İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · ESER VE YAZAR HAKKINDA

2. AMASYA TARİHİ HAKKINDA

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, Giriş: Eser ve Yazar, s. 36–38 • Hazırlayan: Doç. Dr. Songül KEÇECİ KURT

Özgün Metin

Amasya Tarihi ile ilgili merakı tahsil hayatında başlayan müellif, Vâzıh Efendi’nin “Amasya Tarihi” adlı eserinde geçen bilgileri yeterli görmemiş fakat Amasyalıların ahlak ve tabîatına, Amasya’nın fütûhâtına dair malumatından etkilenmiştir. Özellikle Amasya fütûhâtını araştırmak ve var olan bilgileri daha da genişletmek için H. 1307 (1889-1890)’de İstanbul’a gidip Kalenderhâne Medresesi’nde kalıp Tokâdîzâde el-Hâc Ahmed Nûreddîn Efendi’nin dersine devam etmiş ve tatil günlerinde de Sultân Fâtih, Sultân Bâyezîd, Sultân Süleymân, Şehzâde, Ayasofya, Köprülü, Râgıb Paşa, Nûr-ı Osmâniye, Molla Murâd, Âşir Efendi, Hamîdiye, Es'ad Efendi kütüphânelerinde mevcûd olan tarih kitaplarını ve mecmua ve risaleleri okuyup 1312’de Girit ve 1313’de Sûriye vilâyetlerine gittiğinde Hanya’da Kâdiriyye ve Şâm-ı Şerîf’de Zâhiriyye kütüphanelerinde araştırmaya devam etmiştir. Daha sonra Hicâz’ı dolaşıp İstanbul’a ve müteâkiben Amasya’ya döndüğünde, pek çok kişiye mürâcaat ederek evlerindeki eski kitâpları, defterleri, berâtları, vakfiye sûretlerini, icâzetnâmeleri, evrâk ve risaleleri incelemiştir. Aynı zamanda bu dönemde gördüğü bir rüya onu fazlasıyla etkilemiştir. Bu rüyayı şu şekilde anlatmaktadır:

“Kuş Köprü başında Dersi Tamâm Efendi ile Burma Minâre karşısındaki mezârlık içinde ağacın dibinde medfûn olan zâtın mezâr taşları olduğu hâlde kitâbeleri bulunmadığından isimleri ne olduğu anlaşılamamış idi. Bunların kim olduklarını taharrî ve istiknâh ve ihtiyârlardan istifsâr etdiğim esnâda ibtidâ Dersi Tamâm Efendi’yi, ba'dehû Hıfzîzâde Osmân Fâ'ik Efendi olduğunu ve ağacın dibinde medfûn bulunduğunu anladığım zâtı rü'yâda görüp kendilerini bana ta'rîf ve şöhret ve ensâblarını i'lâm ve tahkîk için Amasya mahkemesi sicillâtını taharrî ve Osmân Fâ'ik Efendi de kendisinin kütüphânesinde bir eseri olduğunu ve bulup mütâla'a etmekliğimi ihtâr etmeleri üzerine her ikisini de mütâla'a ederek söylediklerini ayniyle buldum.”

Müellif daha sonra Amasya mahkemesi sicillerini iki defa el kadar kağıtlara kadar tedkîk etmiş ve farklı yıllarda Köprü, Lâdik, Mecidözü, Çorum, Merzifon, Hacıköyü, Bursa, Selânik şehirlerini ziyâret ederek bu yerlerden pek çok kaynak toplayarak eserini yazmaya başlamıştır.⁶⁵Abdîzâde Hüseyin Hüsameddîn Nîksâr’da görev süresinin bitiminde mukaddime ve birinci bölümü tamamlamıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı’nda Amasya Tarihi’nin müellif tarafından yazılmış bir nüshası bulunmaktadır. Bu nüshada eserin ismi “es-Sefînetü’r Râsiye fî Târih-i Amasya” şeklinde yazılmıştır. Bir müsvedde nüsha olduğu anlaşılan bu yazmada “Amasyalı Abdîzâde Hüseyin Hüsameddîn Efendi’nin eseridir” notu düşülmüştür. Toplam 428 sayfadan sonra bir de fihrist bölümü eklenmiş olup fihrist bölümünün başında “es-Sefînetü’r Râsiye fî Târih-i Amasya cüz-i evvelin defter fihristidir” yazılmış olduğu görülmektedir. Bu nüshada sayfa kenarlarında ve kapakta pek çok not, soy ağacı çizildiği görülmekte olup elimizdeki nüsha ile karşılaştırınca müellifin eserine pek çok bilgi ekleyip daha sonra son şeklini verdiği düşünülmektedir.⁶⁶

Dipnotlar

  • 65 Amasya Tarihi, C.1, s. 334-340.
  • 66 Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn, es-Sefînetü’r Râsiye fî Târih-i Amasya, İBB Atatürk Kitaplığı, Demirbaş no:K.1584.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya Tarihi'ne duyduğu merak öğrenim hayatında başlayan yazar, Vâzıh Efendi'nin "Amasya Tarihi" adlı eserindeki bilgileri yeterli bulmamış, ancak Amasyalıların ahlak ve yaradılışına, Amasya'nın fetihlerine dair verdiği bilgilerden etkilenmiştir. Özellikle Amasya'nın fetihlerini araştırmak ve var olan bilgileri daha da genişletmek için hicrî 1307'de (1889-1890) İstanbul'a gitmiş, Kalenderhâne Medresesi'nde kalarak Tokadîzâde el-Hâc Ahmed Nûreddin Efendi'nin dersine devam etmiştir. Tatil günlerinde Sultan Fatih, Sultan Bayezid, Sultan Süleyman, Şehzade, Ayasofya, Köprülü, Râgıb Paşa, Nûr-ı Osmâniye, Molla Murâd, Âşir Efendi, Hamîdiye ve Es'ad Efendi kütüphanelerinde bulunan tarih kitaplarını, mecmuaları ve risaleleri okumuştur. 1312'de Girit'e, 1313'te Suriye vilayetlerine gittiğinde Hanya'daki Kâdiriyye ve Şam-ı Şerif'teki Zâhiriyye kütüphanelerinde araştırmaya devam etmiştir. Daha sonra Hicaz'ı dolaşıp İstanbul'a, ardından Amasya'ya döndüğünde pek çok kişiye başvurarak evlerindeki eski kitapları, defterleri, beratları, vakfiye suretlerini, icazetnameleri, evrak ve risaleleri incelemiştir. Aynı dönemde gördüğü bir rüya da onu çok etkilemiştir. Bu rüyayı şöyle anlatmaktadır:

"Kuş Köprüsü başında Dersi Tamâm Efendi ile Burmalı Minare karşısındaki mezarlığın içinde, ağacın dibinde yatan zatın mezar taşları vardı; ancak kitabeleri bulunmadığından adlarının ne olduğu anlaşılamamıştı. Bunların kim olduklarını araştırıp yaşlılardan sorduğum sırada, önce Dersi Tamâm Efendi'yi, sonra ağacın dibinde yattığını öğrendiğim zatın Hıfzîzâde Osman Fâik Efendi olduğunu anladım ve onu rüyada gördüm. Kendilerini bana tanıtıp ün ve soylarını bildirmeleri, bunu doğrulamam için Amasya mahkemesi sicillerini araştırmamı söylemeleri, Osman Fâik Efendi'nin de kendi kütüphanesinde bir eseri bulunduğunu, bulup okumamı hatırlatması üzerine ikisini de okudum ve söylediklerini aynen buldum."

Yazar daha sonra Amasya mahkemesi sicillerini el kadar kâğıt parçalarına varıncaya kadar iki kez incelemiş; farklı yıllarda Köprü, Ladik, Mecidözü, Çorum, Merzifon, Hacıköy, Bursa ve Selanik şehirlerini ziyaret edip buralardan pek çok kaynak toplayarak eserini yazmaya başlamıştır. Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddin, Niksar'daki görev süresinin sonunda önsözü ve birinci bölümü tamamlamıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı'nda Amasya Tarihi'nin yazarın kendi eliyle yazılmış bir nüshası bulunmaktadır. Bu nüshada eserin adı "es-Sefînetü'r-Râsiye fî Târîh-i Amasya" olarak yazılmıştır. Müsvedde bir nüsha olduğu anlaşılan bu yazmada "Amasyalı Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddin Efendi'nin eseridir" notu düşülmüştür. Toplam 428 sayfadan sonra bir de fihrist bölümü eklenmiş, fihristin başına "es-Sefînetü'r-Râsiye fî Târîh-i Amasya'nın birinci cüzünün defter fihristidir" yazılmıştır. Bu nüshada sayfa kenarlarında ve kapakta pek çok not görülmekte, soy ağacı çizilmiştir; elimizdeki nüshayla karşılaştırınca yazarın esere pek çok bilgi ekleyip daha sonra son hâlini verdiği düşünülmektedir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • fütûhât: fetihler; burada Amasya'nın Türkler tarafından alınışı
  • mülâzım: bir müderrisin yanında yetişen, icazet bekleyen medrese öğrencisi
  • berat: padişahın verdiği görev ya da ayrıcalık belgesi
  • vakfiye sûreti: vakıf belgesinin kopyası
  • icâzetnâme: bir hocanın öğrencisine ders verme yetkisi tanıyan belgesi
  • sicil: şer'iye mahkemesinin kararları ve işlemleri kaydettiği defter
  • kitâbe: yapı ya da mezar üzerindeki yazı
  • taharrî, istiknâh, istifsâr: araştırmak, derinine inmek, sormak
  • ensâb: soylar, soy kütükleri
  • müsvedde: temize çekilmemiş, taslak metin
  • fihrist: içindekiler listesi, dizin
  • es-Sefînetü'r-Râsiye: "sağlam, yerinde duran gemi" anlamında bir ad; eserin ilk adı

Hüsâmeddin'in Yolları

Metinde sayılan seyahatler, yazarın hayat öyküsüyle birlikte okununca bir düzen kazanır. Kendi anlattığı otobiyografiye göre rüşdiyeyi 1887'de bitirmiş, 1889'da İstanbul'a gitmiş ve Kalenderhâne Medresesi'nde kalmıştır; hocası Tokadîzâde Ahmed Nûreddin Efendi'den 1899'da icazet almıştır. Hanya, Şam ve Hicaz yolculukları 1894-1895 yıllarına denk düşer, ardından Amasya, Vezirköprü, Ladik, Çorum, Merzifon, Bursa ve Selanik'te kaynak toplamayı sürdürmüştür. Bir ara görev aldığı Kısmet-i Askeriyye Mahkemesi'ndeki memuriyetini İstanbul çevresindeki şer'iye sicillerini incelemek için bir fırsat olarak kullandığı, Amasya ileri gelenlerine dair buralardan bilgi topladığı da kaydedilir. Metindeki "Niksar" ise onun kadılık yaptığı yerlerden biridir: 1903'te Vezirköprü naipliğine başlamış, 1905'te Osmancık'a, ardından Niksar'a, 1911'de Refahiye'ye gönderilmiştir.

Vâzıh Efendi'nin Eseri

Hüsâmeddin'in yetersiz bulduğu eser, büyük olasılıkla Mustafa Vâzıh Efendi'nin (1763-1831) el-Belâbilü'r-Râsiye fî Riyâzi Mesâili'l-Amâsiyye adlı kitabıdır. Vâzıh, Amasya şehir tarihçiliğinin öncüsü sayılır. Kara Müftizâdeler diye bilinen ailedendir; babası gibi Amasya müftüsü olmuştur. Eser Amasya Belediyesi Kültür Yayınları arasında, Amasya Fetvaları ve İlk Amasya Şehir Tarihi adıyla yayımlanmıştır (2011). Vâzıh, kendi zamanında Amasyalıları ilim ehli, sûfî, hâfız ve medresede yatıp kalkan öğrencilerden oluşan, çiftçilik ve esnaflık bilmeyip geçimini devlet gelirlerinden sağlayan bir halk olarak tanımlar. Hüsâmeddin'in "ahlak ve tabîat" derken etkilendiği bölümlerin bunlar olup olmadığını okunan kaynaklardan kesin olarak söylemek mümkün değildir.

Yazma Nüsha ve Kayıp Ciltler

İBB Atatürk Kitaplığı'ndaki nüshanın 428 sayfası, basılan birinci cildin sayfa sayısıyla (428) aynıdır. Aynı nüshanın ilk sayfasındaki ve sondaki kayıtta eserin adı "es-Sefînetü'r-Râsiye fî Târîhi Amâsiyye" olarak geçer; istinsah tarihi 26 Muharrem 1328 (7 Şubat 1910) olup basılı ilk cilt bundan iki yıl sonra, hicrî 1330'da yayımlanmıştır. Önsözde yazar eserini iki bâb olarak planladığını, beş cildi tutan ilk bâbın tarih, geri kalanın hâl tercümeleri olduğunu söyler.

Yayımlanan kısım yalnızca dört cilt ile dördüncü cildin eki, toplam yaklaşık 1800 sayfadır. Beşinci cilt, yazar basılması için matbaaya teslim ettiğinde orada yanmıştır. Yazarın el yazısıyla altıdan on ikiye kadar olan ciltler ise Amasya Belediyesi tarafından varislerden satın alınmıştır. Bir araştırmacı, eserin yazarın elinden "on iki cilt" olarak çıkmadığını, elimizdeki cilt sayısının on iki olduğunu belirtir: yazar, 11. cildin başındaki bir notta "şın" harfinden itibaren "şın" harfinden sonrasının bütünüyle yandığını, yanan kısmın ancak üçte birini yeniden yazabildiğini söyler. Bu durumda biyografiler "ayın" harfinde kalmış, eser tamamlanamamıştır.

Kaynak Göstermeme Sorunu

Amasya Tarihi için sık yapılan eleştiri, yazarın başvurduğu kaynakların çoğunu göstermemesidir. Bunun bilimsel değerine dair tereddütlere yol açtığı ansiklopedi maddelerinde de yazılıdır. Aynı eleştiriye karşı yapılan bir savunma da vardır: yazar kimi yerde kaynak adlarını toplu hâlde anar; ayrıca biyografilerin harf sırasına göre verildiği ciltlerde, kaynak göstermeyen eski tabakât kitaplarının geleneğini izlemiştir. Franz Babinger, eserin bazı konularda "gerçek bir hazine" olduğunu söyleyip Batı dillerinden birine kısmen de olsa çevrilmesini önermiştir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Hüseyin Hüsâmeddin, es-Sefînetü'r-Râsiye fî Târîh-i Amasya, İBB Atatürk Kitaplığı, K.1584 (kitaptaki dipnota göre).

Giriş: Eser ve Yazar içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.