Pîrî Ahmed Çelebi'nin Amasya'daki asıl izi, yetiştirdiği öğrencilerin maddelerinde kalmıştır. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'nde bir kâtip ya da şair anlatılırken "Mü'eyyedzâde Pîrî Ahmed'den ilim, edebiyat ve kâtiplik öğrendi" cümlesine defalarca rastlanır; XVII. yüzyılın başında şehrin kalem erbabından birçoğu onun dersinden geçmiştir. Kendisi şehrin eski ilim ailelerinden Müeyyedzâdeler'den gelir; uzun yıllar şehirde ders okuttuktan sonra Trabzon ve Erzurum dahil çeşitli yerlerde kadılık yapmış, Ramazan 1017'de (Aralık 1608-Ocak 1609) ölmüştür. Hüsameddin'in kendisine ayırdığı Pîrî Ahmed Çelebi-Müeyyedzâde el-Hâc maddesi onu edip, şair, hattat ve kâtip olarak tanıtır. Mahlası bilinmez, şiirlerinden bir örnek de kalmamıştır.
Hüsameddin'in Kaydı
Madde yedinci ciltte, Pîr ve Pîrî adlı Amasyalılar arasında, Merzifon'daki Bektaşî zaviyesinin kurucusu Pîrî Ahmed Baba'dan hemen sonra gelir:
Amasyalıdır. Yahyâ Çelebi bin Abdülvâsi' Çelebi bin Şemseddîn Ahmed Çelebi bin Mehmed Çelebi bin Mü'eyyed Çelebi bin Yârî Alî Çelebi mahdûmudur. Şeyhü'l-harem el-Hâc Sinâneddîn Yûsuf, fuzalâdan Mü'eyyedzâde Alî Efendilerden tahsîl-i ulûm edib ders-i âm oldu.
Yıllarca Amasya'da tedrîs-i ulûm edib üstâdı ve ammizâdesi Alî Efendi'nin vefâtında irsen Pervâne Bey vakfına mütevellî ve 994'de Şeyhülislâm olan Mü'eyyedzâde Abdülkâdir Şeyhî Efendi'nin himmetiyle Hüseyin Ağa müderrisliğinden Trabzon kadısı oldu.
Ba'dehû sancâklara ve Erzurum'a kadı olup 1014'de Mehmed Paşa Medresesi'yle mütekâ'id olduğu hâlde 1017 senesi ramazânında vefât etdi. Meşâhîr-i udebâ ve fuzalâdan ve mevâlîden bir zât olup edîb, şâir, hattât, kâtib idi. Kitaplarını Sultân Bâyezîd kütüphânesine vakf etdi.
Mahdûmları Mü'eyyed, Habîb, Alî Çelebilerdir. Habîb Çelebizâde Abdülvâsi' Çelebi evlâdına Vâsi' Çelebizâdeler dendi. Bunlardan Hâfız Ebûbekir Efendi 1310 sâlinden sonra vefât etdi. Alî Çelebizâde Nişâncı Ca'fer Paşa vüzerâdandır. Bunun evlâdına da Nişâncızâdeler dendi.
Günümüz diliyle: Amasyalıdır. Yahyâ Çelebi'nin oğludur; soyu Abdülvâsi' Çelebi, Şemseddîn Ahmed Çelebi, Mehmed Çelebi ve Mü'eyyed Çelebi üzerinden Yârî Ali Çelebi'ye çıkar. Şeyhülharem Hacı Sinâneddîn Yûsuf ile âlimlerden Mü'eyyedzâde Ali Efendi'den okuyup ders-i âm oldu. Yıllarca Amasya'da ders verdi; hocası ve amcasının oğlu Ali Efendi ölünce Pervâne Bey vakfının mütevelliliği ona miras yoluyla geçti. 994'te şeyhülislam olan Mü'eyyedzâde Abdülkâdir Şeyhî Efendi'nin desteğiyle Hüseyin Ağa Medresesi müderrisliğinden Trabzon kadılığına geçti. Ardından sancak merkezlerinde ve Erzurum'da kadılık yaptı; 1014'te Mehmed Paşa Medresesi pâyesiyle emekliye ayrıldı ve 1017 yılının Ramazan ayında öldü. Tanınmış edip ve âlimlerden, mevâlî rütbesinde bir zattı; edip, şair, hattat ve kâtipti. Kitaplarını Sultan Bayezid kütüphanesine vakfetti. Oğulları Mü'eyyed, Habîb ve Ali Çelebilerdir. Habîb Çelebi'nin oğlu Abdülvâsi' Çelebi'nin soyuna Vâsi' Çelebizâdeler dendi; bunlardan Hâfız Ebûbekir Efendi 1310'dan sonra öldü. Ali Çelebi'nin oğlu Nişancı Ca'fer Paşa vezirlerdendir; onun soyuna da Nişancızâdeler dendi.
Ders Halkası
Hüsameddin'in sayfalarına dağılmış kayıtlar bir araya getirildiğinde Pîrî Ahmed'in dersinden geçenlerin listesi uzundur. Beytülmal kâtibi ve şair Âbî Mehmed Çelebi ondan "ilim, edebiyat ve kâtiplik" öğrenmiştir; Amasya'da "edebin dört unsuru" diye anılan şair dörtlüsünün biri olan Âbî, 1039'da (1629-30) ölmüştür. Beylerbeyi Alîczâde Hüseyin Paşa'nın divan kâtibi Emânî Ahmed Çelebi ondan hat ve kâtiplik öğrenmiş, Hüsameddin onu da kâtip ve şair diye tanıtmıştır. Ya'kûb Paşa Zâviyesi şeyhi olup şiirleri Abdî Efendi'nin tezkiresine giren Şeyhzâde Abdî Efendi de tahsilini onun ve Harşeneli İbrâhim Efendi'nin yanında tamamlamıştır. Müderrislerden Yağmurköylü İsmâil Efendi, Dilkî Bâlî Mehmed Efendi, Beyzâde Tâceddîn Mehmed Efendi, Halvetî şeyhi Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi ve sonradan Amasya müftüsü olan Hacı Bayramzâde Hızır Efendi de öğrencileri arasında anılır.
Bu adların çoğu ilmiye mesleğinde, bir kısmı kalem işlerinde ilerlemiştir. Maddede sayılan dört nitelikten ikisi, hattatlık ile kâtiplik, bu ikinci kesimin neden ona yöneldiğini açıklar. Torunu Habîb Çelebizâde Abdülvâsi' Çelebi'nin de hattat İsmâil Kâtibî Efendi'den yazı meşk ederek kâtip olması, mesleğin aile içinde sürdüğünü ortaya koyar. Hocaları arasında ise bir ad daha vardır: Hüsameddin, Zaralı Ca'fer Efendi'nin pek çok öğrencisi arasında en tanınmış iki kişiyi Bahşîzâde Fâzıl Yahyâ ile Mü'eyyedzâde Pîrî Ahmed olarak gösterir.
Kadılık ve Vakıf
Trabzon kadılığına geçişte rol oynayan Mü'eyyedzâde Abdülkâdir Şeyhî Efendi, aynı ailenin İstanbul'da yükselen koludur; 994'te (1586) şeyhülislam olduğunda Amasyalı akrabalarını ve hemşehrilerini gözettiği başka maddelerden de anlaşılır. Pîrî Ahmed'in kadılık yaptığı sancakların adları maddede yazılı değildir. Emekliliğinde verilen Mehmed Paşa Medresesi, Amasya'daki bir medresenin adıdır ve burada fiilî bir müderrislikten çok emeklilik pâyesi olarak anılmış görünür.
Ailenin elindeki Pervâne Bey ve Yâkût Paşa vakıfları, onun hayatının Amasya'ya bağlı kalan yanıdır. Dördüncü ciltte Mehmed Paşa'nın sancakbeyliği anlatılırken şehrin önde gelen âlimleri sayılır; listenin başında "Müeyyedzâde Pîrî Ahmed Efendi" vardır ve aynı yerde Yâkût Paşa ile Pervâne Bey vakıflarının mütevellisi olarak yine onun adı geçer. Ölümünden sonra vakfın idaresine, Hüsameddin'in onun amcazâdesi diye andığı Ca'fer Çelebi geçmiş; Ca'fer Çelebi 1048'de (1638-39) ölmüştür. Sultan Bayezid kütüphanesine vakfettiği kitapların hangileri olduğu ise bugün tespit edilememiştir.
Şiiri
"Şâir" sözü maddede dört nitelikten biri olarak geçer, ama yanında ne bir mahlas vardır ne de bir beyit; Pîrî Ahmed Çelebi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. 1000-1081 yılları arasındaki Amasya şairlerini toplayan Abdî Efendi tezkiresi onun son yıllarını da kapsıyordu, ama Hüsameddin'in o eserden yaptığı alıntılarda Pîrî Ahmed'in adı geçmez; tezkirenin kendisi de bugün elde değildir. Ailenin ilk büyüğü Yârî Ali Çelebi'nin Farsça şiirde gösterdiği ustalık ve öğrencileri arasında birkaç şairin bulunması, edebiyatın bu evde bir gelenek olduğuna işaret eder; Pîrî Ahmed'in bu geleneğe şiirle katılıp katılmadığını ise yalnız Hüsameddin'in tek kelimesinden biliyoruz.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 633-634 (e-kitap s. 455), "Pîrî Ahmed Çelebi-Müeyyedzâde el-Hâc" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page455.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 4, s. 5-7 (e-kitap s. 538), Mehmed Paşa dönemi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page538.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 8 (e-kitap s. 14), "Âbî Mehmed Çelebi-Çekemzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page14.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 118-120 (e-kitap s. 514), "Ca'fer Çelebi-Mü'eyyedzâde" ve "Ca'fer Paşa-Mü'eyyedzâde" maddeleri. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page514.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 111-114 (e-kitap s. 512-513), "Ca'fer Efendi-Zaralı" maddesi; c. 7, s. 275 (e-kitap s. 349), "Emânî Ahmed Çelebi-Dördüncüzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page513.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 12, s. 106-107 (e-kitap s. 589), "Abdülvâsi' Çelebi-Müeyyedzâde Kâtib" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page589.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 12, s. 123-124 (e-kitap s. 594), "Abdî Efendi-Şeyhzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page594.html
Çevrimiçi kaynaklar
