Bir yörenin folkloru, en açık biçimde oyununda, türküsünde ve giyiminde okunur. Amasya'da bu üçü ayrı ayrı sergilenen şeyler değildir; hayatın belli dönemeçlerinde, özellikle düğünde, birbirine karışarak ortaya çıkar. Cuma günü düğün evinin önüne bayrak dikilir, davul çalmaya başlar ve köyün ya da mahallenin gündelik zamanı o andan sonra başka bir saate göre işler. Ardından meydanda büyük bir ateş yakılır, çevresinde halka olmuş insanların ortasında iki oyuncu birbirini kovalar. Yeşilırmak aşağıda akmaya devam ederken yukarıda kuşaktan kuşağa aktarılan, büyük bölümü hiç yazıya geçmemiş bir hafıza işlemeye devam eder. Aşağıdaki sayfalar bu hafızanın yazıya geçmiş kısmını, yani kayıtlı halk oyunlarını, düğün geleneklerini, giysileri ve türküleri akademik çalışmalara ve resmî kültür envanterlerine dayanarak bir araya getirir.

Amasya'da Folklorun Yeri

Amasya, Orta Karadeniz'in iç kesiminde, Yeşilırmak vadisine yerleşmiş bir ildir; ilçeleri Merkez, Göynücek, Gümüşhacıköy, Hamamözü, Merzifon, Suluova ve Taşova olarak sıralanır. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Kültür Atlası kayıtlarına göre yöre oyunları genellikle düğünlerde, kına gecelerinde, özel gecelerde ve askere giden gençler uğurlanırken oynanır. Bu tespit, Amasya folklorunun seyredilmek için kurulmuş bir sahne gösterisinden çok, evlilik, askerlik, bayram ve hasat gibi hayatın eşiklerine eşlik eden bir dil olduğunu gösterir.

Yöre oyunlarının Karadeniz horonlarına benzediği sık söylenir. Bu benzetmeyi doğrulayan bir ifade kaynaklarda bulunmaz. Kayıtlı oyunların çoğu halay, karşılama ve ateş çevresinde oynanan seyirlik oyun biçimindedir. Rahime Deveci'nin Amasya düğünleri üzerine yaptığı alan araştırması bir başka ayrıntıyı ekler: dansın biçimi ilçeden ilçeye, çoğu zaman köyden köye değişir, ortak olan tek şey düğünün başladığı anın bir dansla işaretlenmesidir. Deveci'nin araştırması 2018 ve 2019 yıllarında kaynak kişilerle yapılan görüşmelere dayanır ve yazarın 2021'de savunduğu doktora tezinden türetilmiştir; bu nedenle aşağıda anlatılan uygulamaların bir bölümü bugün artık yalnızca geleneğini koruyabilmiş köylerde yaşamaktadır.

Kayıtlı Halk Oyunları

Kültür Atlası ve Amasya Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü yöre oyunlarının uzun bir listesini verir: Narilli (Narey), Topal Kız (Sırıklı), Noktalı, Karlıdağlar, Kasap Oyunu, Temürağa, Küstahlı, Sarhoş Halayı, Manili, Dallihe, Esen Yel, Semah, Mektepli, Yanlama, Yelleme (Sallama), Burçak Tarlası, Köroğlu Halayı, Tanakul, Çerkez Halayı, Oduncular, Amasya Ağırlaması, Düz Ağırlama, Hoşbilezik, Sarıkız, Tamzara ve Jandarma. Bazı adların yazılışı kaynaktan kaynağa değişir; Jandarma oyunu bir kayıtta Candarma diye geçer. Başka derlemelerde Merzifon karşılaması, Sıçrama halayı, Terli koyun, Üçayak, Bildiş oyunu, Dalliko ve Laz halayı gibi adlar da görülür. Aynı oyunun bir köyde bir adla, komşu köyde başka adla anıldığı düşünülürse listelerin birbirinden farklı çıkması olağandır. Listeler birlikte okunduğunda üç ana damar seçilir: askerlik ve yiğitlik temalı erkek oyunları, ağırlama ve karşılama gibi halay ailesi, bir de ateş çevresinde oynanan oyunlu seyirlik formlar.

Yelleme ve Mahir Çavuş

Yelleme, kayıtlara göre daha çok askere giden gençler tarafından oynanır ve özünde bir yiğitlik duygusu taşır. Aynı kayıtlarda Mahir Çavuş oyunu ayrı bir başlık altında yer alır. Anlatıya göre Mahir Çavuş, Göynücek'te yaşamış bir yiğittir, ilçenin bir köyündeki bir kıza gönül vermiştir ve oyun bu sevgiye ithaf edilmiştir. Hikâyenin yazılı bir belgesi gösterilmemiştir; yörede yaşayan bir rivayet olarak kayıtlara geçmiştir ve oyun hâlâ oynanmaktadır.

Sim Sim

Amasya oyunlarının en tanınmışı Sim Sim'dir, kimi yerlerde Sinsin diye de anılır. Kültür Atlası'ndaki tarife göre oyun ateşin çevresinde, bir el arkada diğeri havada olacak biçimde, davul ve zurna eşliğinde oynanır. Ortada bir oyuncu gösterisini yaparken ikincisi nara atarak hızla oyuna girer, onu kovmaya ve ona vurmaya çalışır. Önemli olan hareketlerin çabukluğu ve oyunun estetiğidir; anlaşan iki oyuncu isterse karşılıklı gösteri de yapabilir.

Rahime Deveci, 2023'te Dede Korkut dergisinde yayımlanan makalesinde oyunun düğündeki yerini ayrıntılı biçimde anlatır. Yazara göre yöredeki damat kınası geceleri "simsim gecesi", köy meydanları "simsim meydanı" diye adlandırılır. Oyun iki gece oynanır: kına gecesinden önceki gece yalnızca köyün bekâr genç erkeklerine ayrılan "küçük simsim", kına gecesinde ise "büyük simsim". Yiğitbaşılar halkı "Daradura gel gel, simsime gel" diye çağırır. Oyunu başlatan kişinin yaşça büyük, saygın ve kendine güvenen biri olması beklenir. Davul ve zurna önce yavaş çalar, oyuncunun hareketleri müzikle birlikte hızlanır. En yüksek noktada ikinci oyuncu meydana atlar, el çırpar, kartal figürleriyle kendi etrafında döner ve ilk oyuncunun sırtına yumruk vurmaya çalışır. Yumruğu isabet ettirirse yerini alır, ettiremezse ilk oyuncu sürdürür.

Oyunun bitirilmesi de kurala bağlıdır. Toplumda saygı duyulan biri ateşin içinden yarı yanmış bir odun alıp uzağa fırlatır ve odun atıldıktan sonra Sim Sim oynanmaz. Aynı makalede aktarıldığına göre kına gecesinde yakılan Sim Sim ateşi, kız evinden kınayla birlikte getirilen çırayla tutuşturulur; ateş böylece iki evi birbirine bağlayan bir halka olur.

Taşova'da her düğünde oynandığı bilinen oyunu Gültekin Erdal ve Kelime Erdal 2025'te Hikmet dergisinde ele almıştır. Makalenin özeti Sim Sim'i iki kişilik, el, kol, ayak ve vücut ritim oyunu olarak tanımlar, oyunun Tokat, Sivas ve Çorum'da da oynandığını belirtir ve seyircinin alkışla tempo tuttuğunu, müzik bitmeden sıradaki oyuncu takımını cesaretlendirdiğini ekler. Dolayısıyla Sim Sim yalnızca Amasya'ya özgü bir oyun sayılamaz; yöre, onu en kurallı ve düğün düzenine en sıkı bağlı biçimiyle yaşatan yerlerden biridir.

Oyunun ateşle bağı, Ali Toraman'ın Amasya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi'nin Amasya özel sayısında yayımlanan makalesinde başka bir açıdan okunur. Toraman, Türk kültüründe ateşin tapılan bir varlık olmaktan çok bir temizleme aracı olduğunu hatırlatır ve Amasya'dan örnekler verir. Göynücek'te Nevruz ateşinin üzerinden atlamanın yılın kirlerinden arınmak için yapıldığı yönünde halk arasında dile getirilen görüşü aktarır; ateş çevresinde oynanan Sim Sim'in de bu yönde bir anlam taşıdığını Taştan'ın 2019 tarihli çalışmasına dayanarak belirtir. Bu bir yorumdur. Ateşin ritüel anlamına dair eski bir yazılı belge gösterilmemiştir ve oyunun kökenine ilişkin kesin bir hüküm verilemez.

Kaplumbağa ve Kartay

Kültür Atlası, Amasya'yı seyirlik oyunlar bakımından oldukça zengin bir yöre olarak tanıtır. Bu oyunlar genellikle düğünlerde Sim Sim ateşinin ardından oynanır; Kartal, Kaplumbağa, Arap ve Deve oyunu bunların arasındadır.

Kaplumbağa oyunu, üç ila beş gün süren düğünlerde geceleri oynanır. Bir misafir ateşten bir parça havaya atıp Sim Sim'in bittiğini bildirdikten sonra düğün kâhyası oyuncuları ayarlar. Bir oyuncu kâhyaya ekip biçmek için yer ister; başına post geçirmiş biri öküz olur ve tarlayı sürer, ardından mısır saçılır. Elleri ayaklarına bağlı, dizlerinin üstüne çömelmiş kaplumbağalar tarlaya girip tohumları toplamaya başlar. Çiftçi bunu görünce onları sırtüstü çevirir ve çaresizce ayaklarının üstüne dönmeye çalışan kaplumbağalar halkı güldürür. Çiftçi sonunda acıyıp onları düzeltir, elindeki üvendireyle tarladan çıkarır. Oyunun bir ekim ve bereket sahnesini taklit ettiği, anlatımın kendisinden anlaşılır; kaynaklar bunu ayrıca yorumlamaz.

Kartay, yani Kartal oyununda 8-10 kişi arka arkaya kollarını kaldırarak kartal uçuşunu andıran hareketlerle ateşin başına konmuş koyun ya da kuzu postunun çevresinde döner. Oyuncular postu almak için birbirlerine güç gösterisi yapar. Postu alacak kişi önceden belirlenmiştir. Elinde uzun bir çubuk bulunan bu oyuncu, diğer kartalları arkasında hizaya dizer ve kartallar hangi yandan saldırırsa çubuğu o tarafa savurur. Kayıtlara göre oyun eskiden köylerde Sim Sim'in ardından oynanırdı.

Düğünü Başlatan Danslar

Deveci'nin alan araştırması, ilçe ve köylerde düğünü başlatan dansın ortak bir işlev taşıdığını gösterir. Bu danslar ritüelin başlangıcını işaretler ve katılanları gündelik zamandan düğün zamanına geçirir. Araştırmada öne çıkan örnekler şunlardır.

  • Esenyel (Gümüşhacıköy ve Merzifon'un bazı köyleri): Davul çalma ve bayrak asmanın hemen ardından düğün evinin önünde oynanır. Kadınlar ve erkekler el ele büyük bir çember kurar, el, kol ve ayaklar uyum içinde hareket eder. Davul ve zurna susunca oyuncular hep birlikte ezgiyi söyler: "Esen yel olacaksın, sararıp solacaksın, ben hâkime danıştım, sen benim olacaksın" ile "Hoppala yavrum yaz geldi, Merzifon'a kiraz geldi" gibi dizeler makalede aktarılan sözler arasındadır. Aynı dans kız evindeki kına gecesinin de ilk dansıdır.
  • Baş Halayı (Suluova Akdağ köyleri): Bir dizi halayın ilk dansıdır. Genç erkekler, damadın sırtına keşkeklik buğday dolu çuvalı yüklemeden hemen önce, damat evinin önünde oynar.
  • Temur Ağa veya Dik Topuk (Göynücek): Ağırlama grubu halaylardan olan bu dans, nişanın, düğünün ve her türlü ritüel toplantının ilk dansıdır. Oyuncular ellerini serçe parmaklardan kenetleyip düz bir sıra olur, topukları yere vurup üç adım sola, sonra sağa gider.
  • Babayiğit (Merzifon): Bayrak asma töreninin bir parçasıdır. Cuma namazından çıkan cemaat damat evinin önünde toplanır, imam dua eder. Bayrak direği renkli kâğıt şeritlerle süslenir, ucuna bir soğan ve birkaç horoz tüyü takılır. Direk salavatlar eşliğinde asıldıktan sonra Genç Osman Marşı çalınır ve Babayiğit oynanır. Koreografi yiğitlik ve kahramanlık teması üzerine kuruludur.
  • Wuç (Çerkez köyleri): Çerkez düğünlerinde ilk ve son oynanan törensel danstır. Bekâr kız ve erkeklerin birbirini tanımasına imkân verecek biçimde düzenlenmiştir ve köy düğününde de salon düğününde de aynı sıra izlenir.

Bu örneklerin ortak yanı, dansın düğünün serbest bir eğlence kısmında değil, törenin en başında ya da en önemli geçiş noktalarında yer almasıdır. Deveci'ye göre bu yerleşim tesadüf değildir; dans, düğünün başladığını bütün topluluğa duyuran bir işaret görevi görür ve gündelik zamandan ritüel zamana geçişi kodlar. Yazarın kullandığı kuramsal çerçeve Arnold van Gennep ve Victor Turner'ın geçiş ritüelleri modelidir. Bu modele göre evlilik gibi bir geçiş ayrılma, eşik ve birleşme olmak üzere üç evreden geçer, düğün ise bekârlıktan evliliğe geçişin bütün topluluğun önünde dramatize edildiği evredir. Bu yorum yazarın çözümlemesidir; halkın kendi açıklaması değildir, ancak törenin sırasını anlamak için kullanışlı bir okuma sunar.

Düğün Takvimi

Kültür Atlası'ndaki Düğün Öncesi Hazırlıkları ve Düğün kaydı yörenin geleneksel düğün takvimini ayrıntılı verir. Düğün yaklaşırken, nişan öncesinde olduğu gibi, eksik görme yapılır: gelinin annesi ve damat tarafı gelinlik, yeni evin eşyaları ve kız tarafına hediyeler için birlikte alışverişe çıkar. Et, pirinç, yağ, çeyiz sandığı ve geline alınanlar Cuma günü düğün başlamadan davul ve zurna eşliğinde kız evine gönderilir. Taşova'nın Alpaslan Beldesi'nde bu uygulamaya aşboğaz ya da seysana denir. Deveci'nin makalesi aynı uygulamanın kalın, yük, ağruk, tohumluk ve kaftanlık gibi başka adlarını da sayar.

Düğünden bir gün önce düğün evinde dolma sarılır. Hoparlörden duyurulan saatte komşular ve akrabalar, çoğunlukla kadınlar, aşlık ya da bulgur götürerek bir araya gelir. Erkek evinde davul ve zurna ekibi Cuma gününden itibaren çalmaya başlar, düğün evinin bilinmesi için bayrak dikilir, düğün kâhyası ve yiğitbaşı belirlenir. Gelin ve damat adayı sağdıç seçer, gelen misafirlere danışık yedirme denen yemek ikram edilir. Cumartesi günü köyde geniş bir mekânda, şehirde düğün salonunda iki taraf bir araya gelir. Düğün gelin ve damada takı takılmasıyla sona erer ve bütün masrafı erkek evi karşılar. Deveci'ye göre ritüel bundan ibaret kalmaz; en uzunu bir haftayı bulan, çoğu kez üç gün süren akışın içinde gelin hamamı, kına, gelin alma, gelin indirme, gerdek ve gerdek ertesi birbirini izleyen birimlerdir ve her birinin kendi içinde bir anlamı vardır.

Kına Gecesi

Cumartesi akşamı kız evinde kına gecesi yapılır. Kızın annesi tarafından karılan kına bir tepsinin ortasına konur, etrafına mumlar dikilir. Geline kına seti giydirilir, kına türküleri ve ilahilerle gelin ağlatılır, avucuna altın konarak kınası yakılır. Davul ve zurna eşliğinde damat da kız evine kına almaya gelir. Kayda göre karılmış kına, mumlar, çerez, havlu ve mendille birlikte bir tepsiyle damadın sağdıcına belli bir bahşiş karşılığı satılır, sağdıç bunu daha yüksek bir fiyata damada satar. Köyde kız evinden bir de tavuk alınır ve oynaya oynaya erkek evine dönülür.

Kız evi kınayı kolay vermez. Deveci'nin aktardığı kalıba göre kızbaşı, "Delikanlılar halay çekmezseniz gınayı vermem" diyerek oğlan evi gençlerini bir süre oynatır ve yiğitbaşı yeterince oynandığına onu ikna edince kına pazarlığı başlar. Hamamözü'nde bu sınav damadın kendisine uygulanır: gelinin arkadaşları damadı, sağdıç gelip kurtarana kadar yorulana değin oynatır.

Damada kına yakılırken sağdıç parmağını kınaya banıp elini kaldırır ve bir, iki, üç diye sayar. Bekâr gençler kınalı parmağa ulaşmaya çalışır; kim ilk ulaşırsa ilk onun evleneceğine inanılır. Kalan kına darısı bekârların başına denerek arkadaşlara dağıtılır. Aynı gecede gelinin ayakkabısının altına bekâr kızların adları yazılır ve adı silinenin evleneceğine inanılır. Kaynak bunları bir inanış olarak kaydeder.

Gelin Hamamı, Gelin Alma ve Duvak

Deveci'ye göre Amasya'da gelin için düzenlenen kız içi, kızbaşı gecesi ya da ana kınası ile damat için yapılan küçük sinsin gecesi, ertesi günkü güvey hamamı ve gelin hamamı ritüelin ayrılma evresini oluşturur. Merkez ilçeye bağlı Uygur, Sevincer ve Yağcıabdal köylerinde hamama gitmeden önce yas tutma yapılır: gelin siyah çarşafla yastığın üzerine oturtulur, anasıyla sarılıp ağlaşır. Göynücek'in Davutevi ve Ardıçpınar köylerinde ağıdı âşık söyler. Merzifon'da gelin yıkandıktan sonra gebek taşı çevresinde döne döne oynatılır, Gümüşhacıköy'de elinde yanan mum tutan genç kızlar gelin yıkanırken ilahi söyleyerek çevresinde dolanır. Makale bu uygulamaları bir geçiş ritüeli olarak yorumlar; bu yorum yazarın çözümlemesidir.

Kına yakılmadan hemen önce gelinin çevresinde dönen danslar da yörenin ortak özelliğidir. Gümüşhacıköy'de bunun adı Kız Oyunu, merkez ilçenin Kızoğlu ve İbecik köylerinde Ellik'tir. Göynücek'in Sıraç köylerinden Davutevi'nde gelin Semah oynar. Kızseki, Vermiş ve Yenice köylerinde genç kızlar kına tepsisini elden ele dolaştırır ve "Yüksek yüksek tepelere" ile "Kınayı getir aney" türküleriyle gelin ağlayana kadar çevresinde döner. Gelin ağladıktan sonra oğlan evinden gelen leblebiler tek tek gelinin başına atılır. Taşova'da gelinin yüzü kırmızı bir tülbentle kapatılır ve gelin ağlıyor mu diye örtü ara sıra kaldırılır, ağlamıyorsa türküye ve dönüşlere devam edilir.

Pazar günü gelin getirmek için gelin arabası süslenir. Kız evi gelen araçlara yemeni, şifon ya da havlu takar. Genç kızlar bahşiş almak için kapıyı açmaz ve gelin sandığının üstüne oturur. Gelinin beline erkek kardeşi kırmızı kardeş kuşağı bağlar, kaynata bahşiş vermeden gelin arabadan inmez. Gelin eve girmeden damat yüksek bir yerden üzerine çerez ve bozuk para serper ya da kaynana bozuk para dolu bir çömleği kırar. Gelin kuzu postuna bastırılır, kapı eşiğine yağ sürer, demir leğenin üzerinden geçer ve kendi çeyiz sandığının üstüne kıbleye doğru oturtulur. Kaynana ve görümcelere şeker verir. Duvak aşamasında, Deveci'nin kayıtlarına göre, gelinin sağ eline buğday, sol eline arpa verilir. Def çalıp türkü söyleyen bir kadın önde, gelin arkada, buğday ve arpayı döke döke oynar.

Geleneksel Giysiler

Yöresel kıyafet kaynaklarına göre erkekler başa dal fes giyer ve kenarına yemeni bağlar. Göynek beyaz ketendir, hakim yakalıdır ve düğmeleri siyahtır. Yelek, yöredeki adıyla delme, astarlı, kolsuz, önü V biçiminde açık, siyah ya da lacivert renktedir. Şalvarın arkası hafif körüklü, paçası dardır, geniş desenli bir kuşak bele bağlanır. Dize kadar uzanan gonçlu, elle işlemeli yün çorapların üzerine deri iplerle bağlanan çarık giyilir. Köstek denilen gümüş zincir, kese ve mendil de erkek aksesuarıdır.

Kadın giysisi daha katmanlıdır. Bir folklor kaynağının listesinde iç göynek, şalvar, üçetek, önnük, şal, cepken, yelek, kuşak, fes, yemeni, çorap ve çarık sayılır. Kadir Aydın'ın aktardığına göre Ilısu ve Karayakup köylerinde Yörüklerin giydiği geleneksel kadın kıyafeti fes, pullu yemeni, göynek, üçetek, cepken, yelek, kuşak, çarpana kuşak, şalvar, çorap ve çarıktan oluşan on iki parçadır. Başlık bordo renkli keçeden fes olup tepelik, boncuklu fes ya da terlik adlarıyla da anılır ve alın hizasına inen ipliklere renkli boncuklar dizilidir. İki liste arasındaki küçük farklar kıyafetin ilçeye ve köye göre değiştiğini gösterir. Tek bir Amasya kıyafetinden söz etmek yerine, birbirine yakın bir giysi ailesinden söz etmek daha doğrudur.

Türküler ve Müzik

Amasya türküleri üzerine yapılan akademik çalışmalar yöreyi sayılarla da tanıtır. Nail Demircioğlu'nun 2022 tarihli Art Vision makalesi, TRT Türk Halk Müziği repertuvarında Amasya yöresine ait 48 türkü bulunduğunu yazar. Haluk Yücel'in Amasya türkülerini konu ve müzik unsurları bakımından ele alan çalışması TRT arşivini, TRT'nin hazırladığı Amasya Türküleri CD'sini ve Amasya Belediyesi'nin Amasya Türküleri kitabını kaynak alır. Aynı kaynaklara dayanan Alevi-Bektaşi unsurları araştırmasında yaklaşık 40 türkü incelenmiş ve ayrılık, aşk ve sevda temalı türkülerin ilk sırada olduğu, bunları ağıt temalı türküler ile semah karakterli eserlerin izlediği görülmüştür.

Yücel'in Merzifon üzerine 2016 tarihli çalışması 94 Merzifon türküsünü inceler. Bu örneklemde dinî içerikli türküler yüzde 20,2, aşk türküleri yüzde 17, ayrılık türküleri yüzde 13,8, ağıtlar yüzde 4,2 oranındadır ve çalışma Orta Karadeniz türkülerine eşlik eden ana çalgının bağlama olduğunu belirtir. İki çalışmanın farklı örneklemlere dayandığı akılda tutulmalıdır. Biri bütün ili, öbürü tek bir ilçeyi tarar; bu yüzden en çok işlenen tema konusunda vardıkları sonuçlar birbirinden farklı çıkar.

Düğün ve meydan müziğinin çekirdeği ise davul ve zurnadır. Yukarıda anlatılan törenlerin hepsi onların sesiyle başlar. Kına türküleri gelini ağlatmanın aracıdır ve Deveci'nin kaydettiği "Yüksek yüksek tepelere" ile "Kınayı getir aney" bu türkülerin arasında anılır. Türkülerin ve uzun havaların ayrıntısı sitedeki ayrı yazıda anlatılmaktadır; burada yalnızca halk oyunlarıyla bağını kurmak yeterlidir. Oyun, türkü ve tören aynı olayın üç yüzü gibidir ve birbirinden ayrı düşünüldüğünde anlamlarının bir kısmı kaybolur.

Âşıklar ve Destanlar

Amasya'da âşık tarzı destan geleneğini inceleyen TEKE dergisi makalesi, şehzadelerin yetiştiği bir kent olarak tarihî bir misyon taşıyan Amasya'daki yeniçeri ocağının bu geleneği teşvik ettiği, Alevi-Bektaşi kültürünün de onu beslediği sonucuna varır. Gümüşhacıköy'de yaşamış Âşık Özlemî ise Motif Akademi Halkbilimi Dergisi'ndeki bir çalışmayla tanıtılan yerel bir âşıktır. Amasya'nın halk müziği bu yüzden yalnızca anonim türkülerden değil, adı bilinen ozanlardan da beslenmiştir.

Ateşe ve Suya Bağlı İnanışlar

Folklor yalnızca oyun ve türküden ibaret değildir. Ali Toraman'ın aktardığı alan notları ateşin yörede arınma, şifa ve korunma anlamı taşıdığını gösterir. Merkez köylerinden Aydoğdu'da yaylaya çıkmadan önce hayvan sürüleri çalman denilen duvarlı bir yerde toplanır ve kapı eşiğinde yakılan ateşin üzerinden geçirilir; böylece hasta hayvanların iyileşeceğine inanılır. Göynücek'in Oğuzeli köyünde derma hastalığı arpa ve ateşle sağaltılır. Üzerlik otunun tütsüsü evde nazara karşı dolaştırılır.

Ölümle ilgili uygulamalarda da ateş yer alır. Göynücek'te cenazenin yıkandığı yer ateş yakılarak arındırılır. Yakın zamana kadar ölü evinde geceleri üç dört gün ateş yakılırdı, bugün bunun yerini mum yakmak ya da ışıkları açık bırakmak almıştır. Ölünün gömüldüğü gece ölü evinin önünde sabaha kadar yanan ateşin geride kalanları temizlediğine inanılır (Taştan, 2019). Yöredeki bir başka hastalık adı olan geçden, hava karardıktan sonra dışarıya çöp atmak ya da kaynar su dökmek gibi eylemlerden kaynaklandığı sanılan ve cin çarpması olarak anlatılan huzursuzluk ve uykusuzluk halidir. Sağaltımında kızdırılan maşa, kürek ve bıçak gibi demir nesneler soğuk suda söndürülür, çıkan dumanla hasta tütsülenir. Toraman burada demirin de cinleri korkutup kaçırdığı düşüncesine dikkat çeker.

Toraman bu uygulamaları Türk mitolojisindeki ateş kültünün Amasya'daki izleri olarak yorumlar. Bu bağlantı yazarın tezidir. Her uygulamanın eski dinî kökenini kanıtlayan bir belge gösterilmemiştir ve okur bu uygulamaları hem eski bir inanışın devamı hem de yörede sonradan biçimlenmiş bir halk uygulaması olarak değerlendirebilir.

Bugün Folklor

Amasya Valiliği'nin haberine göre 12-22 Haziran'da düzenlenen Uluslararası Amasya Atatürk Kültür ve Sanat Festivali'ne yabancı halk dansları ekipleri de katılır. Haberde Hırvatistan, Bulgaristan, Azerbaycan, Gürcistan, Moldova ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekiplerinin Vali'yi ziyaret ettiği belirtilir, haberde yıl yer almaz. Yerel oyunlar ise hâlâ düğünün asıl sahnesindedir. Deveci'nin gözlemine göre Amasya'da oğlan evinin kına geceleri Sim Sim'in asıl bağlamı olmayı sürdürür, ancak son yıllarda kızbaşıların düğün organizasyon şirketlerinden temin edilen kıyafetler ve davullarla gösteri yapması yaygınlaşmıştır. Aynı yazar, dansların günümüzde çoğu zaman salt eğlence aracı sayıldığını, oysa düğünün anlam yapısında işlevlerinin bulunduğunu savunur. Kimi yerlerde meydanın yerini yalnızca düğün salonu almıştır, ama davul ve ateş düğünün başlangıcını hâlâ aynı biçimde işaretler.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • Rahime Deveci, "Amasya Yöresi Düğünlerinde İcra Edilen Dansların Ritüel İşlevleri", Dede Korkut Uluslararası Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, sayı 31, Ağustos 2023, s. 72-101.
  • Gültekin Erdal ve Kelime Erdal, "Amasya'nın Geleneksel Halk Oyunu: Taşova Simsimi", Hikmet - Akademik Edebiyat Dergisi, sayı 22, Bahar 2025, s. 372-386 (özet). dergipark.org.tr
  • Ali Toraman, "Türk Mitolojisinde Ateş Kültü ve Amasya'daki İzleri", ASOBİD (Amasya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi), Amasya Özel Sayısı, Eylül 2022, s. 11-26.
  • Haluk Yücel, "Amasya Türkülerinin Söz ve Müzik Unsurları Bakımından İncelenmesi", The Journal of Social Sciences (SOBİDER), 2018, sayı 22 (özet); "Merzifon'un Kültürel Mirası: Merzifon Türküleri", Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, cilt 9, sayı 42, Şubat 2016.
  • "Amasya Yöresi Türkülerinde Alevi-Bektaşi Unsurları ve Bu Eserlerin Müzikal Analizleri", Online Journal of Music Sciences (özet).
  • "Amasya'da Âşık Tarzı Destan Geleneği", Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim (TEKE) Dergisi (özet); "Âşıklık Geleneği ve Geleneğin Çerağlarından Amasyalı Âşık Özlemî", Motif Akademi Halkbilimi Dergisi (özet).

Resmî kaynaklar

  • T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Portalı: "Amasya Halk Oyunları", "Amasya Halk Oyunları / Kaplumbağa Oyunu", "Kartay Oyunu", "Amasya Düğün Öncesi Hazırlıkları ve Düğün" (Kültür Atlası, Amasya). kulturportali.gov.tr
  • Amasya Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü: "Yöresel Halk Oyunları", "Kına Gecesi" (amasya.ktb.gov.tr).
  • T.C. Amasya Valiliği, "Amasya'ya Gelen Halk Dansları Ekipleri, Tarihi ve Kültürel Dokusunu Görmekten ve Misafirperver Halkı ile Tanışmaktan Duydukları Mutluluğu İfade Etti" (amasya.gov.tr).

Diğer kaynaklar

  • Nail Demircioğlu, "TRT Repertuvarında Bulunan Amasya ve Samsun Yöresi Uşşak Türkülerinin Makamsal ve Ritmik Yönlerden Karşılaştırmalı İncelenmesi", Art Vision, 28 (49), 2022, s. 162-171 (özet). dergipark.org.tr
  • Kadir Aydın, "Halk Oyunları Giysileri Amasya", Yeşilırmak Gazetesi, 7 Nisan 2023; folklor.gen.tr, "Amasya Yöresi Giysileri".

Çevrimiçi kaynaklar