Bahrî Halîl Efendi'yi Amasya tarihine bağlayan sahne bir miras taksimidir: 1139'da (1727) şehre gelmiş ve en zengin âyandan birinin servetini varisleri arasında bölüştürmüştü. Merzifonlu bu kadı ve şair, XVIII. yüzyılın ilk yarısında hemşehrisi Dürrî Mehmed Efendi'nin gölgesinde yükseldi. Dürrî Efendi Anadolu kazaskeri iken onun kassâmı, şeyhülislam iken tezkirecisi oldu; ömrünü mevâlî-i devriyye denen yüksek kadılar arasında tamamladı ve 1168 (1754-55) yılında öldü. Hakkındaki tek biyografik kayıt, Amasya Tarihi'nde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın ayırdığı kısa maddedir ve onu "âlim, kâmil, şâir, edîb" sıfatlarıyla anar. Taksim sahnesi ise aynı kitabın olaylar kısmındadır ve maddede yalnızca unvanı verilen kassâmlığı iş başında gösteren nadir bir kayıttır. Şiirlerine ulaşılamamıştır.
Hüsameddin'in Kaydı
Merzifonludur. Ebûbekir'in mahdûmudur. Tahsîl-i ulûm etdikten sonra ders-i âm, ba'dehû kadı olup İstanbul'a gitdi. Orada hemşehrîsi Dürrî Mehmed Efendi'ye intisâb edib Anadolu sadâretinde kassâmı ve meşîhatında tezkirecisi oldu. Ba'dehû mevâlî-i devriyyeden olduğu hâlde 1168'de vefât etdi. Âlim, kâmil, şâir, edîb bir zât idi.
Bugünkü dille: Merzifonludur, Ebûbekir'in oğludur. Öğrenimini tamamladıktan sonra ders-i âm, sonra kadı oldu ve İstanbul'a gitti. Orada hemşehrisi Dürrî Mehmed Efendi'ye bağlandı; o Anadolu kazaskeri iken kassâmı, şeyhülislam iken tezkirecisi oldu. Sonra devriye mollaları arasında bulunduğu halde 1168'de (1754-55) öldü. Âlim, olgun, şair ve edip bir kişiydi.
Hemşehrisi Dürrî Mehmed Efendi
Bahrî Halîl Efendi'nin kariyeri, bağlandığı kişinin kariyeriyle iç içedir. Dürrî Mehmed Efendi, ailesinden altı şeyhülislam çıkan Dürrîzâdeler'in atasıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesine göre Mısır, Mekke ve İstanbul kadılıklarından sonra 1726'da Anadolu kazaskeri olmuş, Patrona Halil isyanının ardından 1730'da Rumeli kazaskerliğine getirilmiş, 3 Cemâziyelâhir 1147'de (31 Ekim 1734) şeyhülislam olmuş, felç geçirdiği için 1 Zilhicce 1148'de (13 Nisan 1736) azledilmiş ve kısa süre sonra ölmüştür. Hüsameddin'in dokuzuncu ciltteki Dürrî Mehmed Efendi-Müftüzâde maddesi aynı tarihleri hicrî olarak verir: 1138 şevvalinde Anadolu kazaskeri olmuş, 1139 şevvalinde süresini doldurup ayrılmıştır.
Ansiklopedi maddesi Dürrî Efendi'nin memleketini belirtmez. Hüsameddin ise Sicill-i Osmânî'deki "Ankaralı" kaydının yanlış olduğunu uzun uzun savunur: Dürrî Mehmed Efendi, Merzifon müftüsü Hacı Mehmed Efendi'nin soyundan, Merzifon mahkemesi kâtibi İlyas Efendi'nin oğludur; Ankaralı sanılması, Ankaralı bir şeyhülislamın mülâzımı olmasından gelir. Delil olarak Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'ya intisabını, şeyhülislamlığı sırasında Merzifonlu amcazadesi Nurullah Efendi'ye müderrislik verdirdiği 1148 tarihli fermanı ve Merzifon'da yaptırdığı, sonradan Dürrîzâde Medresesi diye anılan medreseyi gösterir. Bahrî Halîl Efendi'nin "hemşehrîsi" diye ona intisap etmesi, Hüsameddin'in bu görüşüyle uyumludur.
Kazaskerin Kassâmı
Kassâm, mirasları varisler arasında paylaştıran görevlidir. Osmanlı düzeninde yönetici zümreye, yani askerî sınıfa mensup kişilerin terekelerini kazasker adına bölüştüren "askerî kassâm" ile halkın mirasını kadılar adına bölen "şehrî kassâm" ayrılırdı; Anadolu'daki askerî kassâmlar Anadolu kazaskerine bağlıydı ve taksim karşılığında "resm-i kısmet" denen bir harç alırlardı. Hüsameddin'in "Anadolu sadâretinde kassâmı" sözü, Bahrî Halîl Efendi'nin bu kadroda, doğrudan Dürrî Efendi'nin adamı olarak çalıştığını gösterir.
Kitabın dördüncü cildi bu görevin Amasya'daki bir örneğini kaydeder. 1138'in şaban ortalarında (Nisan 1726) Amasya'nın ünlü âyanından nakîb kaymakamı Hocazâde Emîr Hacı Abdüllatîf Çelebi ölmüş, büyük serveti ihtiyaten zapt edilip mühürlenmişti. Ertesi yıl recepte servetin varisleri arasında bölünmesi için ferman geldi ve Hüsameddin'in anlatımıyla: "Şa'bânda bu emvâli taksîme me'mûren Anadolu kazaskeri Merzifônî Dürrî Mehmed Efendi tarafından kassâm-ı askerî Halîl Bahrî Efendi Amasya'ya geldi." Bahrî Efendi, Emîr Hacı'nın bıraktıklarını, kendisinden önce ölen oğlu Hüseyin Ağa'nın oğulları Ali ve Mustafa Ağalar ile iki karısı ve iki kızı arasında paylaştırdı ve "külliyetli resm-i kısmet alıp gitdi", yani hatırı sayılır bir taksim harcı alarak döndü. Bu satırlar, kendi maddesindeki kuru unvanı bir tarihe, bir şehre ve bir mirasa bağlar. 1139 şabanı Mart-Nisan 1727'ye düşer ve Hüsameddin'in verdiği Dürrî Efendi'nin kazaskerlik süresinin içindedir.
Şeyhülislamın Tezkirecisi
Şeyhülislamlık döneminde Bahrî Halîl Efendi, Dürrî Efendi'nin tezkirecisi, yani makamın yazışmalarını yürüten kâtibi oldu. Bu kâtiplerin ne kadar söz sahibi olabildiğini TDV maddesindeki bir olay gösterir: maddeye göre Dürrî Efendi'nin 1726'daki Anadolu kazaskerliği, kadıların sadrazama onun "tezkirecilerinin sözüne uyup usul ve kıdeme aykırı tevcihlerde bulunduğunu" bildirmeleri üzerine sona ermiştir. Şikâyet kazaskerlik dönemine aittir ve Bahrî Efendi o sırada tezkireci değil kassâmdı. Hüsameddin'in ve ansiklopedinin kazaskerliğin sona ermesi için verdikleri açıklamalar da birbirini tutmaz: biri süre dolmasından, öteki şikâyet üzerine azilden söz eder.
Dürrî Efendi'nin 1148'de azledilmesinden sonra Bahrî Halîl Efendi'nin kariyeri sürmüştür. Hüsameddin onun "mevâlî-i devriyye"den olduğunu söyler; bu deyim, büyük şehir kadılıkları arasında sırayla dolaşan molla rütbeli kadıları anlatır. Görev yaptığı şehirlerin adları verilmez.
Adaşı
Hüsameddin'in yedinci cildinde bu maddenin hemen ardından gelen Bahrî Halîl Efendi-Fenârcizâde başka bir kişidir: Amasyalı müfessir Hâfız Mehmed Zühdü Efendi'nin oğlu, Şam ve Hicaz'da okuyup Amasya'nın Kübceğiz Mahallesi'nde ders veren ve 1245'te (1829-30) ölen bir muhaddis. Aynı ad ve aynı mahlas taşıyan bu iki âlim arasında üç çeyrek yüzyıl vardır.
Şiiri
Şiirlerine ulaşılamamıştır. Mahlası ise iz bırakmıştır: "Bahrî" madde başlığında yer alır, olaylar kısmındaki kayıt da onu "Halîl Bahrî Efendi" diye anar. Demek ki çağdaşları adını bu mahlasla birlikte kullanıyordu. "Şâir, edîb" nitelemesinin yanına Hüsameddin bir örnek koymamıştır.
Kronoloji
Şevval 1138 (1726): Dürrî Mehmed Efendi Anadolu kazaskeri olur; Bahrî Halîl Efendi onun kassâmıdır.
Şaban 1139 (1727): Askerî kassâm olarak Amasya'ya gelip Emîr Hacı Abdüllatîf Çelebi'nin mirasını taksim eder.
3 Cemâziyelâhir 1147 (31 Ekim 1734): Dürrî Mehmed Efendi şeyhülislam olur; Bahrî Halîl Efendi tezkirecisidir.
1 Zilhicce 1148 (13 Nisan 1736): Dürrî Mehmed Efendi azledilir.
1168 (1754-55): Bahrî Halîl Efendi ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 407 (e-kitap s. 408), "Bahrî Halîl Efendi-Kassâm" ve "Bahrî Halîl Efendi-Fenârcizâde el-Hâc" maddeleri. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page408.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 4, s. 639 (e-kitap s. 640), 1138-1139 yılları olayları ("Hacı Hüseyin Paşa" bölümü). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page640.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, s. 167-169 (e-kitap s. 167-169), "Dürrî Mehmed Efendi-Müftüzâde eş-Şeyh" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page167.html
Akademik çalışmalar
- Mehmet İpşirli, "Dürrî Mehmed Efendi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 10, İstanbul 1994, s. 35. https://islamansiklopedisi.org.tr/durri-mehmed-efendi
- Said Öztürk, "Kassâm", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 24, İstanbul 2001, s. 579-582. https://islamansiklopedisi.org.tr/kassam
Çevrimiçi kaynaklar
