düzgün kesme taştan, diğer cepheler moloz taştandır; kimi kaynaklar ise duvarların tümünü kesme taştan sayar. Pencere kemerlerinde tuğla, mihrapta çini, minberde ahşap kullanılmış, yer yer devşirme malzeme de vardır. Doğu ve batı cephelerinde dörder, güney cephesinde üç pencere bulunur. Eyice'ye göre camide önemli bir mimari süsleme yoktur; bezeme esas olarak taç kapıda, mihrapta ve minberde toplanmıştır.
Taç Kapı
Camiye, minare ile türbe arasında öne taşan taç kapıdan girilir. Kapı, sivri kemerli ve dar bir eyvan niteliğindedir. Bordürlerle dikdörtgen bir çerçeve içine alınır: ilk bordür sade bir silme, ikincisi altı kollu yıldızın kesilerek üç kollu yıldız haline getirildiği bezeme, üçüncüsü örgü motiflidir. Kapının iki yanında salyangoz başlıklı birer sütunce bulunur. Doğu köşesinde on kollu yıldız etrafında gelişen geometrik bir rozet görülür; batıdaki rozet günümüze ulaşamamıştır. İnşa kitabesi alınlıktaki yay biçimli bordür üzerindedir. Kapının iç tarafında karşılıklı mihrabiye nişleri yer alır; dikdörtgen çerçeve içindeki bu nişler sivri kemerli ve yivli kavsaralıdır, kemer alınlıklarında rumi ve palmetli kıvrık dallardan oluşan bitkisel bir kompozisyon, üst kısımlarında ise kırık hatlı şeritlerle kurulmuş geometrik bir pano görülür.
Eyice, taş kapının sivri kemerinin kabartma-oyma bir süslemeyle çerçevelendiğini, kiriş deliklerinden giriş cephesinin eskiden ahşap bir sundurmayla korunduğunun anlaşıldığını yazar. Girişin iki yanında birer mihrap biçiminde niş ve köşelerde dörtte üç kalınlığında sütunçeler vardır; kapı açıklığı yay kemerlidir.
Mihrap ve Çini Ustası
Mihrap sivri kemerli ve mukarnaslı kavsaralıdır; içinde daha küçük boyutlu, yelpaze biçimli kavsarası olan ikinci bir niş bulunur. İki yanında kum saati biçimli başlık ve altlıklara sahip silindirik gövdeli sütunçeler yer alır. Mihrabın lacivert çinilerden bir çerçevesi vardır. Üst kısımdaki kare çerçevede iki satırlık usta kitabesi görülür. Eyice, bu kitabeyi "amel-i Muhammed b. Mahmûd el-Errânî" diye okur; ancak Gabriel'in kanaatine göre bu kişinin caminin mimarı mı, yalnızca mihrabı yapan mı, yoksa çini ustası mı olduğu anlaşılamaz. Muhammet Arslan ise çini sanatçısını mihrap kitabesine dayanarak "Aksaraylı Mahmud oğlu Mehmed" diye verir.
Minber
Ahşap minber, aynalık bölümleri dışında özgün Selçuklu üslubundadır. Dikdörtgen çerçeveli kapısı Bursa kemeri biçimindedir ve üzerinde kabartma teknikle Zümer Suresi'nin 73. ayeti yazılıdır. Kemer alınlığında bitkisel bezeme bulunur. Kapı iki yandan iki bordürle sınırlanır; dıştaki bordür rumi ve palmetli kıvrık dalların oluşturduğu dairelerle süslüdür, ikinci bordür günümüze ulaşamamıştır. Kanatlarında çeşitli hadis yazıları yer alır. Korkuluk üç panodur; yalnızca köşke bakan pano özgündür ve burada merkezdeki altıgenlerin onikigen oluşturduğu bir kafes örgü görülür. Gülay Apa Kurtişoğlu, bu minberi Divriği Ulu Camii minberiyle ilişkilendiren bir makale yazmıştır (2014).
Minare
Minare, giriş cephesinin sağında, ayrı yapılmıştır. Eski Selçuklu kümbetlerinde olduğu gibi köşeleri üçgen pahlı, kesme taştan bir kürsü üzerinde yükselir. Pabuç kısmında uçları aşağıya dönük sivri kabartmalarla başlayan yarım yuvarlak çubuklar ve aralarındaki yivler, bütün gövdede helezonlu biçimde bükülerek şerefeye çıkar. Gövde silindirik, minare tek şerefelidir. Şerefe ve korkuluk sadedir; petek kısmı daha ince çubuklu ve burmalıdır. Sonradan yıkılan petek kısmı son tamirde tamamlanmış, üzerine kurşun kaplı ahşap külâh konmuştur. Eyice, bu tipin yakın benzerleri olarak Filibe'deki Muradiye, Afyonkarahisar'daki Gedik Ahmed Paşa, Adana'nın Bahçe ilçesindeki Ağca Bey camileriyle İstanbul Şehzadebaşı'ndaki Burmalı Mescid'in minarelerini sayar.
Cami tek minarelidir. Önceki metinlerde geçen "ikinci bir Osmanlı minaresi" ifadesi kaynaklarda doğrulanamamıştır.
Türbe ve Mumyalar
Türbenin Yapısı
Giriş cephesinin solunda, cami duvarına bitişik sekizgen bir türbe yükselir. Köşeleri üçgen biçiminde pahlı kare bir kaide üzerinde, düzgün işlenmiş kesme taştan yapılmıştır; üstü son tamirde piramit biçimli külâhla tamamlanmıştır ve saçak silmesinin altında mukarnaslı bir kuşak dolanır. Üst katına cami içinden geçilir. İçten kâgir bir kubbeyle örtülü olan bu katın üç cephesinde aynı hizada olmayan pencereler bulunur. Minareye bakan pencere diğerlerinden farklı bezenmiştir: mukarnaslı bir nişin köşelerinde sütunçeler ve üstlerinde rozetler, iki yan yüzde ise çok küçük mihrabiyeler işlenmiştir. Bu düzen burayı türbenin dışarı açılan kapısına benzetir, ancak böyle bir kapıya ulaşmayı sağlaması gereken çift taraflı bir merdiven yoktur. Eyice, ilk tasarının sonradan değiştirilip kapının pencereye dönüştürülmüş olabileceğini düşünür; burası bir hâcet penceresi olsaydı yine bir merdiven gerekeceğini de not eder.
Türbenin altında, kare planlı ve beşik tonozlu bir mumyalık (cenazelik) mahzeni bulunur. Mahzene iniş, üst katın giriş sahanlığının altındaki bir menfezden yapılır. Eyice'ye göre türbe, Selçuklu mezar anıtları geleneğinin bir örneğidir ve cami ile birlikte inşa edilmiştir. Üst kat hicri 1147'de (1734-35) Hıfzızâde Hacı Osman Fâik Efendi tarafından kütüphane yapılmış, kitaplar sonradan dağılmıştır. Eyice, üst kat kütüphane yapıldığına göre burada bulunması gereken sandukaların çok daha önce yok olmuş olması gerektiğini de belirtir.
Türbe Kime Ait
Türbenin kime ait olduğu konusunda kaynaklar ayrışır:
- Kimi kaynaklar bina emini Ferruh Bey ile oğlu Yusuf Bey'in burada yattığını, türbenin asıl olarak "Ferruh Bey ve oğluna" ait olduğunu yazar. Oysa kitabeye göre Yusuf, Ferruh'un kardeşidir; "oğlu" ifadesi kaynaklarda tutarsızdır.
- Hüsameddin'e göre burası, Hülâgû'nun torunu Cümûdâr b. Yeşmüt'e ait Cümûdâr Türbesi'dir; yanında Amasya emiri Abuşkay İşboğanuyan yatmaktadır. Eyice, Hüsameddin'in "kayıtlara göre" dediği bu bilginin kaynağını göstermemesi nedeniyle ne derece doğru olduğunun bilinemeyeceğini, caminin hemen bitişiğindeki türbede ise caminin kurucusunun ya da kurucularının yatması gerektiğini belirtir.
İlhanlıların Anadolu egemenliği döneminde Amasya'da Anadolu Nazırlığı yapmış olan Şehzade Cumudar'a ait mumya, Amasya Müzesi'ne konulana dek bu türbede bulunmuştur; türbe bu nedenle Cumudar Türbesi adıyla da anılır.
Mumyaların Kökeni
Amasya Müzesi'nin bahçesindeki I. Mesud türbesinde sergilenen İlhanlı dönemi (14. yüzyıl) mumyalar arasında Şehzade Cumudar, Amasya emiri İşbuga Noyan, İzzeddin Mehmed Pervâne, cariyesi ile çocukları sayılır; bunlar Burmalı Minare Camii ve Fethiye Camii türbelerinden getirilmiştir. Eyice, sonradan tamamı Amasya Müzesi'ne kaldırılan mumyalanmış cesetlerin hicri 1271 civarında (1854-55) Fethiye Camii'nden buraya getirildiğinin söylendiğini aktarır.
Mumyaların kökeni bu yüzden iki parçalıdır: bir kısmı bu türbede, bir kısmı Fethiye Camii'ndeydi. Hepsi İlhanlı dönemine, yani caminin yapımından sonraki yüzyıla aittir. Dolayısıyla mumyalar caminin kuruluşuyla değil, sonradan buraya konmalarıyla ilgilidir.
Evliya Çelebi'nin Mahkeme Camii
Evliya Çelebi 1646'ya doğru Amasya'ya geldiğinde, ahşap çatılı ve ahşap minareli, "hücre içindeki tabutlarında bittamam endamlarıyla duran birçok kadidler" bulunan bir Mahkeme Camii'nden söz eder. Bu yapının Burmalı Minare Camii olduğu ileri sürülmektedir; Eyice ise bu özdeşleştirmeyi yeterince inandırıcı bulmaz. Yerel kayıtlar da Burmalı Minare Camii'ni Evliya Çelebi'nin Mahkeme Camii adıyla andığı yapı olarak sunar ve caminin ilk minaresinin ahşap olduğunu belirtir. Bu görüş ayrılığı, camiye verilen "Mahkeme Camii" adının kaynağını da belirsiz bırakır.
Ziyaret Notları
- Konum ve ulaşım: Şehir merkezinde, Dere Mahallesi'nde, Amasya Belediyesi açık otoparkının yanında ve Taşhan'ın güneyindedir.
- Yürüyerek: Bakırcılar Çarşısı ve Taşhan çevresinden yürüyerek ulaşılır.
- İbadete açıktır: Aktif bir camidir (2024 restorasyonundan sonra yeniden ibadettedir); namaz vakitlerine ve cami adabına dikkat edilmelidir.
- Dikkat edilecekler: Taç kapı, kitabe, mihrap çinileri, ahşap minber ve minarenin pabucundan başlayan yivler.
- Müze bağlantısı: Türbeden çıkarılan mumyaları görmek için Amasya Müzesi'ne gidilir. Müze saatleri ve ücretleri yıla göre değiştiğinden ziyaretten önce güncel bilgi alınmalıdır.
Çevresinde Görülecekler
Camiye komşu Taşhan 1699'da Mutasarrıf Rahtuvan Hacı Mehmet Paşa tarafından Mimar Mehmet Kalfa'ya yaptırılmıştır; 2012 sonunda restorasyonu tamamlanmış ve bugün otel olarak hizmet vermektedir. Yakında Bakırcılar Çarşısı yer alır. Şehrin merkezindeki Amasya Müzesi ve Yeşilırmak boyundaki tarihî yapılar da aynı gün içinde gezilebilecek duraklardır.
Kronoloji
1242 (hicri 640): Kitabeye dayanan yapım tarihi; bani Ferruh Bey ve kardeşi Yusuf (diğer yıl önerileri: 1237-1247).
1299-1300 (hicri 699): İzzeddin Mehmed Pervâne Bey'in vakfiye düzenlettiği bildirilir.
1590-91: Depremde hasar.
1602-03: Yangın; Müeyyedzâde Pîrî Çelebi'nin onarımı ve ahşap minare.
1730-31: Yangın; Hacı Ahmed Efendi'nin onarımı, taş burmalı minare (tarihi tartışmalıdır).
1734-35: Türbenin üst katının kütüphane yapılması.
1854-55 civarı: Mumyaların Fethiye Camii'nden getirildiği rivayeti.
1915: Yangın.
1939: Amasya depremi.
1962: Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce esaslı onarım, minarenin tamamlanması ve ibadete açılış.
1974: Kubbelerin bakırla kaplanması.
2022: Son restorasyon çalışmalarının başlaması.
2 Ağustos 2024: Restorasyon sonrası yeniden ibadete açılış.
Kaynakça
Bu makalede şu kaynaklardan yararlanılmıştır:
- Semavi Eyice, "Burmalı Minare Camii ve Türbesi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 6, İstanbul 1992, s. 444-445. islamansiklopedisi.org.tr
- Kültür Portalı (kulturportali.gov.tr), "Burmalı Minare Camii ve Cumudar Türbesi" (Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü) ve Kültür Envanteri "Burmalı Minare Camii" kaydı. kulturportali.gov.tr
- Muhammet Arslan, "Amasya Burmalı Minare Camii", Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi, 2019. turkiyeturizmansiklopedisi.com
- Derya Aslan, "İzzeddin Mehmet Pervâne Bey (ö. 1300) ve Amasya Burmalı Minare Camii Vakfı", Selçuk Üniversitesi Selçuklu Araştırmaları Dergisi, sy. 13, 2020, s. 287-308. amasya.gov.tr
- T.C. Amasya Valiliği, "Restorasyonu Tamamlanan Burmalı Minare Camii Düzenlenen Törenle İbadete Açıldı", 2 Ağustos 2024.
- Ahmet Yardım, Amasya Burmalı Minâre Camii Kitâbeleri (Kapı, Mihrap, Minber), Amasya Valiliği Kültür Yayınları, Ankara 2004 (Türkiye Turizm Ansiklopedisi kaynakçasından).
- T.C. Amasya Belediyesi Kent Rehberi, "Burmalı Minare Camii"; Vikipedi, "Burmalı Minare Camii" ve "Amasya Arkeoloji ve Mumya Müzesi" maddeleri (yardımcı kaynak).
Çevrimiçi kaynaklar









