Hâtuniye Camii'nin minberi, Hıfzı İbrâhim Efendi'ye babasından kalmıştı. Bu camiin imam ve hatibi Hâfız Bünyad Efendi'nin oğlu olan Hıfzı, 1096'da (1685) babası ölünce hatipliği üstlendi; güzel sesi ve okuyuşuyla tanınan bir hafız, edebiyat ilimlerinde usta bir müderris, birkaç kasabada kadılık yapmış bir âlim ve Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın deyişiyle "natûk", yani sözü akıcı bir şairdi. Ömrünün sonunda Hakala'daki Mehmed Bey Medresesi'nin geliriyle emekliye ayrıldı ve 1121 Şabanının sonlarında (Ekim 1709) öldü. Şiirinden ise bugüne örnek kalmamıştır.

Hüsameddin'in Maddesi

Madde, Amasya Tarihi'nin dokuzuncu cildinde iki sütunlu bir sayfada yer alır ve dijital metinde yan sütundaki başka bir maddeyle iç içe geçmiştir. Aşağıdaki metin, iki sütunun cümleleri ayrılarak kurulmuştur.

Amasyalıdır. Kibârı ulemâdan Hâtuniye Câmii imâmı ve hatîbi Mevlânâ Hâfız Bünyad Efendi'nin mahdûmudur. Amasya ulemâsından ve hâssaten müftî-yi meşhûr el-Hâc Hızır Efendi'den ahz-ı ulûm ve ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm ve bâ'dehû müderris oldu. 1096 senesi şâbânında pederinin irtihâline binâ'en câmi-i mezkûrun hitâbeti kendi uhdesine tevcîh edilib imâmet vazîfesi de imâm-ı sâbık Hâfız Mustafa Efendizâde Hâfız Mehmed Efendi'ye verildi. Ulûm-ı edebbiyede mahareti, fıkıh ve usûlde fazileti der-kâr olduğundan Hızır Paşa müderrisi olmuşdu. Lâdik ve Köprü gibi ba'zı kasabâta kâdı olup sonra terk-i kazâ ederek tedrîs ve ifâdeyle iştigâl etdi. Evâhir-i ömründe Hakala'da Mehmed Bey Medresesiyle mütekâid olduğu halde 1121 senesi şa'bânının evâhirinde vefât etdi. Âlim, Hâfız-ı Kur'ân savt ü edâsı güzel, edîb, natûk şâir bir zât idi. Mahdûmu es-Seyyid Mustafa Efendi hatîb olup 1124 muharreminde İbrâhim Efendi'ye hitâbeti ferâgat ederek İstanbul'a gitdi.

Bugünkü dille: Amasyalıdır. Büyük âlimlerden, Hâtuniye Camii'nin imamı ve hatibi Mevlânâ Hâfız Bünyad Efendi'nin oğludur. Amasya âlimlerinden, özellikle meşhur müftü Hacı Hızır Efendi'den ilim alıp öğrenimini tamamladı; önce ders-i âm, sonra müderris oldu. 1096 Şabanında babası ölünce adı geçen camiin hatipliği kendisine verildi, imamlık görevi de eski imam Hâfız Mustafa Efendizâde Hâfız Mehmed Efendi'ye bırakıldı. Edebiyat ilimlerindeki ustalığı, fıkıh ve usuldeki üstünlüğü ortada olduğundan Hızır Paşa müderrisi olmuştu. Lâdik ve Köprü gibi bazı kasabalarda kadılık yaptı, sonra kadılığı bırakıp ders okutmak ve ilim anlatmakla uğraştı. Ömrünün sonunda Hakala'daki Mehmed Bey Medresesi'nin geliriyle emekli iken 1121 Şabanının sonlarında öldü. Âlim, hafız, sesi ve okuyuşu güzel, edip, sözü akıcı bir şairdi. Oğlu Seyyid Mustafa Efendi hatip oldu ve 1124 Muharreminde hatipliği bir İbrâhim Efendi'ye bırakarak İstanbul'a gitti.

Maddenin sözlükçeli okuması Hıfzı İbrâhim Efendi-İmâmzâde başlığındadır.

Hâtuniye Camii'nin Hatibi

"İmâmzâde", yani imamın oğlu lakabı, babasının Hâtuniye Camii'ndeki imamlığından gelir. II. Bayezid'in eşi, Şehzade Ahmed'in annesi Bülbül Hatun'un yaptırdığı bu cami, Yeşilırmak'ın kuzey kıyısında adını verdiği mahallenin merkeziydi; yapı ve külliye Hatuniye Camii (Bülbül Hatun Külliyesi) başlığında anlatılmıştır. Bünyad Efendi hem imam hem hatip olduğu hâlde, ölümünden sonra iki görev ayrıldı: hatiplik oğluna, imamlık camiin daha önceki imamlarından birinin oğluna verildi. Hıfzı'nın hafızlığı ve güzel sesi, cuma hutbesini okuyan hatip için doğal bir sermayeydi.

Hocası olarak anılan "müftî-yi meşhûr el-Hâc Hızır Efendi" ayrıca tanıtılmaz. Hüsameddin'in dokuzuncu cildinde Hızır adını taşıyan birden çok âlim vardır; bunlardan Halvetî şeyhi Muhyiddîn Mehmed Efendi'nin oğlu Şeyhzâde Hacı Hızır Efendi 1069'da (1659) üçüncü kez Amasya müftüsü olmuştu ve zaman bakımından Hıfzı'nın hocası olmaya uygundur. Bu eşleştirme yine de bir tahmindir.

Müderrislik ve Kadılık

Hüsameddin, Hıfzı'nın Hızır Paşa Medresesi'ne müderris olmasını edebiyat ilimlerindeki ustalığına ve fıkıh bilgisine bağlar. Kastedilen medrese, XV. yüzyılda Amasya'da cami, medrese ve vakıflar bırakan Hayreddin Hızır Paşa'nın yaptırdığı medrese olmalıdır. Hıfzı daha sonra Lâdik ve Köprü gibi Amasya çevresindeki kasabalarda kadılık yaptı; ama bu yolda ilerlemeyi seçmedi, kadılığı bırakıp ders okutmaya döndü. Ömrünün sonunda Hakala'daki Mehmed Bey Medresesi ile "mütekâid", yani o medresenin müderrislik geliri kendisine emeklilik maaşı olarak bağlanmış durumdaydı. 1121'in Şabanı, 1709 yılının Ekim ayına denk gelir.

Aynı Sayfadaki Öteki Hıfzı

Hıfzı İbrâhim Efendi'nin maddesiyle iç içe basılmış yan sütunda, bir başka Amasyalının hayatının son satırları okunur: Hıfzı İbrâhim Paşa-Meşâleci. 1135'te (1722-23) Amasya'da doğan, sadaret kethüdalığına kadar yükselen ve 1194'te (1780) Erzurum valisiyken ölen bu devlet adamı, Hıfzı İbrâhim Efendi'den bir kuşak sonra yaşamıştır. Aynı ad, aynı mahlas ve aynı sayfa, iki kişiyi kolayca karıştırabilir; aralarında bir akrabalık bilinmemektedir.

Şiiri

Şiirlerine ulaşılamamıştır. "Natûk şâir" sözü bir övgüdür ama örnekle desteklenmez; maddede tek mısra yer almaz.

Kronoloji

1069 (1659): Şeyhzâde Hacı Hızır Efendi üçüncü kez Amasya müftüsü olur.

Şaban 1096 (Temmuz 1685): Babası Hâfız Bünyad Efendi ölür; Hıfzı Hâtuniye Camii hatibi olur.

Şaban sonu 1121 (Ekim 1709): Hakala'da Mehmed Bey Medresesi'nden emekli iken ölür.

Muharrem 1124 (Şubat 1712): Oğlu Seyyid Mustafa Efendi hatipliği bırakıp İstanbul'a gider.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar