Ta'lik yazısını Amasya mahkemesinin kâtibinden öğrenen, uzun yıllar aynı mahkemede kalem tutan ve sonra kasabalarda kadılık eden Hulûsî Ali Efendi, XVIII. yüzyılın ilk yarısında yaşamış bir İğnecizâdedir. Müftü Sânî Abdullah Efendi'nin öğrencisiydi; 1141'de (1728-29) Köprü kadısıydı ve 1147'de (1734-35) öldü. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu üç sözle tanımlar: âlim, şair ve ta'lik yazan hattat. Hakkındaki bütün bilgi Amasya Tarihi'nin dokuzuncu cildindeki birkaç satırlık maddeye dayanır.
Hüsameddin'in Kaydı
Amasyalıdır. Fâzıl-ı meşhûr İğnecizâde Ali Efendizâde Mehmed Efendi'nin mahdûmudur. Amasya'da fuzalâdan Sânî Abdullah Efendi'den ikmâl-i tahsîl edib mahkeme-i şer'iyye kâtibi Ali Efendi'den de hatt-ı ta'liki aldı. Hayli müddet mahkeme kâtibi ve Firûz Ağa müderrisi olup sonra kasâbâta kâdı oldu. 1141'de Köprü kâdısı görülüb 1147'de vefât etdi. Âlim, şâir, ta'lik-nüvîs idi.
Bugünkü dille: Amasyalıdır. Tanınmış âlim İğnecizâde Ali Efendi'nin oğlu Mehmed Efendi'nin oğludur. Amasya'da faziletli âlimlerden Sânî Abdullah Efendi'nin yanında öğrenimini tamamladı; şer'î mahkemenin kâtibi Ali Efendi'den de ta'lik yazısını öğrendi. Uzun süre mahkeme kâtibi ve Fîrûz Ağa Medresesi müderrisi oldu, sonra kasabalarda kadılık yaptı. 1141'de (1728-29) Köprü kadısı olarak görüldü ve 1147'de (1734-35) vefat etti. Âlim, şair ve ta'lik yazısı yazan bir hattattı.
Ailesi
İğnecizâdeler, Amasya'nın Halvetî şeyh aileleri arasında en eskilerden biridir. Hüsameddin bu soyu Pîr İlyâs'ın halifelerinden Şerefeddîn Hamza Çelebi'ye, onun oğlu Seyyideddîn Ahmed Çelebi'ye ve Seyyideddîn'in oğlu, II. Bayezid'in Amasya valiliği sırasında saygı gösterdiği Şeyh Safiyüddîn Mûsâ Çelebi'ye çıkarır. Ailenin sonraki kuşaklarında kadılar, müderrisler, tekke şeyhleri ve Mihrî Hatun'un öğrencisi şair Safiye Hatun gibi okumuş kadınlar vardır. Hulûsî Ali Efendi'nin babası Mehmed Efendi ile dedesi Ali Efendi'nin bu soy ağacının hangi dalına bağlandığı maddede yazılmaz. Hüsameddin'in "fâzıl-ı meşhûr" diye övdüğü Mehmed Efendi'nin kendine ait bir maddesi de bulunamadı. Aynı aileden, 1035'te (1625-26) ölen ve oğulları Mehmed ile Mustafa olan Derviş Mehmed Efendi-İğnecizâde'nin babasının adı da Ali Çelebi'dir; ancak bu Derviş Mehmed'in, 1147'de ölen bir kişinin babası olması tarih bakımından pek mümkün görünmez. Ad benzerliği, ailede Ali ve Mehmed adlarının kuşaklar boyunca tekrarlandığını gösteriyor olabilir.
Sânî Abdullah Efendi'nin Öğrencisi
Hulûsî Ali Efendi öğrenimini, Amasya'nın XVII. yüzyıl sonundaki en kalabalık ders halkasında tamamladı. Hocası Sânî Abdullah Efendi, Çillîzâde Ömer Efendi'nin 1095'te (1683-84) ölümünden sonra şehrin en çok öğrenci toplayan âlimi olmuş, Amasya müftülüğüne kadar yükselmiş ve 1120'de (1708) ölmüştü. Bu tarih, Hulûsî Ali'nin XVII. yüzyılın son çeyreğinde doğduğunu ve öğrenimini 1708'den önce bitirdiğini düşündürür; doğum yılı maddede yoktur.
Medrese öğreniminin yanında Hulûsî bir de yazı ustası edindi. Hüsameddin, ta'lik hattını Amasya şer'î mahkemesinin kâtibi Ali Efendi'den aldığını yazar. Ta'lik, Osmanlı'da kadı hüccetlerinde ve ilmiye yazışmalarında sıkça kullanılan eğik, akıcı bir yazı türüdür; bir mahkeme kâtibinin bu hatta usta olması işinin gereğiydi. Öğrenci de yazı hocasının yolundan giderek uzun yıllar mahkeme kâtipliği yaptı.
Müderris ve Kadı
Kâtipliğin yanında Fîrûz Ağa Medresesi'nde müderrislik etti. Hüsameddin'in başka bir maddesinde, 1091'de (1680-81) Havza'da Fîrûz Ağa Medresesi'ne atanan bir müderristen söz edilir; Hulûsî Ali'nin ders verdiği medresenin bu Havza medresesi olması mümkündür, ancak madde yerini belirtmez. Sonra kadılık mesleğine geçerek kasaba kadılıklarında dolaştı. Hüsameddin'in "1141'de Köprü kâdısı görülüb" ifadesi, bu bilginin bir belgeden, büyük ihtimalle bir sicil ya da vakfiye kaydından alındığını düşündürür. Köprü, bugünkü Vezirköprü, Amasya'nın kuzeyinde, Köprülü ailesinin memleketi olarak tanınan kasabadır. Hulûsî Ali 1147'de öldü; nerede öldüğü ve nereye gömüldüğü yazılmamıştır.
Şiiri
Şiirlerine ulaşılamamıştır. Asıl güçlük mahlasındadır: Hulûsî, Amasya'da pek çok kişinin kullandığı bir addı; Hüsameddin'in aynı cildinde bu mahlası taşıyan sekiz kişi art arda sıralanır ve İğnecizâde Ali Efendi bunlardan yalnızca biridir. Onu şairler arasında sayan Hüsameddin tek beytini kaydetmemiştir, bilinen bir divanı ya da mecmualarda kalmış bir şiiri de yoktur. Hulûsî mahlaslı anonim bir şiiri ona bağlamak bu yüzden ayrıca kanıt ister. Kaydın çeviriyazısı, eski sözcüklerin karşılıklarıyla birlikte, Hulûsî Ali Efendi-İğnecizâde başlığını taşır.
Kronoloji
1095-1120 (1683-1708): Hocası Sânî Abdullah Efendi'nin Amasya'da en çok öğrenci topladığı yıllar; Hulûsî Ali öğrenimini onun yanında tamamlar.
1141 (1728-29): Köprü kadısıdır.
1147 (1734-35): Ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, s. 123 (e-kitap s. 124), "Hulûsî Ali Efendi-İğnecizâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page124.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, s. 164 (e-kitap s. 165), "Derviş Mehmed Efendi-İğnecizâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page165.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 445-446 (e-kitap s. 446-447), "Safiyüddîn Mûsâ Çelebi-İğnecizâde" ve "Safiye Hâtun-İğnecizâde" maddeleri. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page446.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 84 (e-kitap s. 85), "Ebu'l-Kâsım Mehmed Efendi-Kassâm" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page85.html
Çevrimiçi kaynaklar
