Büyükkızılca, Tokat-Amasya karayolunun üzerinde, Amasya kent merkezine 22 kilometre uzaklıkta, Merkez ilçeye bağlı bir köydür. Bugün en çok iki şeyle tanınır: kışın marul, yazın domates ve hıyar yetiştirilen, neredeyse tamamı düz arazide kurulmuş seraları ve 1956-1958 yıllarında Zileli bir ustanın köylülerle birlikte inşa ettiği, ahşap bindirme tavanıyla tescil edilmiş İstasyon Camii. Köy, Merkez ilçenin en kalabalık köylerinden biridir; 2025'te burada 739 kişi kayıtlıydı. Nüfus derlemelerinde adı yalnızca "Kızılca" olarak geçer, oysa ilçede aynı adı taşıyan başka köyler de bulunduğundan eski kayıtları okurken hangi Kızılca'dan söz edildiğini her seferinde ayrıca sormak gerekir.

Adı ve Öteki Kızılcalar

Asena Yalnız, Amasya'nın renk adlarıyla kurulmuş yer adlarını incelediği çalışmasında Büyük Kızılca'yı da sayar ve adı "büyük" sıfatı ile "kızıl gibi olan, kızıla çalan" anlamındaki kızılca sözcüğünden oluşmuş bir sıfat tamlaması olarak çözümler; kızılca da kızıl adına isimden isim yapan -ca ekinin getirilmesiyle türemiştir. Adın hangi toprağın ya da kayanın rengine dayandığını gösteren bir belge yoktur. Bekir Başalan'ın il genelindeki ad değişikliklerini tablolaştıran makalesinde Büyükkızılca, Merkez ilçenin yüz köyü arasında yer alır ama adı değişenler tablosunda bulunmaz. Aynı tabloda ise iki komşu ad vardır: Küçük Kızılca'nın eski adı Kızılcağisağir, Eski Kızılca'nınki Kızılcaatik olarak verilmiştir. Yani ilçede bir zamanlar "küçük Kızılca" ve "eski Kızılca" diye ayrılan yerleşimlerin yanında yalnızca Kızılca diye anılan bir köy daha vardı.

Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi bu ayrımın izini sürmeye yardım eder. Yasar, Geyikli ya da Geygelli diye de anılan Küçük Kızılca'yı "Amasya'nın cenûbunda kâin Kızılca karyesi civârında" bir köy olarak tanıtır; bir başka yerde Geygelli'nin Küçük Kızılca'nın eski adı olduğunu not eder ve Şâdgeldi Paşa evlâdının tekke, medrese ve hamamları bulunan yerler arasında "Kızılca-i Sağîr"i sayar. Bu kayıtlar Amasya'nın güneyinde, yan yana duran ve büyüğüne düpedüz Kızılca denen bir köy kümesinin varlığını gösterir. Bugünkü Büyükkızılca'nın Tokat yolu üzerinde, kentin güneyinde bulunması bu tabloyla uyuşur; ne var ki Yasar "Kızılca karyesi" derken bugünkü köylerden hangisini kastettiğini adıyla belirtmez ve Eski Kızılca'nın varlığı eşleştirmeyi daha da güçleştirir.

Osmanlı Kayıtlarında Kızılca

Kanuni döneminin 937 (1530) tarihli Karaman ve Rum muhasebe defterine göre Amasya kazasının Geldiklan(-âbâd) nahiyesinde "Kızılca" adlı bir köy kayıtlıdır; defterin 358. sayfasında geçer. Aynı sayfada Boğa köyü de yazılıdır. Yasar ise Kızılca, Boğa, Gerne ve İltekin köylerinin, onlara ait vakfiyelerde Amasya'ya bağlı "Sîmre Nâhiyesi" içinde gösterildiğini, bu nahiyenin erken Osmanlı döneminde Geldiklan Nahiyesi'ne dönüştüğünü ve merkezinin İltekin kasabası olduğunu anlatır. İki kaynak bu yönüyle birbirini tamamlar: Kızılca, Amasya'nın hemen çevresindeki eski Geldiklan nahiyesinin köylerinden biridir. Bununla birlikte 1530 dizinindeki tek bir "Kızılca" kaydının bugünkü Büyükkızılca mı, yoksa Eski Kızılca mı olduğu belgeyle doğrulanamaz; dizinde köyün yalnız adı ve sayfası yer alır, nüfusuna ya da vergisine ilişkin bir rakam bulunmaz.

Kızılca adı, Amasya'nın ilim ve tasavvuf çevrelerinde yetişen birkaç kişinin nisbesinde de görünür. Yasar'a göre Sultan Bayezid Camii çevresinde ders veren Bahşî Halife, "Amasya kurbinde Kızılca demekle meşhûr köyden" Ya'kûb bin Ahmed'in oğludur; imzasında kullandığı "el-Ahmerî" nisbesi de Kızılcalı anlamına gelir. Yasar, Mecdî Mehmed Efendi'nin Şakâyık tercümesinde adı verilmeyen doğum yerinin, Amasya'ya iki saat uzaklıktaki Kızılca köyü olduğunu bu imzadan çıkarır. Bahşî Halife'nin öğrencisi olan Dâvûd Halife de yine Yasar'a göre "Amasya civârında Kızılca köyünden" Şâh Budak'ın oğludur ve Sultan Bayezid Camii'nin kürsü şeyhi iken 947 (1540-41) dolaylarında vefat etmiştir. Bu iki âlimin hangi Kızılca'dan çıktığı açık değildir. Yasar'ın verdiği iki saatlik mesafe, bugün karayoluyla 22 kilometre uzaktaki Büyükkızılca için kısa görünür; bu yüzden onları bu köyün insanı saymak bir varsayım olarak kalmalıdır.

İstasyon Camii

Köyün tescilli yapısı, Neslihan Korkmaz'ın ayrıntılı bir incelemeyle tanıttığı İstasyon Camii'dir. İnşaata 1 Mart 1956'da başlanmış, yapı 30 Eylül 1958'de tamamlanmıştır; bu iki tarih, harimi örten bindirme tavanın ilk katının doğu ve batı kenarlarına yazılıdır. Caminin ustası Zileli Mehmed Çavdar'dır. Usta adını tavana Arap harfleriyle yazmış, müftülüğün cami kütük defterinde ise Mehmet Çavdaroğlu olarak kayda geçmiştir. Korkmaz'ın 2014'te konuştuğu yaşlı köylülere göre usta yanında bir kalfa getirmiş, tavanın ahşap parçaları cami yakınında kurulan gezici bir atölyede oyulmuş, biçimlendirilmiş ve orada hazırlanan bitkisel boyalarla renklendirilmiştir. Köy halkı da işe imece usulüyle katılmıştır.

Yapı kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen bir alana oturur ve saçaklı kırma çatıyla örtülüdür. Betonarme olan duvarlar içten ve dıştan badanalıdır; dışta pencere söveleri ile duvarların alt kısmı kırmızıya boyanmıştır. Yaklaşık 9,88 x 10,85 metre boyutlarındaki harimin ortasında, kirişleri köşeli birleşen, iç içe üç katlı ahşap bindirme tavan yükselir. İlk katın kenarlarında siyah zemin üzerine beyazla Besmele, Allah ve Muhammed adları, dört halifenin ve Hasan ile Hüseyin'in adları, ustanın adı ve inşa tarihleri okunur. En üst kademenin ortasında, yüzeyi yivli, beş kademeli bir göbek ile onu çevreleyen penç ve hatayi motifli bir sekizgen tavanın en süslü kısmını oluşturur. Minber, vaaz kürsüsü ve turkuaza boyalı giriş kapısı da ahşap işçiliğiyle bezenmiştir; harim duvarlarındaki madalyonlu yazıların inşadan biraz sonra yapıldığı düşünülür.

Cami zamanla değişikliğe uğramıştır. 1995'te kuzeydeki son cemaat yeri kapalı bir mekâna dönüştürülmüş, eski tuğla minarenin kuzeyine kesme taştan ikinci bir minare eklenmiştir. Köylüler eskiyen ilk minarenin yıkılmasını istemiş, fakat yapı tescilli olduğundan bu istek kabul görmemiş, yalnız yeni minareye izin verilmiştir. Korkmaz, caminin 2011'de tescil edildiğini, sağlam ve ibadete açık olduğunu belirtir; yapıyı Cumhuriyet döneminde geleneksel bindirme tavan tekniğini sürdüren son örneklerden biri olarak değerlendirir. Caminin "İstasyon" adını nereden aldığı incelemede açıklanmaz.

Seracılık

Büyükkızılca'nın geçimini en iyi belgeleyen kaynak, Ordu Üniversitesi'nden Ozan Zambi ve arkadaşlarının köyde örtüaltı tarımı üzerine yaptığı alan çalışmasıdır. 2013-2014 üretim sezonunda rastgele seçilen yüz üreticiyle elli soruluk anket yapılmıştır. Üreticilerin çoğu ilkokul mezunudur ve yüzde sekseni on yıldan uzun süredir seracılık yapmaktadır. Seraların büyük bölümü üreticilerin kendi arazisine kurulmuş, kurulumda çoğunlukla Tarım Kredi Kooperatifi'nden destek alınmıştır. İşgücü aileden ve mevsimlik işçilerden gelir; sürekli çalışan işçi yoktur.

Seraların hepsi düz araziye kurulmuş, polietilen örtülüdür ve hemen hepsi ısıtmasızdır; en yaygın büyüklük 2500 ile 5000 metrekare arasıdır. Sulamanın tamamı damla sulamayla yapılır, toprak işlemenin büyük kısmında traktör kullanılır. Ürün deseni mevsime göre değişir: sonbahar ve kış aylarında kıvırcık marul, ilkbahar ve yazda domates ile hıyar öne çıkar. Ürünlerin yaklaşık yarısı aracılara yerinde satılır, bir kısmı hale gönderilir. Üreticilerin yüzde yetmiş biri seracılığın para kazandırdığını söylemiştir. Araştırmacılar, Karadeniz'deki öteki seracılık yöreleriyle karşılaştırıldığında Büyükkızılca'nın iyi durumda olduğunu, ama üreticilerin modern teknikler konusunda eğitime ihtiyaç duyduğunu yazar.

Nüfus

Adrese dayalı nüfus kayıtlarında Büyükkızılca, "Kızılca" adıyla izlenir. Köyde 2007'de 863 kişi yaşıyordu; nüfus 2011'de 909 ile en yüksek düzeyine çıktıktan sonra yavaş yavaş gerilemeye başlamıştır. 2020'de 849 olan sayı, sonraki beş yılda her yıl biraz daha azalarak 2025'te 739'a inmiştir; bu son yılda köyde 385 erkek ve 354 kadın kayıtlıdır. Aynı ilçedeki Küçükkızılca ile Eskikızılca'nın ayrı nüfus serileri vardır ve bu rakamlarla karıştırılmamalıdır.

Kronoloji

1530: Geldiklan nahiyesinde "Kızılca" adlı bir köy muhasebe defterine geçer; bugünkü köyle aynı yer olup olmadığı kesin değildir.

1 Mart 1956: İstasyon Camii'nin inşaatı başlar.

30 Eylül 1958: Cami tamamlanır.

1995: Son cemaat yeri kapatılır, ikinci minare eklenir.

2011: İstasyon Camii tescil edilir; köy nüfusu 909 ile zirvededir.

2013-2014: Köydeki seracılık üzerine yüz üreticiyle anket yapılır.

2025: Nüfus 739 olarak kaydedilir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • Neslihan Korkmaz, "Amasya Merkez Büyük Kızılca Köyü İstasyon Cami", Karadeniz Araştırmaları, XVII/67, 2020, s. 693-713. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2259586
  • Ozan Zambi, Atnan Uğur, Ercan Ekbiç, Çiğdem Kocamanoğlu, Meltem Sezer, "Amasya İli Büyükkızılca Köyünde Örtüaltı Tarımı", Bahçe, 45 (Özel Sayı 1: VII. Ulusal Bahçe Bitkileri Kongresi Bildirileri, c. II), 2016, s. 409-413. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/5335347
  • Asena Yalnız, "Amasya İli ve İlçelerinin Renk Adlarıyla Oluşan Yer Adlarının Gramatikal ve Bölgesel İncelemesi", Amasya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 12, 2022, s. 133-159 (s. 140-142). amasya.bel.tr
  • Bekir Başalan, "Amasya İlinde İsimleri Değiştirilen Yerleşim Yeri Adları Üzerine Bir İnceleme", Folklor Akademi Dergisi, 7(3), 2024, s. 1382-1391 (Tablo 1, s. 1385-1386). https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4249891

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar