İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · İKİNCİ DEVRE

Ahmed Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 516–517 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Meşâhîr-i zu'amâdan iken mîrlivâ olan Amasya'nın Üçler Mahallesi'nde sâkin Devâtdâr Paşazâdeler'den Yahyâ Bey'in oğludur. Kendisine "Alacaatlı" [334] denirdi. 997 senesi muharremi evâ'ilinde Amasya sancağı beyi oldu. Sûhtelerin başı olup firâr eden Mahmûd Efendi'nin ahz u giriftine me'mûren sipâhî Alî Ağa geldi.

Ahkâm defterinde görülen şu fermânı hâmildi: "Amasya, Mecidözü, Ortapâre, Zünnûnâbâd, Çorum, İskilib, Sorgun, Havza, Kavak, Lâdik, Gümüş kadılarına hüküm ki bundan akdem Mecidözü kazâsına tâbi' Gelik nâm karyeden Kalın Dudak demekle ma'rûf ehl-i fesâd Mahmûd sûhtenin ahz olunması için erbâb-ı tımârdan Alî nâm kimesne me'mûr olmuşdur. Buyurdum ki ... Muharrem 997".

Sûhteleri iltizâm eden yerli yeniçeriler de vardı. Bunlardan altmış yedinci cemâ'at neferâtından Mustafa da firâr etmişdi. Bunun der-destine me'mûr olan subaşı Sinan Ağa da geldi. Fermânı şudur: "Amasya beyine hüküm ki Amasya'da yeniçerilerden ve acemî oğlanlarından Mustafa ehl-i fesâd dahi sûhtelere uyduğundan hâssa sekbânlarından Sinan subaşı bunların der-destine me'mûr olmuşdur buyurdum ki ... Muharrem 997".

Geçen seneki gürültülerden dolayı emvâl-i mîriyye bir türlü tahsîl edilememişdi. Sâbık Sivas defterdârı Mahmûd Efendi, emvâli bekâyâsını tahsîle me'mûr olduğundan bu esnâda Amasya'ya geldi. Bekâyânın tahsîline başladı.

Mîrlivâ Ahmed Bey Şirvân muhârebesine me'mûr olduğundan sûhteler teftîşine me'mûr olan sipâhî Alî Ağa ve mîrlivâ kâ'im-makâmı Deli Zülfikâr Ağa hayli sıkıntı geçirdi. Lâkin sûhtelerin şiddetli teftîşâtı her tarafda Türklük lehine te'sîrler uyandırıyordu. [335]

998 senesinde hâricde Gelikli Mahmûd'un uyandırdığı Türk ocağına pek çok köylüler, sipâhîler girmiş, her tarafa sirâyet etmişdi. Sene-i mezbûre recebinin ikinci günü Arnavut Ayas Paşazâde Mustafa Paşa Sivas beylerbeyi olup gelmişdi. Mustafa Paşa, sadr-ı a'zam Koca Sinan Paşa'nın birâderzâdesiydi.

Mustafa Paşa'ya gönderilen fermânda eşkıyâyı şiddetle tenkîl etmesi emr olunuyordu. Fermân şudur: "Rûm beylerbeyine ve Bozok ve Şarkî Pâre kadılarına hüküm ki, Bozok yörüklerinden ve Süleymanlı sâkinlerinden müteferrika Behrâm ve Hâbil ve Behlûl ve Gaffâr ve Hasan ve Resûl ve Velî ve Dâvud ve Halîl tevâbi'leriyle bellerde Müslümânların yoluna varıp î'âb (!) ve akçelerin gâret edib" yazılıyor. Bunların şiddetle te'dîbi bildiriliyordu.

Bu esnâda Amasya şehir kethüdâsı el-Hâc Mansûr Çelebi idi. Şehir kethüdâsı, Amasya beldesine âid olan bütün işleri gören belediye re'îsi, şehr emîni demekdi. Şehzâdeler zamânında "şehr emîni" denilen belediye re'îslerine ba'dehû "şehir kethüdâsı" unvânı verilmişdi.

Yine bu sıralarda Amasya alaybeyisi Budak Beyzâde Hüseyin Bey Şirvân muhârebesinde hayli yararlıklar göstermiş, terakkîler görmüşdü. Deli Zülfikâr Ağa bunun ma'iyyetinde fedâkârâne harb ediyordu. Bundan dolayı Hüseyin Bey Erzurum kalesi muhâfızı olmuşdu.

998 şa'bânında Amasya sancağı beyi Hasan Bey görülmüş ise de târîh-i nasbı ve hüviyyeti anlaşılamadı. Ancak 999 muharreminde Erzurum [336] kalesi muhâfızı olan Hüseyin Bey Amasya beyi olup Zülfikâr Ağa mütesellim geldi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Tanınmış zeamet sahiplerinden iken sancak beyi olmuştur. Amasya'nın Üçler Mahallesi'nde oturan Devatdar Paşazadelerden Yahya Bey'in oğludur. Kendisine "Alacaatlı" denirdi. 997 [1588-89] yılı Muharrem başlarında Amasya sancak beyi oldu. Medrese talebelerinin başı olup kaçan Mahmud Efendi'nin yakalanması için sipahi Ali Ağa görevlendirilerek geldi.

Ali Ağa, ahkâm defterinde görülen şu fermanı taşıyordu: "Amasya, Mecidözü, Ortapâre, Zünnûnâbâd, Çorum, İskilip, Sorgun, Havza, Kavak, Ladik ve Gümüş kadılarına hüküm ki, bundan önce Mecidözü kazasına bağlı Gelik adlı köyden, Kalın Dudak diye bilinen, fesat çıkaran Mahmud adlı talebenin yakalanması için tımar sahiplerinden Ali adlı kişi görevlendirilmiştir. Buyurdum ki ... Muharrem 997."

Medrese talebelerini tutan yerli yeniçeriler de vardı. Bunlardan altmış yedinci cemaat neferlerinden Mustafa da kaçmıştı. Onu yakalamakla görevlendirilen subaşı Sinan Ağa da geldi. Fermanı şudur: "Amasya beyine hüküm ki, Amasya'da yeniçerilerden ve acemi oğlanlarından Mustafa adlı fesatçı, medrese talebelerine uyduğundan, has sekbanlarından Sinan subaşı bunları yakalamakla görevlendirilmiştir. Buyurdum ki ... Muharrem 997."

Geçen seneki gürültüler yüzünden devlet gelirleri bir türlü toplanamamıştı. Eski Sivas defterdarı Mahmud Efendi, kalan borçları ve malları toplamakla görevlendirildiğinden bu sırada Amasya'ya geldi. Bakiyelerin tahsiline başladı.

Sancak beyi Ahmed Bey Şirvan savaşına görevlendirildiğinden, medrese talebelerini soruşturmakla görevli sipahi Ali Ağa ile sancak beyi vekili Deli Zülfikâr Ağa hayli sıkıntı çekti. Ancak medrese talebelerine yönelik sert soruşturmalar her yerde Türklük lehine etkiler uyandırıyordu.

998 [1589-90] yılında dışarıda Gelikli Mahmud'un kurduğu Türk ocağına çok sayıda köylü ve sipahi girmiş, bu her tarafa yayılmıştı. Aynı yılın Receb ayının ikinci günü Arnavut Ayas Paşazade Mustafa Paşa Sivas beylerbeyi olarak gelmişti. Mustafa Paşa, sadrazam Koca Sinan Paşa'nın erkek kardeşinin oğluydu.

Mustafa Paşa'ya gönderilen fermanda, eşkıyanın şiddetle cezalandırılması emrediliyordu. Ferman şudur: "Rum beylerbeyine ve Bozok ve Şarkî Pâre kadılarına hüküm ki, Bozok yörüklerinden ve Süleymanlı sakinlerinden müteferrika Behram ve Habil ve Behlul ve Gaffar ve Hasan ve Resul ve Veli ve Davud ve Halil, adamlarıyla birlikte yamaçlarda Müslümanların yoluna çıkıp î'âb (!) ve akçelerini yağmalayıp" diye yazılıyor. Bunların şiddetle cezalandırılması bildiriliyordu.

Bu sırada Amasya şehir kethüdası el-Hac Mansur Çelebi idi. Şehir kethüdası, Amasya şehrine ait bütün işlere bakan belediye başkanı, yani şehir emini demekti. Şehzadeler zamanında "şehir emini" denilen belediye başkanlarına sonradan "şehir kethüdası" unvanı verilmişti.

Yine bu sıralarda Amasya alaybeyi Budak Beyzade Hüseyin Bey, Şirvan savaşında hayli yararlıklar göstermiş, terfi etmişti. Deli Zülfikâr Ağa onun maiyetinde fedakârca savaşıyordu. Bundan dolayı Hüseyin Bey Erzurum kalesi muhafızı olmuştu.

998 [1590] yılı Şaban ayında Amasya sancak beyi olarak Hasan Bey görülmüşse de atanma tarihi ve kimliği anlaşılamadı. Ancak 999 [1590-91] yılı Muharrem ayında Erzurum kalesi muhafızı olan Hüseyin Bey Amasya beyi olup Zülfikâr Ağa sancak beyi vekili olarak geldi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ahkâm defteri: padişah emirlerinin (fermanların) kaydedildiği defter
  • ahz u girift: yakalama, tutuklama
  • ehl-i fesâd: fesat çıkaran, ortalığı karıştıran kişi
  • sûhte: medrese talebesi
  • cemâ'at: yeniçeri ocağında bölük, birlik
  • acemî oğlanı: yeniçeri ocağına alınmadan önce eğitim gören genç
  • sekbân: yeniçeri ocağına bağlı bir askerî sınıf
  • subaşı: bir yerin güvenliğinden sorumlu kolluk görevlisi
  • mîrlivâ kâ'im-makâmı: sancak beyi vekili
  • emvâl-i mîriyye: devlet gelirleri
  • bekâyâ: ödenmemiş borçlar, geriye kalan miktarlar
  • defterdâr: eyalet ya da devletin mali işlerinden sorumlu üst görevli
  • tenkîl, te'dîb: cezalandırma, edep öğretme
  • yörük: göçebe yaşayan Türkmen topluluğu
  • müteferrika: padişahın maiyetindeki seçkin görevli sınıfı
  • alaybeyi: sancaktaki sipahi birliğinin başı
  • şehr emîni, şehir kethüdâsı: şehir yönetimini yürüten belediye başkanı benzeri görevli

Fermanlar ve Soruşturma

Hüsameddin bu maddede iki ferman metnini, Amasya ahkâm defterinden okuduğu biçimde verir ve metinlerin "Buyurdum ki ..." ile başlayan kısmını kısaltarak bırakır. İlk ferman, bir önceki maddede anlatılan Gelikli Mahmud'un yakalanması için görevlendirilen Ali Ağa içindir; ikinci ferman ise kavgaya karışan yeniçerilerden Mustafa'yı yakalamaya memur subaşı Sinan Ağa içindir. İki ferman da Muharrem 997 [Kasım-Aralık 1588] tarihlidir ve Hüsameddin'in anlattığı olay sırasıyla uyumludur.

Bu fermanlar yerel bir olayın merkezî yönetimce nasıl izlendiğini göstermektedir. Aranan kişinin adı, köyü ve lakabının fermana kadar yazıldığı, fermanın da yalnız Amasya'ya değil, çevredeki on bir kadılığa gönderildiği görülür. Bu, aranan kişilerin çevre kazalara kaçma ihtimalinin hesaba katıldığını düşündürür; ferman bunu açıkça söylemez.

Ferman ve olayların çerçevesini çizen "Türk ocağı" ifadesi, ayaklanmanın yerel halkın bir kesiminde destek bulduğunu, hatta köylülerin ve sipahilerin kendisine katıldığını anlatır. Başka kaynaklarda bu olaya ve Gelikli Mahmud'a dair bir kayda rastlanmadı; bu nedenle olayın büyüklüğü hakkında yalnızca Hüsameddin'in anlatımına sahibiz.

Şehir Kethüdası Unvanı

Maddede dikkati çeken ayrıntılardan biri, Hüsameddin'in şehir kethüdalığını açıklamasıdır. Ona göre şehir kethüdası, şehir işlerine bakan belediye başkanıdır; şehzadeler dönemindeki adı "şehir emini" idi, unvan sonradan değişmiştir. Bu açıklama, Amasya'nın şehzade sancağı olarak yönetildiği devirle sonrası arasında yerel yönetimin adlandırmasının değiştiğini kayda geçirir. Amasya Valiliği'nin Osmanlı dönemi sayfasında da şehrin on beşinci yüzyılın ilk yarısından itibaren şehzadelerin görev yaptığı bir sancak olduğu belirtilir.

Kişiler

Alacaatlı Ahmed Bey, Üçler Mahallesi'nde oturan Devatdar Paşazadelerden Yahya Bey'in oğludur. Üçler Mahallesi'nin bugünkü adı ve konumu için bu madde kapsamında bir kaynağa ulaşılamadı. Budak Beyzade Hüseyin Bey için bir sonraki madde kendi başına açılmıştır. Deli Zülfikâr Ağa, Ali Ağa, Mansur Çelebi ve ferman metnindeki yörük adları (Behram, Habil, Behlul ve diğerleri) hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 516–517. amasya.bel.tr
  • T.C. Amasya Valiliği, "Osmanlı Dönemi" sayfası (amasya.gov.tr/osmanli-donemi).

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.