Amasya Tarihi ve Tarih-i Osmanî Encümeni mecmuası ve İkdam Gazetesi’ndeki yazıları Türk dili ve tarihi alanındaki çalışmalarıyla dönemin ilgi odağı haline gelen Abdîzâde Hüseyin Hüsameddîn, Mustafa Kemal Atatürk’ün de dikkatini çekmiş ve İstanbul’a geldiğinde kendisiyle görüştüğü gazetelere dahi yansımıştır.⁴⁹
Amasya Tarihi’nin basılmasında Mustafa Kemal Atatürk’ten destek görmüş ve yine 1935 yılında kendisine yazdığı mektubunda şükranları ve sevgisini şu şekilde ifade etmiştir. “Lûtfen takdir buyurduğunuz Amasya Tarihi’nin dördüncü cildi bakıyyesini de yüksek duldanızda bastırabildim. Birinci ve ikinci kısımlarını taşıyan bu dördüncü cildi de ulu barıgâhınıza armağan etmek üzere postaya verdim… Beşinci cildi de yine yüksek teveccühleriniz duldasında bastırabileceğimi ve armağanımın tenezzülen kabulünü umar, derin ve candan saygılarımı sunarım. Binler yaşa Atatürk.”⁵⁰
Bu başarısı ile dikkat çeken Abdîzâde Hüseyin Hüsameddîn, Atatürk’ün Dil kurultaylarında görmek istediği isimler arasında yer almaktadır. Türk dili ve Türk tarihi ile ilgili yapmış olduğu araştırmaları Güneş-dil teorisine ve Anadolu’daki Türk tarihinin de başlangıcının çok öncelere dayandığını ispat etmeye katkı sağlamaktadır. Zirâ Amasya Tarihi’nin ikinci cildinde de dil ve tarih ilişkisine dikkat çekmiş, Türklerin İslâmiyetten önce kullandıkları On iki Hayvanlı Türk Takvimindeki yılların, ayların ve günlerin Türkçe adlandırmaları, Oğuz geleneği, yirmi dört Oğuz boyunun teşekkülü ve bunların Anadolu’ya gelişlerinin tarihi seyri teferruatıyla anlatılmıştır. Ayrıca Hititlerden itibaren başlatılan tarih, aynı zamanda Anadolu’daki Türk tarihinin de başlangıcı olarak gösterilmiştir. Bu husus Güneş dil teorisi ve Atatürk dönemine has Anadolu’daki Türk varlığının menşei tezi ile yakından ilgilidir.⁵¹ Böylece hem Atatürk tarafından hem de diğer araştırmacılar tarafından Amasya Tarihi adlı eseri takdirle karşılanmıştır. Fuat Köprülü’nün “Hüseyin Hüsameddîn’in Amasya Tarihi Hakkında”, başlıklı 18 Mart 1914 tarihinde İkdam gazetesinde çıkan yazısı Amasya Tarihi’nin gördüğü takdiri göstermesi bakımından mühimdir: “Pek uzun senelerden beri bu kadar esaslı ve mütebahhirâne yazılmış bir esere tesadüf etmediğimizi itiraf edelim. Anadolu’nun en eski merâkiz-i medeniyyesinden olan Amasya’yı bütün tafsilat-ı tarihiyye, coğrafya, lisanîye ve zanaatkâranesi büyük bir ciltte tasvir eden eser laakal rub’ asırlık bir hayat-ı sa’y ve tetebbuun neticesidir. Her mesele hakkında bizzat mahallinde kuyûdât-ı şer’iyyeye müraca’ât ederek, tetkikâtta bulunan müverrih Hüseyin Efendi, bundan başka, mevzu-ı esere ait matbu, gayr-ı matbu bütün Türk, Arap, Acem menbalarına da müraca’ât etmiş ve böylece eserini pek zengin ve şâyân-ı itimad bir mecmua haline getirmiştir. Eğer Amasya Tarihi tamamen intişar edecek olursa öyle modaya tabi kitaplar gibi iki üç senelik bir hayata değil, ebedî bir mevcudiyete kesb-i istihkak eyleyecek ve erbâb-ı ilme daimi bir müracaatgâh olacaktır.”⁵²
Cemal Yasar da babası hakkında yazmış olduğu bir yazısında Atatürk’ün Amasya Tarihi için “Amasya adı altında gerçek Türk tarihidir. Varlığımızın en emin kaynakları Amasya Tarihindedir” dediğinini belirtmiştir.⁵³
Günümüz Türkçesiyle
Amasya Tarihi'yle, Tarih-i Osmanî Encümeni Mecmuası'ndaki ve İkdam Gazetesi'ndeki yazılarıyla, Türk dili ve tarihi alanındaki çalışmaları sayesinde dönemin ilgi odağı hâline gelen Abdîzâde Hüseyin Hüsameddîn, Mustafa Kemal Atatürk'ün de dikkatini çekmiş ve Atatürk İstanbul'a geldiğinde kendisiyle görüşmesi gazetelere bile yansımıştır.
Amasya Tarihi'nin basılmasında Mustafa Kemal Atatürk'ten destek görmüş ve 1935 yılında kendisine yazdığı mektupta teşekkürlerini ve sevgisini şu şekilde ifade etmiştir: "Lütfen takdir buyurduğunuz Amasya Tarihi'nin dördüncü cildinin bakiyesini de yüksek himayenizde bastırabildim. Birinci ve ikinci kısımlarını taşıyan bu dördüncü cildi de yüce makamınıza armağan etmek üzere postaya verdim… Beşinci cildi de yine yüksek ilginiz himayesinde bastırabileceğimi ve armağanımın lütfen kabul edilmesini umar, derin ve candan saygılarımı sunarım. Binler yaşa Atatürk."
Bu başarısıyla dikkat çeken Abdîzâde Hüseyin Hüsameddîn, Atatürk'ün Dil Kurultaylarında görmek istediği isimler arasında yer almaktadır. Türk dili ve Türk tarihiyle ilgili yaptığı araştırmalar, Güneş-Dil Teorisi'ne ve Anadolu'daki Türk tarihinin başlangıcının çok eskilere dayandığını ispata katkı sağlamaktadır. Zira Amasya Tarihi'nin ikinci cildinde dil ve tarih ilişkisine dikkat çekmiş; Türklerin İslamiyet'ten önce kullandıkları On İki Hayvanlı Türk Takvimi'ndeki yılların, ayların ve günlerin Türkçe adlandırılmasını, Oğuz geleneğini, yirmi dört Oğuz boyunun oluşumunu ve bunların Anadolu'ya gelişlerinin tarihî seyrini ayrıntılarıyla anlatmıştır. Ayrıca Hititlerden itibaren başlatılan tarih, aynı zamanda Anadolu'daki Türk tarihinin de başlangıcı olarak gösterilmiştir. Bu husus, Güneş-Dil Teorisi ile ve Atatürk dönemine özgü, Anadolu'daki Türk varlığının kökeni tezi ile yakından ilgilidir. Böylece Amasya Tarihi adlı eser hem Atatürk tarafından hem de diğer araştırmacılar tarafından takdirle karşılanmıştır. Fuat Köprülü'nün 18 Mart 1914 tarihinde İkdam gazetesinde çıkan "Hüseyin Hüsameddîn'in Amasya Tarihi Hakkında" başlıklı yazısı, Amasya Tarihi'nin gördüğü takdiri göstermesi bakımından önemlidir: "Çok uzun yıllardan beri bu kadar sağlam ve derin araştırmaya dayalı yazılmış bir esere rastlamadığımızı itiraf edelim. Anadolu'nun en eski medeniyet merkezlerinden olan Amasya'yı bütün tarihî, coğrafî, dil ve sanat ayrıntılarıyla büyük bir ciltte tasvir eden bu eser, en az çeyrek asırlık bir çalışma ve araştırma hayatının sonucudur. Her mesele hakkında bizzat yerinde şer'î kayıtlara başvurarak inceleme yapan tarihçi Hüseyin Efendi, bundan başka, konuya ait basılmış ve basılmamış bütün Türk, Arap ve Acem kaynaklarına da başvurmuş ve böylece eserini çok zengin ve güvenilir bir derleme hâline getirmiştir. Amasya Tarihi tamamen yayımlanacak olursa, modaya uygun kitaplar gibi iki üç yıllık bir ömre değil, ebedî bir varlığa hak kazanacak ve ilim erbabı için daimi bir başvuru kaynağı olacaktır."
Cemal Yasar da babası hakkında yazdığı bir yazıda Atatürk'ün Amasya Tarihi için "Amasya adı altında gerçek Türk tarihidir. Varlığımızın en güvenilir kaynakları Amasya Tarihi'ndedir." dediğini belirtmiştir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- bakıyye: kalan kısım, ek
- dulda: koruma, himaye (eski Türkçe)
- barıgâh: yüce makam (eski Türkçe, "saray, huzur" anlamında)
- tenezzülen: lütfederek, gönül alçaklığıyla
- mütebahhirâne: derin bilgiyle, ilmin enginliğine yaraşır biçimde
- kuyûdât-ı şer'iyye: kadı mahkemesi kayıtları
- menba: kaynak
- Acem: Fars, İran
- müracaat: başvuru
- intişar: yayımlanma
- kesb-i istihkak: hak kazanma
- erbâb-ı ilim: ilim ehli
- müracaatgâh: başvuru kaynağı
Atatürk'ün Desteği ve Mektup
Hüsameddin'in Atatürk'e yazdığı 1935 tarihli mektupta sözü edilen dördüncü cildin bakiyesi, kimi kitaplık kayıtlarında 1935'te İstanbul'da Aydınlık Basım Evi'nde basılmış olarak geçer (doğrulanamadı). Bir araştırmaya göre ise dördüncü cildin eki 1939'da Latin harfleriyle yayımlanmıştır; bu fark, kaynakların farklı baskıları ya da tarihleri esas almasından kaynaklanıyor olabilir. Eserin ilk dört cildi 1912-1928 arasında Arap harfleriyle basılmıştır. Mektupta anılan beşinci cilt ise kayıptır; yazma hâlindeki 6-12. ciltler Süleymaniye Kütüphanesi'ne emanet edilmiştir.
Hüsameddin, Türkçe "paşa" sözünün kökenini açıklayan Paşa Armağanı adlı eserini Mustafa Kemal Paşa'ya ithaf etmiştir; elyazması nüshası Amasya'da Hüseyin Menç'in özel kütüphanesinde bulunur. Ayrıca Temel adlı çalışmasının yalnızca birinci cüzü 1926'da yayımlanabilmiştir. Bu çalışmalar, Atatürk'ün dil alanındaki ilgisiyle örtüşen bir çizgidir. Dil bilimi bakımından bu girişimler tartışmalıdır: ansiklopedi maddesi, Hüsameddin'in bazı konularda aşırı etimolojik benzetmelere kalkıştığını ve bunun yazdıklarının bilimsel değeri hakkında tereddüt doğurduğunu belirtir.
Güneş-Dil Teorisi
Giriş yazısının Güneş-Dil Teorisi'ne yaptığı gönderme, 1930'larda Atatürk'ün desteklediği ve Türkçenin dünya dillerinin ilki ya da en eski dillerinden biri olduğunu savunan bir görüşe dayanır. Kimi kaynaklara göre teori dilbilimciler tarafından kabul görmemiş ve kısa sürede önemini yitirmiştir; Türk Dil Kurultayları'nda ise tartışılmış ve araştırılması önerilmiştir. Hüsameddin'in dil ve tarih çalışmalarının bu teoriyi desteklemesi, giriş yazarının tespitine göre Atatürk'ün onu Dil Kurultaylarında görmek istemesinin nedenlerinden biridir. Bu konuda Hüsameddin'in kurultaylara katılıp katılmadığına dair elimizdeki kaynaklarda bilgi bulunamadı.
Köprülü'nün Değerlendirmesi
Mehmed Fuad Köprülü, 1913 sonlarından itibaren dârülfünunda hocalık yapmaya başlamış, 1914'ten itibaren ilmî faaliyetleri artmıştır. Dolayısıyla alıntılanan yazının 18 Mart 1914 tarihi, Köprülü'nün genç bir hoca olarak ilk yılında yazdığı bir değerlendirmeye karşılık gelir. Köprülü, aynı dönemde Tarih-i Osmanî Encümeni'ni ve Osmanlı Tarihi'nin yöntemini sert biçimde eleştirmiş bir isimdir; Hüsameddin'in eserini ise övmüştür. Alıntının İkdam'daki özgün metnine ulaşılamadığından yukarıdaki satırlar yalnızca giriş yazısının aktarımına dayanır. Cemal Yasar'ın aktardığı Atatürk sözü de başka bir kaynakta doğrulanamamıştır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, Giriş Cildi, s. 30–32. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Turgut Akpınar, "Hüseyin Hüsâmeddin Yasar", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 18, 1998, s. 551-552. (https://islamansiklopedisi.org.tr/huseyin-husameddin-yasar)
- Mehmet Fatih Köksal, Amasya Tarihi üzerine bildiri, Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu, 2017. (https://isamveri.org/pdfdrg/G00226/2017/2017_KOKSALF.pdf)
- "Amasya Tarihi'nde Ay Adlarının Köken Bilimsel İncelemesi", Kültürk. (https://dergipark.org.tr/en/pub/kulturk/article/1517267)
- "Mehmed Fuad Köprülü", TDV İslâm Ansiklopedisi. (https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-fuad-koprulu)
Diğer kaynaklar