Bazı yerler adını bir olaydan, bir kişiden ya da bir madenden alır. Hamamözü ise adını suya borçludur. Amasya'nın batı ucunda, Çorum sınırına yaslanmış dağlık bir vadide, toprağın altından ılık bir su çıkar ve yüzyıllardır insanlar derdine derman aramak için bu vadiye gelir. Suyun Roma çağından kaldığını söyleyenler de vardır, bir Selçuklu beyinin onardığını anlatanlar da; hangisi doğru olursa olsun, kaplıca ilçenin kimliğini baştan sona belirlemiştir.
Hamamözü, Amasya'nın nüfus bakımından en küçük ilçesidir, ancak tarihi bu küçüklükten daha geniş bir çerçeve sunar. Kafkasya'dan göçen Çerkes ailelerin 1887'de bir çiftliği satın alarak kurduğu yerleşim, bir köyden nahiyeye, nahiyeden belediyeye ve nihayet 1991'de ilçeye uzanan bir yol izlemiştir. Bu yolun kenarında kaplıca, Roma ve Selçuklu dönemine bağlanan iddialar, bir Olimpiyat şampiyonunun doğduğu ev ve her yıl ağustosta kurulan karakucak güreşleri yer alır. Aşağıdaki anlatımda belgeli olanla rivayet olan ayrı tutulmuş, kaynakların birbirini tutmadığı yerler açıkça belirtilmiştir.
Coğrafya ve İklim
Hamamözü, Amasya'nın batısında, Çorum sınırına yaslanmış bir ilçedir. Doğusunda ve kuzeyinde Gümüşhacıköy, kuzeybatısında Osmancık, güneyinde Laçin ve Çorum bulunur. Yüzölçümü 204 kilometrekaredir. Amasya il merkezine uzaklığı resmî metinlerde 90 ile 95 kilometre arasında değişir; Çorum'a 43-45, Gümüşhacıköy'e ise 21-23 kilometredir. Bu farklar ölçüm noktasından, yani il merkezinin neresinden başlandığından kaynaklanıyor olmalıdır.
İlçe merkezinin rakımı resmî tanıtımlarda 690 metre olarak geçer. Başka bir kaynak 687 metre verir, kaplıca alanı için ise 640 metrelik bir değer kullanılır. Çevrede kuzeyde ve batıda İnegöl Dağları, güneyde ve doğuda Saray Dağları yükselir; 1650 metrelik Eğerci Tepesi bu dağ kuşağının en belirgin noktalarındandır. Saray Dağı ile İnegöl Dağı arasında kalan ilçenin ormanları çoğunlukla çam ve meşeden oluşur, yerleşim yerlerinde ise meyve bahçeleri, kavak ve söğüt ağaçları görülür.
İklim, İç Anadolu karasalığı ile Karadeniz iklimi arasında bir geçiş niteliğindedir. Kış ve ilkbahar yağışlı geçer, ilçe merkezinde kar fazla yağmaz, yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuktur. Bazı kaynaklar ilçede doğrudan Karadeniz iklimi görüldüğünü yazar; iki anlatım arasındaki fark, ilçenin iki iklim bölgesinin kesiştiği yerde bulunmasından doğar. Ulaşım karayoluyla sağlanır. Çorum'a ve Gümüşhacıköy'e saat başı minibüs seferi yapıldığı, ilçeye bağlanan yolların bir bölümünün ise tek şeritli olduğu belirtilir.
Adın Kökeni
İlçenin adı "hamam" ve "öz" sözcüklerinden oluşur. Hamam kısmı kaplıcayı anlatır. "Öz" ise yer adlarında çoğu kez küçük bir vadi ya da dere anlamına gelen eski bir Türkçe sözcüktür; Sevan Nişanyan'ın yer adları yazısına düşülen bir notta Kastamonu yöresinde tepeler üzerinde sellerin oluşturduğu küçük vadilere "öz" denildiği aktarılır. Bu bilgi, "hamamın vadisi" ya da "hamam deresi" biçimindeki yorumu akla yatkın kılar. Aynı vadideki Sarayözü gibi öteki yerleşim adlarında da aynı sözcüğün bulunması yorumu destekler.
Yine de bu bir yorumdur ve adın kökenini belgeye bağlayan bir yayın bulunamamıştır. İlçe merkezinden geçen dere ile kaplıca hamamı arasındaki ilişki yöre halkının bildiği bir şeydir, fakat yazılı bir kaydı yoktur. Daha sade bir anlatım, adın bölgedeki sıcak su kaynaklarından ve bu kaynakların üzerine kurulan hamamlardan geldiğini söyler: hamam şifalı suları, öz ise bu kaynakların çıkış yerini anlatır. İki yorum birbirini dışlamaz; ikisinde de ad, suyla vadinin bir araya geldiği yeri tarif eder. Adın bugünkü biçimiyle 1914'ten beri kullanıldığı, yer adları envanterine dayanan bir kaynakta yazılıdır.
Vadinin Eski Katmanları
Amasya Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün ilçe tanıtımı, Hamamözü vadisindeki yerleşimin Hititlerden de önceye uzandığını yazar. Gerekçe, vadinin Hitit başkenti Hattuşa ile Alacahöyük harabelerine yakın olması ve Kızılırmak'ın hemen yakınından geçmesidir. Metin, uzmanların gerekli arkeolojik incelemeleri yapması hâlinde pek çok buluntunun gün ışığına çıkacağını da ekler. Bu bir kazı sonucu olmayıp bölgenin coğrafi konumundan yapılan bir çıkarımdır. Aynı anlatıma göre bölgede daha sonra Frigler, Kuzey Kafkasya'dan gelen Kimmerler ve ardından Romalılar görülmüştür. Hamamözü'nün Karadeniz'den İç Anadolu'ya açılan geçiş noktalarından birinde bulunması, bu sürekliliği akla yatkın kılan coğrafi gerekçedir.
Roma izleri için verilen bilgiler şöyledir. Kaplıca çevresinde Roma dönemine ait bir kaplıca yapısı, mezar taşları ve eski cami duvarlarında yazılı taşlar bulunduğu söylenir. Yazılı taşlardan birinin fotoğrafı, yaklaşık otuz yıl önce Batı Trakya'da görevli bir öğretmen aracılığıyla Yunanistan'a götürülmüş ve Roma tarihi uzmanlarına incelettirilmiştir. Yapılan tercümelere göre MS 50'li yıllarda Roma'ya bağlı Paros adlı bir kişi üç kubbeli ya da üç ayrı hamam yaptırmış, adına izafeten "Poros" yazılı taş kaplıca duvarına konmuştur; ancak bu okuma "öngörülmektedir" diye aktarılır. Cami avlusundaki yazılı taşın ise MS 300 dolayında ölen bir papaz kızının mezar taşı olduğu söylenir. Kaplıca çevresinde kubbe ve kemerlerin ortaya çıkarıldığı ve yakında Romalılara ait büyük mezarlıkların bulunduğu da aynı metinde yazılıdır. Bir ansiklopedi maddesi bunu "MS 50'li yıllardan beri işletilmekte olduğu yapılan kazılarda ortaya çıktı" biçiminde aktarır.
Bu aktarımlarda dikkat edilmesi gereken nokta, hiçbirinde yayımlanmış bir yazıt okuması, kazı raporu ya da hakemli bir makale gösterilmemesidir. Zincir; bir fotoğraf, bir çeviri ve sözlü aktarımdan oluşur. Bu nedenle "Roma çağından beri kullanılıyor" cümlesi kesinleşmiş bir tarih sayılamaz, yerel kaynakların ortak iddiasıdır. Aynı ansiklopedi maddesi kaplıcanın tarihinin "tam olarak bilinmediğini", antik çağlardan beri kullanıldığının ise "tahmin edildiğini" yazar. Kaplıca çevresinde görüldüğü söylenen kalıntıların da yetkili bir kazı ekibinin değerlendirmesine ihtiyacı vardır.
Ortaçağ için yerel anlatı Danişmendlilere uzanır. İlçe tanıtımına göre Büyük Selçuklu hükümdarı Melikşah'a bağlı komutan Danişmend Ahmed Gazi, 1075'te elli bin kişilik bir orduyla önce Tokat'ı, sonra Amasya'yı almış; Çorum'u almak için akrabası Çavlı Gazi'yi görevlendirmiştir. Çorum valisi Mastura'nın Kastamonu'dan yardım istemesi üzerine bu ilk girişim sonuçsuz kalınca Ahmed Gazi otuz bin kişilik bir kuvvetle bizzat yürümüş ve şehri zaptetmiştir. Ardından Osmancık alınmış, buranın yönetimi Alayunt boyundan Osman Bey'e verilmiş, Ahmed Gazi de Hamamözü üzerinden Gümüşhacıköy ve Merzifon'u alarak Amasya'ya dönmüştür. Hamamözü bu güzergâhta bir geçiş noktası olarak anılır. Anlatının tarihleri Danişmendli tarihçiliğinin bilinen takvimiyle tam örtüşmez; yine de yöredeki yolun Amasya ile Çorum arasında eski bir geçit olduğunu düşündürür.
Arkut Bey Anlatısı
Kaplıcaya adını veren isim, Selçuklu dönemine bağlanan Arkut Bey'dir. Amasya Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün anlatımı şöyledir: Selçuklu sultanı Kılıç Arslan 1095'te Danişmendlilere son verince Amasya'yı oğlu Melik Nizameddin Argun Şah'a bırakmış, Argun Şah da bölgeyi maiyetindeki Arkut Bey'in himayesine vermiştir. Kaplıcanın ilk onarımı bu dönemde Arkut Bey'e yaptırılmış, bu yüzden yapıya "Arkut Bey Hamamı" denmiştir. Bir ansiklopedi maddesi, o güne kadar yeryüzüne sızıntı hâlinde çıkan suyun "o günün imkânlarıyla" biri kadınlara, öteki erkeklere ayrılmış iki kubbeli bir kaplıca yapısına dönüştürüldüğünü yazar. Aynı anlatıya göre kaplıca sonraki dönemlerde Osmanlılar tarafından da işletilmiştir.
Bu anlatımın bütünü bir belgeye dayanmaz ve ana çizgisi TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki bilgilerle çelişir. Ansiklopediye göre Danişmendliler 1071-1178 arasında hüküm sürmüş, I. Kılıçarslan 1100'lerin başında Danişmendli Gümüştegin'le savaşmış, Gümüştegin'in 1104'te ölümünden sonra hanedan sarsılmış, Sivas kolu 1175'te, Malatya kolu 1178'de II. Kılıçarslan tarafından ortadan kaldırılmıştır. Yani 1095'te Danişmendlilere son verildiği bilgisi tarihî akışla uyuşmaz. Anlatıda Kılıç Arslan'ın sıra numarası da kaynağa göre değişir. Argun Şah'ın ve Arkut Bey'in başka tarihî kaynaklarda geçip geçmediği ise doğrulanamamıştır.
Adın dönemi konusunda da bir ikilik vardır. Bir kaplıca rehberi sayfası, "Arkıtbey" adının Osmanlı döneminde kaplıcayı işletmeye açan Arkıt Bey'den geldiğini söyler. Ad kimi yerde Arkut, kimi yerde Arkıt ya da Arkıtbey biçiminde yazılır. Bu yüzden Arkut Bey'i Selçuklu beyi sayan anlatılar burada "rivayete göre" diye aktarılmıştır. Hangi dönemden olursa olsun, kaplıcanın bir bey tarafından onarıldığı ve yapının onun adıyla anıldığı yöre belleğinde yerleşmiş bir bilgidir.
Sonraki yüzyıllar için belgeli bir yol haritası yoktur. Belediyenin tanıtım metnindeki anlatıma göre "tabiat şartları nedeniyle" kaplıcalar yer altında kalmış, "1303 yılında" bölgeye yerleşenler her yeri kapanmış, yalnızca sıcak su sızıntıları görünen bir alan bulmuş ve kaplıcayı ikinci kez inşa etmiştir. Aynı metin, zamanla yapılan araştırmalarda o günlere ait eserlerin ve su kemerlerinin göze çarptığını söyler. Buradaki 1303 tarihi, ilçenin 1887'de kurulduğunu belirten resmî kaynaklarla çatışır. Bunun hicrî ya da rumî bir tarih olabileceği düşünülebilir, çünkü rumî 1303 yılı 1887-88'e denk gelir; ama metinde böyle bir açıklama yoktur ve bu yalnızca bir olasılık olarak kalır.
1887: Bir Çiftlik Köy Oluyor
İlçenin belgeli tarihi çok daha yenidir. Amasya Valiliği'nin tanıtımına göre yer, Gümüşhacıköy'e bağlı Gümüş kasabasının eşrafından İbrahim ve Kamil beylerin bir çiftliğiydi. 1887'de Kafkasya'dan göç ederek Anadolu'ya yerleşen Çerkes kökenli 60 hane bu araziyi satın aldı ve Hamamözü Köyü kuruldu. Bu satın alma, yöre kaynaklarında en açık biçimde belgelenen olaydır. Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün metni de çiftliğin Osmanlı döneminde Gümüş'ün zenginlerinden Kamil ve İbrahim beylere ait olduğunu doğrular.
Köy önce Çayköy nahiyesine bağlandı, 1910'da nahiye merkezi oldu. İlçe kaymakamlığının anlatımı, köyün 1887'den 1910'a kadar yirmi üç yıl köy kaldığını, 1910'da bir cazibe merkezi hâline gelerek çevre köylerden göç aldığını, nüfusun çoğalmasıyla da nahiye merkezi yapıldığını yazar. Belediye teşkilatı, il yönetiminin metnine göre 1972'de kurulmuş ve yerleşim belde olmuştur; başka bir kaynak ise belediye statüsünün Resmî Gazete'ye göre 20 Ağustos 1971'de verildiğini söyler. Kaynaklar bu bir yıllık farkı gidermez.
İlçe statüsü 20 Mayıs 1990 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 3644 sayılı Kanun'la geldi. Teşkilat 5 Ağustos 1991'de kuruldu ve Hamamözü adıyla ilçeye dönüştürüldü. O güne kadar Gümüşhacıköy'e bağlıydı. Köylerde yaşayanların çoğunluğunun, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda ("93 Harbi") yaşanan katliamlardan kaçıp Anadolu içlerine göç edenlerin torunları olduğu, bunların da büyük bölümünün Gümüşhane'den geldiği yazılıdır. Bir ansiklopedi maddesi savaştan sonra Kafkasya'dan göç edenlerin buraya yerleştiğini ve kaplıcanın idaresini üstlendiklerini belirtir. Yani ilçenin nüfusu farklı yönlerden gelen birkaç göçmen grubunun birleşmesiyle oluşmuştur.
Nüfus ve Göç
Hamamözü'nün nüfus tablosu, Türkiye'nin birçok küçük ilçesinde görülen kırdan kente göç hikâyesinin açık bir örneğidir. İlçe olduğu sırada yapılan 1990 sayımında toplam nüfus 8.303'tü; bunun 1.557'si ilçe merkezinde, 6.746'sı köylerde yaşıyordu. 2000'de nüfus 6.161'e, 2007'de 5.264'e, 2010'da 4.508'e indi. 2015'te 3.873, 2021'de ise 3.565 olarak kaydedildi. 2024 verisi 3.567'dir ve 2025 adrese dayalı kayıt sistemi sonuçlarında ilçe nüfusu 3.628 olarak görünür.
Bu serideki asıl dikkat çekici ayrıntı, ilçe merkezinin hemen hemen hiç küçülmemesidir. Merkez nüfusu otuz yıl boyunca 1.400 ile 1.750 arasında dalgalanmıştır; azalma neredeyse tamamen köylerde yaşanmıştır. Köy nüfusu 1990'daki 6.746'dan 2021'de 1.936'ya düşmüştür. Genç nüfusun çalışmak için büyük şehirlere gitmesi, tanıtım metinlerinde de açıkça not edilir. Eski tanıtımlarda ilçe nüfusu 3.680 civarında, bir başka metinde ise köyleriyle birlikte 6.000 civarında verilir; bu farklar metinlerin farklı yıllarda yazılmış olmasından kaynaklanır.
Arkut Bey Kaplıcaları
Kaplıca, ilçe merkezinde, Köprübaşı mevkiindeki Kaplıca Sokağı'nda yer alır ve Laçin yolu üzerindedir. Kendi aracı olmayan ziyaretçiler için ulaşımın Hamamözü Belediyesi tarafından sağlandığı bildirilir. Eski hamam ile modern termal tesis ayrı yapılardır ve ikisi de aynı kaynak sisteminden beslenir.
Kaplıcanın Yakın Tarihi
Mülkiyeti Hamamözü Belediyesine ait olan kaplıca, zaman zaman ihaleyle özel işletmecilere kiralanır. Belediyenin tanıtım metni, eski kaplıcanın "bugüne cevap vermekten çok geride kaldığını" ve belediyenin 1977'de İller Bankası'yla temasa geçtiğini yazar. Modern termal tesisler ise ancak 2000'li yıllarda hizmete girmiştir. İller Bankası kredisiyle yapılan 121 yataklı tesis ihaleyle kiraya verilmiş, özel yatırımcılara ait iki apart otel ile iki pansiyon da ilçenin konaklama kapasitesini tamamlamıştır. Resmî metinler 2009 yılında otel ve pansiyonların müşterilerine sıcak kaplıca suyu verdiğini, bunun iç turizmi artırdığını kaydeder.
Bir ansiklopedi maddesi tesisi iki kapalı havuzlu, saunalı, kür havuzlu, Türk hamamlı, aile banyolu, restoran ve konferans salonlu bir kompleks olarak tarif eder; konaklama bölümünün 63 odalı ve 130 yataklı olduğunu, eski hamamın da çalışmaya devam ettiğini ekler. Belediye metnindeki tarifte kompleksin kapalı alanı 2000 metrekaredir; büyük havuz 10x20 metre ölçüsünde ve 1,45 metre derinliktedir. İlçe kaymakamlığı bugünkü tesisi üç yıldızlı olarak niteler. Sayıların ve işletme biçiminin yıllar içinde değişmiş olabileceği hesaba katılmalıdır.
Suyun Bilinen Özellikleri
Aynı ansiklopedi maddesi kaplıcada üç kaynak bulunduğunu, suyun sodyumlu ve bikarbonatlı sular grubuna girdiğini, radyoaktivitesinin 6 eman, pH değerinin 7,4 olduğunu yazar; suyun içme sıcaklığı 17 derece olarak geçer. Madde sıcaklığı Avşaroğlu'nun 1968 tarihli kılavuzuna dayanarak 38 derece olarak verir. Belediye ve kültür bakanlığı portalındaki metinler ise çıkış sıcaklığını 42,5 derece gösterir. 1989 tarihli bir laboratuvar analizine göre su sodyum bikarbonatlı, kalsiyumlu, hipertermal ve oligometalik yapıdadır; başka bir kaynak onu "sodyum bikarbonatlı ve kalsiyum klorürlü" gruba koyar. Rakamlardaki bu ayrılık analiz tarihinden, ölçüm noktasından ya da kaynağın kendisinden doğmuş olabilir.
Kaynaklar, suyun banyo olarak romatizmal hastalıklarda, nevralji ve nevritte, kadın hastalıklarında ve cilt sorunlarında, içme kürü olarak ise mide ve bağırsak rahatsızlıklarında yararlı olduğuna "inanıldığını" yazar. Belediye metnindeki listede kırık-çıkık sonrası hareket kabiliyeti, felç, bel fıtığı ve siyatik, kalp-damar rahatsızlıkları gibi başlıklar da geçer. Bunlar geleneksel inanışı ve tanıtımı yansıtan ifadelerdir, tıbbi bir değerlendirme sayılamaz; herhangi bir hastalık için kür düşünen kişinin önce hekimine danışması gerekir.
Çalışma Düzeni
Belediyenin tarihsiz tanıtımında eski kaplıcanın kadınlar ve erkekler bölümleriyle sabah 04.00 ile gece yarısı arasında hizmet verdiği, yaz aylarında pazar hariç 13.00-18.00 arasında bölümlerin değiştirildiği, girişte peştamal, büyük havlu ve baş havlusu verildiği yazılıdır. Bu düzenin bugün de geçerli olduğu doğrulanmamıştır; ücret ve seans bilgisi için ilçe belediyesine başvurmak gerekir.
Hamamözü'nde Hayat
İlçe halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ticaretle uğraşanların, kamu ve özel işyerlerinde çalışan memur ve işçilerin sayısı düşüktür; tarımın yetersizliği ve sanayi alanının bulunmaması ticareti geliştirmemiştir. İlçe kaymakamlığı, son yıllarda kurulan yeni elma bahçeleriyle Amasya misket elması yetiştiriciliğinin öne çıkmaya başladığını yazar. Kaplıcadan gelen turizm geliri ilçe ekonomisine katkı sağlar; yaz aylarında iç turizme bağlı nüfus artar, bu da pansiyonculuğu besler. İlçe merkezinde bir tarım kredi kooperatifi, ziraat odası şubesi ve ziraat bankası şubesi bulunur. Merkezin içme suyu ve kanalizasyonu tamamlanmıştır, tüm köylerde elektrik ve içme suyu şebekesi vardır.
İlçede dört mahalle ve 17 köy bulunduğu, belediyenin yalnızca merkezde kurulduğu yazılıdır. Başka bir ilçe tanıtımı toplam 18 köyden söz eder ve Alanköy, Arpadere, Aşağıovacık, Çayköy, Damladere, Dedeköy, Göçeri, Gölköy, Hıdırlar, Kızılcaören, Mağaraobruğu, Omarca, Sarayözü, Tekçam, Tepeköy, Yemişen, Yeniköy ve Yukarıovacık adlarını sayar. Liste on sekiz adlıdır; aradaki farkın nedeni kaynaklarda açıklanmamıştır. Köylerden dördünün (Arpadere, Tekçam, Tepeköy, Yukarıovacık) yerleşimi dağınık, ötekilerin toplu düzendedir.
Doğa ve Mesire
İlçe tanıtımı, merkeze sekiz kilometre uzaklıktaki Omarca Çamlığı'nı ve merkezdeki Kuştepe'yi mesire yeri olarak sayar. Saray Dağları'nın yaylalarının görülmeye değer olduğunu, merkeze on üç kilometredeki Yeniköy sulama göletinin balık tutmaya elverişli bulunduğunu, Yukarıovacık köyünde de bir alabalık tesisi çalıştığını da ekler. Başka bir ilçe tanıtımı Tavşandağı Yaylaları ile Kayadüzü Yaylası'nı anar. Çam ve meşe ormanlarıyla çevrili bu alanlar, kaplıca sezonunun dışında da ilçeye gelenlerin uğradığı yerlerdir.
Güreşin Ocağı
Hamamözü denince termal suyun yanında güreş akla gelir. İlçe kaymakamlığının metni, "Hamamözü denince akla ilk gelenler"in termal su ile dünya şampiyonu milli güreşçi Hamit Kaplan ve hocası Adil Candemir olduğunu söyler. Bu iki isme üçüncü olarak İsmail Topçam eklenir; Hamamözü Belediyesi her yıl, ilçe nüfusuna kayıtlı eski milli güreşçiler Hamit Kaplan, Adil Candemir ve İsmail Topçam adına etkinlikler düzenler. Ağustos ayında karakucak güreşleri ve kültür etkinlikleri yapılır, çevre il ve ilçelerden çok sayıda katılımcı gelir. Kaymakamlığın bulunduğu cadde de Adil Candemir'in adını taşır.
Adil Candemir için bir ansiklopedi metni "dünya şampiyonu ve Olimpiyat ikincisi" ifadesini kullanır ve onu Hamit Kaplan'ın dayısı ve hocası olarak anar. Ayrıntılı sonuç tablosu bu çalışmada doğrulanmamıştır.
Hamit Kaplan
Hamit Kaplan 20 Eylül'de Hamamözü'nde doğdu. Doğum yılı kaynaklarda 1933 ya da 1934 olarak geçer; Türkçe ansiklopedi metni bir yerde 1933'ü, bilgi kutusunda 1934'ü yazar. 1,90 boyunda ve yaklaşık 100 kilo ağırlığındaydı. Gençliğinde yağlı güreşe başladı, kısa süre sonra dayısı ve hocası Adil Candemir'in yardımıyla minder güreşine geçti. Gençlerde ağır sıklette Türkiye şampiyonu oldu, askerliğini Deniz Gücü Güreş Takımı'nda yaptı. Hem serbest hem grekoromen stilde güreşti. 1954'te milli takıma seçildi; Nuri Boytorun ve Celal Atik gibi antrenörler onu zirveye taşıyan isimler arasında anılır. 22 yaşında Türkiye'yi ilk kez bir dünya şampiyonasında temsil etti ve Karlsruhe'de bronz madalya kazandı.
Tarzı savunmacıydı ve iri yapısı bunu destekliyordu. Bu özellik, 1957'de beraberlik uygulaması başladığında da kendini gösterdi: O tarihten sonra hiçbir üst düzey güreşçi Kaplan kadar sık berabere kalmamıştır. 1956 Melbourne Olimpiyatları'nda serbest stil ağır sıklette ilk turda Amerikalı William Kerslake'i 2-1 yendi, ikinci turda Hintli Lila Ram'ı ve üçüncü turda İranlı Hüseyin Nuri'yi tuşla geçti. Dördüncü turu bay geçtikten sonra beşinci turda Finlandiyalı Taisto Kangasniemi'yi tuşla yenerek finale çıktı; finalde Bulgaristan adına yarışan Hüseyin Mehmedov'u 3-0 yenip olimpiyat şampiyonu oldu. Aynı turnuvada grekoromen stilde dördüncü olmuştu. 1957'de İstanbul'daki dünya şampiyonasında altın madalya aldı.
Sonraki yıllarda dünya şampiyonalarından, Akdeniz Oyunları'ndan ve Balkan şampiyonalarından madalyalar topladı; 1960 Roma ve 1964 Tokyo olimpiyatlarında da madalya kazandı (kimi kaynaklar 1960'ta gümüş, 1964'te bronz verir). Türkçe ansiklopedi metni, 115 kez milli olarak 15 altın, 11 gümüş ve 6 bronz madalyayla toplam 32 Avrupa, dünya ve Olimpiyat madalyası kazandığını yazar. Resmî ilçe metinleri ve basın ise "175 kez milli mayo giydi" der; iki sayı arasındaki farkı gideren bir kaynak bulunamamıştır. 1964 Olimpiyatları'ndan sonra güreşi bıraktı ve Düzce'de bir restoran işletti. 5 Ocak 1976'da Çorum'da geçirdiği trafik kazasında 41 yaşında öldü ve memleketi Hamamözü'nde toprağa verildi. Eylül 2011'de FILA Uluslararası Güreş Onur Listesi'ne alındı.
Hatırası ilçede yaşatılır. Kerpiç evi 2012'de ilçe belediyesince müzeye dönüştürüldü; Hamamözü'ndeki bir ortaokul ve Amasya'daki bir spor salonu adını taşır. Hamamözü Kaymakamlığı ile belediyenin ortak çalışmasıyla hazırlanan, TRT arşivinden de yararlanan "Pehlivan" adlı belgesel, vefatının 47. yıl dönümü olan 5 Ocak 2023'te izleyiciyle buluştu. 50. ölüm yıl dönümünde, Ocak 2026'da mezarı başında anıldı.
Ziyaret İçin Notlar
Hamamözü'ne ulaşım karayoluyladır; Gümüşhacıköy ve Çorum'dan minibüs seferleri vardır, kendi aracıyla gelenler için yolların kimi kesimleri tek şeritlidir. Kaplıca ve termal tesis ilçe merkezinde olduğundan bütün işler yürüyerek halledilebilir. Yaz aylarında iç turizmin etkisiyle ilçe kalabalıklaşır; daha sakin bir ziyaret isteyenler mevsim dışını tercih edebilir. Kaplıcanın ardından Omarca Çamlığı, Kuştepe ve Saray Dağları yaylalarına uzanmak olasıdır. Ağustosta güreş şenliği denk gelirse Hamit Kaplan'ın evini ve mezarını da görmek mümkündür. Çalışma saatleri ve ücretler yıldan yıla değiştiği için önceden sorulmalıdır.
Kaynaklar Arasındaki Çelişkiler
- Kaplıca suyunun sıcaklığı: bir ansiklopedi maddesi 38 derece, belediye ve bakanlık metinleri 42,5 derece verir.
- Rakım: 690 m (resmî tanıtımlar), 687 m (bir coğrafi veri kaynağı), 640 m (kaplıca alanı).
- Belediye statüsü: 1972 (il yönetimi metni) ile 20 Ağustos 1971 (Resmî Gazete'ye dayanan bir kaynak).
- Arkut Bey'in dönemi: Selçuklu (kültür ve turizm müdürlüğü anlatısı) ile Osmanlı (bir kaplıca rehberi).
- Köy sayısı: 17 ile 18.
- Hamit Kaplan'ın doğum yılı: 1933 ile 1934; milli maç sayısı: 175 ile 115.
- İlçe merkezinin Amasya'ya uzaklığı: 90 ile 95 km.
Kronoloji
MS 50'li yıllar (iddia): Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne göre bir yazıt okumasına dayanan Roma dönemi hamam yapımı; belgeli kazı raporu yoktur.
1075 (yerel anlatı): Danişmend Ahmed Gazi'nin Tokat, Amasya ve Çorum seferleri; Hamamözü güzergâhta anılır.
1095 (rivayet): Arkut Bey'in kaplıcayı onardığı döneme bağlanan tarih; TDV kaynaklarıyla örtüşmez.
1887: Kafkasya'dan gelen 60 Çerkes hanesi çiftliği satın alıp Hamamözü Köyü'nü kurar.
1910: Köy nahiye merkezi olur.
1914: Ad, bu tarihten beri aynı biçimde kullanılır.
1956: Hamit Kaplan Melbourne Olimpiyatları'nda altın madalya kazanır.
1957: Kaplan İstanbul'daki dünya şampiyonasında altın madalya alır.
1972 (başka kaynakta 20 Ağustos 1971): Belediye kurulur.
5 Ocak 1976: Hamit Kaplan Çorum'da trafik kazasında ölür.
1977: Belediye modern termal tesis için İller Bankası'yla temasa geçer.
20 Mayıs 1990: 3644 sayılı Kanun'la ilçe statüsü kazanılır.
5 Ağustos 1991: Teşkilat kurulur, Hamamözü ilçe olur.
2000'li yıllar: Modern termal tesis hizmete girer.
2011: Hamit Kaplan FILA Uluslararası Güreş Onur Listesi'ne alınır.
2012: Hamit Kaplan'ın evi müzeye dönüştürülür.
5 Ocak 2023: "Pehlivan" belgeseli yayımlanır.
5 Ocak 2026: Kaplan'ın vefatının 50. yıl anması yapılır.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kılıcarslan I" ve "Dânişmendliler" maddeleri (islamansiklopedisi.org.tr).
Resmî kaynaklar
- T.C. Amasya Valiliği, "Hamamözü" ilçe tanıtımı (amasya.gov.tr). amasya.gov.tr
- T.C. Hamamözü Kaymakamlığı, "Hamamözü" (hamamozu.gov.tr). hamamozu.gov.tr
- Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, "Hamamözü" (amasya.ktb.gov.tr).
- T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Kültür Portalı, "Hamamözü Arkut Bey Kaplıcaları" (kulturportali.gov.tr). kulturportali.gov.tr
Diğer kaynaklar
- Güncan, Özlem. "Hamamözü Kaplıcaları." Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi, 2020 (turkiyeturizmansiklopedisi.com); Avşaroğlu, M. (1968). Termalizm ve Klimatizm I, s. 30, aktaran. turkiyeturizmansiklopedisi.com
- Hamamözü Milli Eğitim Müdürlüğü, "Hamamözü İlçemiz".
- Termal Rehber, "Hamamözü (Arkut Bey) Kaplıcası" ve "Arkıtbey Kaplıcası" (termalrehber.com).
- Vikipedi, "Hamamözü" ve "Hamit Kaplan"; Wikipedia, "Hamamözü District" ve "Hamit Kaplan". tr.wikipedia.org
- Nufusu.com, "Hamamözü Nüfusu" (TÜİK ADNKS 2025 verilerinin aktarımı).
- Fotomaç, "Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu Hamit Kaplan, vefatının 50. yılında anıldı", 5 Ocak 2026.
- Sevan Nişanyan, Türkçe yer adları sözlüğü yazısı (nisanyan1.blogspot.com).
Çevrimiçi kaynaklar







