İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · ESER VE YAZAR HAKKINDA · 1. MÜELLİF HAKKINDA

1.5. Edebî Şahsiyeti

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, Giriş: Eser ve Yazar, s. 19–21 • Hazırlayan: Doç. Dr. Songül KEÇECİ KURT

Özgün Metin

Müellifin dil ve edebiyat alanında oldukça yetkin olduğunu yazmış olduğu eserlere bakarak söyleyebilmek mümkündür. Dil alanındaki maharetini “Amasya Tarihi” adlı eserinde de ortaya koymuş, bazı kelimeleri çok ince bir şekilde tahlil etmiş ve etimolojisini ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Zaman zaman “fâ’ide” veya “istidrâd” başlığı altında kelimelerin kökeni ve manası hakkında detaylı bilgiler vermiştir. Abdîzâde Hüseyin Hüsameddîn, kelime açıklamalarında ve bazı kelimelerin Türkçe kökenli olduğu konusunda da eserinde uzun izahâtlar yapmıştır: Örneğin “tabak” kelimesini “istidrâd” başlığı altında uzunca açıklamıştır.²⁴ Bunu yaparken farklı dil ve lehçelerdeki kullanım biçimlerine ve manalarına değinerek sözlüklerden de faydalanmıştır.²⁵ Bu, müellifin iyi bir dilci olduğunun da göstergesidir. Aynı zamanda yazmış olduğu diğer eserlerin pek çoğunun dil alanında olması bu yönünü açıkça ortaya koymaktadır.

Edebî yönü de oldukça güçlü olan müellifin “Amasya Tarihi”nde sık sık şiirlere yer verdiği görülmektedir. İlk iki ciltte Asrî mahlası ile yazdığı 37 dörtlükten oluşan murabba’ tarzındaki Amasya Güzellemesi’nde Amasya’yı adım adım anlatarak edebî kaabiliyetini ortaya koymuştur. Bu şiirlerdeki detaylar da ilginçtir; toplamda kırk defa Amasya kelimesini kullanarak kırklar kavramının uhreviliği ile de şehri adeta kutsamıştır. Daha çok mübalağa ve teşbih sanatını kullanmış, cennet misali güzel bulduğu bu beldeyi şiiri ile ölümsüzleştirmiştir.²⁶

Amasya tarihinde Amasya’ya dâir uzun bir kasidesi, biyografilerini sunduğu şairlerin şiirlerine yazdığı tahmisleri ve bir gazelinin bulunması onun şairliğinin oldukça güçlü olduğunu göstermektedir. Bu şiirlere bakıldığında divan şiiri geleneğine son derece hâkim olduğu görülmektedir.²⁷

Ayrıca müellif Nelmî’nin gazeline yaptığı tahmis dışında²⁸ Şirvanizâde Rüşdü Paşa’nın bir gazeline tahmis yaparak tabiatında bir uyanışa neden olduğu için irticâlen bazı beyitler eklediğini ifade etmiştir. Bu tahmis şu şekildedir:²⁹

Birdir gınâ-yı kalb ü gınâ bir değilse de
Birdir ziyâ-yı şems ü ziyâ bir değilse de
Birdir nevâ-yı zevk ü nevâ bir değilse de
Birdir safâ-yı vasl ü safâ bir değilse de
Birdir cefâ-yı hicr ü cefâ bir değilse de
Zevkin bihâr-ı sevreti âsûde hefveden
Aşkın nezîhdir kerem-i feyzi şehveden
Kalbim sürûr içinde güzel nâz ü ‘işveden
Bâlâ vü zîri bir görürüm fart-ı neşveden
Birdir gözümde arz u semâ bir değilse de
Zulmetle nûr bir görünür sath-ı cemrede
Mümkün değil mi şunları görmek bu ‘ibrede
Her dürlü zıd sıfatları her dürlü zümrede
Birleşdi reng-i zülf ü benagûş nazrada
Birdir bana sabah u mesâ bir değilse de
Şâhid değil midir maraz-ı aşka âh-ı serd
Her dem figân-ı kalb-i hazînimle rûy zerd
Dil istemez ki hâlimi bilsin hezâr ferd
Bîmâr-ı aşkım istemem aslâ ‘ilâc-ı derd
Birdir yanımda derd ü devâ bir değilse de
Asrî bilir şinâver-i deryâ girîvesin
Anlar fazîlet ehli güzel şi’r ü bîvesin
Takdîr ider meziyet-i vâlâ vü cîvesin
Rüşdî sühan-şinas bilir tarz ü şîvesin
Birdir edâ-yı şi’r ü edâ bir değilse de

Amasya Tarihi’nde Amasya’daki aşk hikayelerine de yer yer değinmiştir. Abdîzâde Hüseyin Hüsameddîn Ferhat ve Şirin benzeri birbirine kavuşamayan aşıklara Hulûsî Mehmed Efendi (Hatibzâde) biyografisinde yer vermiştir. Bununla ilgili olarak Hulûsî Mehmed Efendi (Hatîbzâde), Gürcü Mehmed Emin Efendi’nin kerîmesi ile karşılıklı aşk yaşamış; fakat ailelerinin inadı ve kibri yüzünden kavuşamamış, kırk gün arayla vefat etmişlerdir.³⁰

Dipnotlar

  • 24 Amasya Tarihi, c. 11, s. 308-309.
  • 25 Amasya Tarihi, c. 10, s.303-305.
  • 26 Metin Hakverdioğlu, (2021). Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar’ın Amasya Şiiri. Kesit Akademi Dergisi, 7 (27), s. 401-418.
  • 27 Mücahit Kaçar, Amasya Tarihi Müverrihi Hüseyin Hüsâmeddin’in Şâirliği, Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu, 21-23 Nisan 2017 , Amasya, s. 65-73.
  • 28 Amasya Tarihi, c. 8, s. 38-40.
  • 29 Amasya Tarihi, c. 10, s. 80-81.
  • 30 Amasya Tarihi, c. 9, s. 399.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Yazarın dil ve edebiyat alanında çok yetkin olduğunu, yazdığı eserlere bakarak söylemek mümkündür. Dil alanındaki ustalığını "Amasya Tarihi" adlı eserinde de göstermiş, bazı sözcükleri çok ince biçimde çözümlemiş ve kökenlerini ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Zaman zaman "fâide" ya da "istidrâd" (konu dışına çıkan açıklama) başlığı altında sözcüklerin kökeni ve anlamı hakkında ayrıntılı bilgi vermiştir. Abdîzâde Hüseyin Hüsameddîn, sözcük açıklamalarında ve bazı sözcüklerin Türkçe kökenli olduğu konusunda eserinde uzun açıklamalar yapmıştır. Örneğin "tabak" sözcüğünü "istidrâd" başlığı altında uzun uzun açıklamıştır. Bunu yaparken farklı dil ve lehçelerdeki kullanım biçimlerine ve anlamlarına değinmiş, sözlüklerden de yararlanmıştır. Bu, yazarın iyi bir dilci olduğunun da göstergesidir. Yazdığı diğer eserlerin birçoğunun dil alanında olması da bu yönünü açıkça ortaya koyar.

Edebî yönü de oldukça güçlü olan yazarın "Amasya Tarihi"nde sık sık şiirlere yer verdiği görülür. İlk iki ciltte Asrî mahlasıyla yazdığı, 37 dörtlükten oluşan murabba biçimindeki Amasya Güzellemesi'nde Amasya'yı adım adım anlatarak edebî yeteneğini göstermiştir. Bu şiirdeki ayrıntılar da ilginçtir: Şiirde toplam kırk kere Amasya sözcüğünü kullanarak, "kırklar" kavramının manevî anlamıyla şehri âdeta kutsamıştır. Daha çok abartı ve benzetme sanatını kullanmış, cennet gibi güzel bulduğu bu şehri şiiriyle ölümsüzleştirmiştir.

"Amasya Tarihi"nde Amasya'ya dair uzun bir kasidesinin, biyografilerini verdiği şairlerin şiirlerine yazdığı tahmislerin ve bir gazelinin bulunması, şairliğinin oldukça güçlü olduğunu gösterir. Bu şiirlere bakıldığında divan şiiri geleneğine çok iyi hâkim olduğu görülür.

Ayrıca yazar, Nelmî'nin gazeline yaptığı tahmisin dışında, Şirvanizâde Rüşdü Paşa'nın bir gazeline tahmis yapmış; bunu yaparken kendisinde bir uyanışa yol açtığı için doğaçlama bazı beyitler eklediğini belirtmiştir. Bu tahmis şöyledir:

Birdir gınâ-yı kalb ü gınâ bir değilse de
Birdir ziyâ-yı şems ü ziyâ bir değilse de
Birdir nevâ-yı zevk ü nevâ bir değilse de
Birdir safâ-yı vasl ü safâ bir değilse de
Birdir cefâ-yı hicr ü cefâ bir değilse de
Zevkin bihâr-ı sevreti âsûde hefveden
Aşkın nezîhdir kerem-i feyzi şehveden
Kalbim sürûr içinde güzel nâz ü 'işveden
Bâlâ vü zîri bir görürüm fart-ı neşveden
Birdir gözümde arz u semâ bir değilse de
Zulmetle nûr bir görünür sath-ı cemrede
Mümkün değil mi şunları görmek bu 'ibrede
Her dürlü zıd sıfatları her dürlü zümrede
Birleşdi reng-i zülf ü benagûş nazrada
Birdir bana sabah u mesâ bir değilse de
Şâhid değil midir maraz-ı aşka âh-ı serd
Her dem figân-ı kalb-i hazînimle rûy zerd
Dil istemez ki hâlimi bilsin hezâr ferd
Bîmâr-ı aşkım istemem aslâ 'ilâc-ı derd
Birdir yanımda derd ü devâ bir değilse de
Asrî bilir şinâver-i deryâ girîvesin
Anlar fazîlet ehli güzel şi'r ü bîvesin
Takdîr ider meziyet-i vâlâ vü cîvesin
Rüşdî sühan-şinas bilir tarz ü şîvesin
Birdir edâ-yı şi'r ü edâ bir değilse de

Sade anlamı: Her beyitte "bir değilse de" ifadesiyle sözcük çiftleri karşı karşıya konur ve şair, kendi gönül hâlinde bunların bir olduğunu söyler. Gönül zenginliği, güneşin ışığı, zevkin sesi, kavuşmanın hoşluğu, ayrılığın cefası bir çeşit eşitlenir. Şair, neşenin aşırılığı yüzünden yüksekle alçağı, yeri ve göğü, karanlıkla aydınlığı, sabahla akşamı, derdi ve devayı bir görür. Son bentte Asrî, deniz yüzücüsünün tavrını bilir; fazilet ehli güzel şiirle şiir olmayanı ayırır, Rüşdî de söz bilen biri olarak tarzını tanır; şiirin söyleyişi ile söyleyiş bir olmasa da birdir.

"Amasya Tarihi"nde Amasya'daki aşk hikâyelerine de zaman zaman değinmiştir. Abdîzâde Hüseyin Hüsameddîn, Ferhat ile Şirin gibi birbirine kavuşamayan âşıkları Hulûsî Mehmed Efendi'nin (Hatibzâde) biyografisinde anlatmıştır. Buna göre Hulûsî Mehmed Efendi (Hatîbzâde), Gürcü Mehmed Emin Efendi'nin kızıyla karşılıklı aşk yaşamış; ancak ailelerinin inadı ve kibri yüzünden kavuşamamış, kırk gün arayla ölmüşlerdir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • fâide, istidrâd: yan bilgi, konu dışına çıkarak yapılan açıklama
  • iştikak: sözcüğün kökenini ve türeyişini inceleme
  • murabba: dörtlüklerle kurulan divan nazım biçimi
  • mahlas: şairin şiirlerinde kullandığı takma ad
  • mübalağa: abartma
  • teşbih: benzetme
  • uhreviyet: ahirete ve manevî alana ait olma
  • kaside, gazel: divan şiirinin uzun ve kısa nazım biçimleri
  • tahmis: bir gazelin her beytinin başına üç dize ekleyerek beşli bentler kurma
  • irticâlen: önceden hazırlanmadan, doğaçlama
  • kerîme: kız evlat

Amasya Güzellemesi

Şiir üzerine bir makale yazan Metin Hakverdioğlu, Amasya Güzellemesi'nin Amasya Tarihi'nin ilk iki cildine, her konunun özeti niteliğinde yerleştirilmiş 37 dörtlükten oluştuğunu belirtir. Şiirde Amasya adı 40 kez geçer; Hakverdioğlu bu sayıyı Müslüman Türkler için uğurlu sayılan bir sayı olarak değerlendirir. Şiir aruzun "Mef'ûlü Mefâ'îlü Mefâ'îlü Fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır ve nazım şekli murabbadır. Makaleye göre şiirde aruz kusuru bulunmaması, yazarın divan şiirine iyi bir heves duyduğunu ve orta düzeyde bir şair olduğunu düşündürür. Hakverdioğlu ayrıca yazarın eserinde sürekli andığı büyük yangınlardan birinde başka şiirlerinin de yanmış olabileceğini söyler; bu bir varsayımdır, belgesi yoktur.

Şiirin ilk dörtlüğünde şair, şehrinden uzak kalmış bir insanın özlemini anlatır. Şiirin başı şöyledir: "Etdikçe tecellî dile envâr-ı Amasya / Şevkıyle yakar kalbimi bir nâr-ı Amasya". Makaleye göre konu sırası tamamen Amasya Tarihi'ndeki anlatıya bağlıdır: Yazar bir yeri anlattıktan sonra o yeri, bir kurum dizisini anlattıktan sonra o kurumların değerini şiirleştirmiştir.

Makale ayrıca yazarın Âşık Paşazâde'nin geleneğini sürdürerek her bölümü şiirle özetlemeyi amaçladığını belirtir. Bu da eserin dilinin edebî olduğuna ve yer yer kafiyeli nesirle süslendiğine ilişkin değerlendirmeyle birlikte okunmalıdır.

Etimoloji Merakı ve Eleştiri

Yazarın sözcük kökenlerine duyduğu ilgi, Türk dili üzerine yazdığı eserlerle de görülür. Ansiklopedi maddesine göre Temel adlı eserinin yalnızca birinci cüzü basılabilmiş, "Paşa" sözcüğünün Türkçe olduğunu göstermek için de Paşa Armağanı adlı eseri yazılmıştır. Aynı madde, yazarın bazı konularda aşırı etimolojik benzetmelere kalktığını da kaydeder. Bu nedenle "tabak" gibi sözcükler üzerine yaptığı uzun açıklamalar, dil bilimi açısından dikkatle okunması gereken yorumlardır.

Hulûsî Mehmed Efendi'nin Hikâyesi

Hulûsî Mehmed Efendi (Hatîbzâde) hakkındaki anlatı dipnota göre Amasya Tarihi'nin 9. cildinin 399. sayfasındadır. Giriş yazısı bu hikâyenin ayrıntısını vermez; başka bir kaynakta bu çifte dair bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, Giriş Cildi, s. 19–21. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Giriş: Eser ve Yazar içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.