Gürcü ümerâsından bir mühtedîdir. 996 senesi saferinde Amasya beyi olup geldi. Fakat halk arasında çıkan gürültüler basdırılmış değildi. Bu esnâda top arabacılar başılığından mütekâ'id olan Mahmûd Ağa Amasya'da ikâmet ediyordu.
Amasya top arabacıları kethüdâsı meşhûr Amasyalı topçu Mehmed Ağa arabacılar arasında çıkan nizâ'ı Mahmûd Ağa'nın müdâhalesinden neş'et etdiğine zâhib olmuş, arabacıları ve Amasya'yı ihtilâle veriyor, diye yazmışdı. Fakat Mahmûd Ağa kaldırılmamışdı.
Yeni gelen müftü Tâceddîn Efendi hakîkaten fâzıl, halûk, doğru sözlü bir zât idi. Ulemânın arasına giren bürûdeti kaldırdı. Fakat mühtedîler arasında tekevvün eden güft ü gû bir türlü izâle edilemedi. Türkler fenâ sözlerle rencîde ediliyordu.
Türkler mîrlivâ Husrev Bey'e şikâyet etdikçe fenâ cevâblarla iskât edilmeğe başlandı. Sivas vâlîsi Mehmed Paşa'ya ve makâm-ı sadârete şikâyetler tevâlî ederek 996 senesi şevvâlinde gürültü tâzelendi. Türkler'le gayr-i Türkler arasında arbedeler çıkdı. Amasya'da tahsîlde bulunan Türkler'den Mahmûd Efendi Türklük bayrağını ilk def'a açdı.
Mahmûd Efendi Mecidözü kazâsına tâbi' Gelik denilen köyden olup Amasya'da Mehmed Paşa Medresesi'nde tahsîl-i ulûm etmekde idi. [333] Kendisine "Kalın Dudak" denirdi. Çarşıda bir mühtedî yeniçeri tarafından milliyeti fenâ hâlde tahkîr edilerek darb edilmiş, sûhteler tarafından kurtarılmışdı.
Kavgâ bütün yeniçerilere, arabacılara hattâ sipâhîlere sirâyet ederek sipâhîlerin sûhteleri iltizâm etmesinden büyümüş, kamalar oynamışdı. Sipâhî kethüdâyeri meşhûr Deli Zülfikâr Ağa araya girmiş, sûhtelerle yeniçerileri te'lîf etmeğe gayret etmişdi.
Mîrlivâ Husrev Bey'le Mahmûd Ağa yeniçerileri iltizâm etmekle kavgâ katmerlendi. Zâten kızgın olan sipâhîler de işe karışdı. Korkunç bir kavgâ oldu. Sivas beylerbeyi Mehmed Paşa gelip güç hâl ile arbedeyi teskîn etdi. Fakat hayli nüfûs telef olup gitdi.
997 senesi muharremi evâ'ilinde mîrlivâ Husrev Bey azl edildi. Top arabacılar başı Mahmûd Ağa İstanbul'a kaldırıldı.⁶⁰¹ Mes'eleyi tahkîke me'mûren Amasya ulemâsından Îcâdîzâde eş-Şeyh Muhyiddîn Mehmed Efendi İstanbul'dan geldi. Sivas beylerbeyiliğine meşhûr Deli Hızır Paşa ve Amasya beyliğine de Ahmed Bey ta'yîn edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Gürcü beylerinden, sonradan Müslüman olmuş bir kişidir. 996 [1587-88] yılı Safer ayında Amasya beyi olarak geldi. Fakat halk arasında çıkan gürültüler bastırılmış değildi. Bu sırada top arabacıları başılığından emekli olan Mahmud Ağa Amasya'da oturuyordu.
Amasya top arabacıları kethüdası, tanınmış Amasyalı topçu Mehmed Ağa, arabacılar arasında çıkan anlaşmazlığın Mahmud Ağa'nın karışmasından doğduğuna kanaat getirmiş; "arabacıları ve Amasya'yı karışıklığa sürüklüyor" diye yazmıştı. Fakat Mahmud Ağa yerinden kaldırılmamıştı.
Yeni gelen müftü Tâceddin Efendi gerçekten bilgili, yumuşak huylu, doğru sözlü bir kişiydi. Âlimlerin arasına giren soğukluğu giderdi. Fakat sonradan Müslüman olanlar arasında ortaya çıkan laf dalaşı bir türlü ortadan kaldırılamadı. Türkler kötü sözlerle incitiliyordu.
Türkler sancak beyi Hüsrev Bey'e şikâyet ettikçe kötü cevaplarla susturulmaya başlandı. Sivas valisi Mehmed Paşa'ya ve sadrazamlık makamına şikâyetler art arda gönderilerek 996 [1588] yılı Şevval ayında gürültü yeniden başladı. Türklerle Türk olmayanlar arasında kavgalar çıktı. Amasya'da öğrenim gören Türklerden Mahmud Efendi, Türklük bayrağını ilk kez açtı.
Mahmud Efendi, Mecidözü kazasına bağlı Gelik denilen köydendi ve Amasya'da Mehmed Paşa Medresesi'nde ilim tahsil etmekteydi. Kendisine "Kalın Dudak" denirdi. Çarşıda, sonradan Müslüman olmuş bir yeniçeri tarafından milliyeti çok kötü biçimde aşağılanarak dövülmüş, medrese talebeleri (sûhteler) tarafından kurtarılmıştı.
Kavga bütün yeniçerilere, arabacılara, hatta sipahilere bulaştı. Sipahilerin medrese talebelerini tutmasıyla büyüdü, bıçaklar çekildi. Sipahi kethüdayeri, tanınmış Deli Zülfikâr Ağa araya girmiş, talebelerle yeniçerileri barıştırmaya çalışmıştı.
Sancak beyi Hüsrev Bey ile Mahmud Ağa yeniçerileri tutunca kavga katmerlendi. Zaten öfkeli olan sipahiler de işe karıştı. Korkunç bir kavga oldu. Sivas beylerbeyi Mehmed Paşa gelip güçlükle kargaşayı yatıştırdı. Fakat hayli can kaybı yaşandı.
997 [1588-89] yılı Muharrem başlarında sancak beyi Hüsrev Bey görevden alındı. Top arabacıları başı Mahmud Ağa İstanbul'a götürüldü. Konuyu soruşturmak üzere görevlendirilen Amasya âlimlerinden Îcâdîzâde Şeyh Muhyiddin Mehmed Efendi İstanbul'dan geldi. Sivas beylerbeyiliğine tanınmış Deli Hızır Paşa, Amasya beyliğine de Ahmed Bey atandı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mühtedî: sonradan Müslüman olmuş kişi
- top arabacıları: Osmanlı ordusunda top ve cephane arabalarını kullanan kapıkulu askerleri
- kethüdâ: bir topluluğun başında bulunan kâhya, yönetici
- sûhte: medrese talebesi, softa
- sipâhî kethüdâyeri: sipahilerin yerel komutanı
- mütesellim: sancak beyinin vekili
- nizâ': anlaşmazlık, çekişme
- bürûdet: soğukluk, küskünlük
- güft ü gû: laf dalaşı, çekişmeli konuşma
- arbede: kavga, gürültülü çatışma
- kama: kısa, geniş bıçak
- tahkîr: küçük düşürme, aşağılama
Amasya'da Çıkan Kavga
Hüsameddin bu maddede, önceki sayfalardan beri anlattığı gerginliğin sokağa taştığı anı verir. Anlatıya göre kavganın çıkış noktası, Türk bir medrese talebesinin çarşıda sonradan Müslüman olmuş bir yeniçeri tarafından dövülmesidir. Medrese talebeleri onu kurtarınca olay büyümüş, yeniçeriler ve top arabacıları bir tarafta, sipahiler ve talebeler öbür tarafta yer almıştır. Gerginliğin kökünde, metnin kendisine göre, zeamet ve tımarların dağıtımı ile görevlilerin kökeni üzerine yürütülen tartışma vardır; önceki iki maddede bu konu Hüsrev Bey'e zeamet verilmesiyle ve "devşirmelerin nüfuzu" şikâyetiyle zaten açılmıştı.
Okuyucunun dikkat etmesi gereken nokta, bu olayın tek kaynağının Hüsameddin'in kitabı olduğudur. Başka kaynaklarda olay hakkında bilgiye rastlanmadı. Hüsameddin'in anlatımı, olayı "Türklük" ile bunun karşıtı arasındaki bir mücadele olarak yorumlar; "Türklük bayrağını ilk defa açtı" cümlesi de yazarın kendi yorumudur. Metin kavgada tarafların yeniçeriler ve top arabacıları ile sipahiler ve medrese talebeleri olarak ayrıldığını da açıkça yazar; bu ayrım, olayın yalnızca köken tartışması olmadığını, askerî sınıflar arasındaki bir rekabeti de içerdiğini düşündürür. Bu bizim okumamızdır, metin böyle söylemez.
Dipnotta belirtildiğine göre, Mahmud Ağa'nın İstanbul'a götürülmesi hakkında gelen fermanın özeti kitabın daha önceki bir yerinde verilmiştir. Mehmed Ağa'nın yazdığı arz, Mahmud Ağa'yı kargaşanın sebebi olarak gösterir.
Kişiler
Mahmud Efendi'nin "Gelikli" ve "Kalın Dudak" adlarıyla anıldığı bu olay, bir sonraki maddede onun aranması için gönderilen fermanla devam eder. Mecidözü'ne bağlı Gelik köyü, Mahmud Efendi'nin memleketi olarak anılır. Mehmed Paşa Medresesi'nin bugünkü durumuna dair bu madde için bir kaynağa ulaşılamadı. Îcâdîzâde Şeyh Muhyiddin Mehmed Efendi, Deli Zülfikâr Ağa ve diğer kişiler hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 515–516. amasya.bel.tr