Amasyalı Budak Beyzâde'dir. 999 senesi muharreminde Amasya mîrlivâsı olup Erzurum muhâfazasında kaldığından Zülfikâr Ağa Amasya mütesellimi olup geldi. Şevvâlinde Sivas vâlîliğine Mehmed Paşa ta'yîn olunup zilka'desinde⁶⁰² Amasya ve mülhakâtında müdhiş bir zelzele oldu. On gün kadar devâm etdi. Bütün ahâlî meydânlara çıkıp çadırlar altında iki ay kadar kaldı.
Zelzelenin devâmı halk arasında mev'ûd kıyâmetin bin târîhinde kopacağı şâyi'asının zuhûruna bâ'is oldu. Herkese umûmî bir korku çökdü. Fakat gözü açıklar bundan istifâde te'mîn etdi. Sâde-dilleri iğfâl ederek servetler edindi.
Bu şâyi'a şâirleri bile harekete getirmiş, latîf mazmûnlarla güzellerden zekât istemeğe yol vermişdir. Tezkire-i Abdî'de muharrer olan Kelâmî'nin şu beyti ne güzeldir:
Zekât-ı hüsnünü lutf et bugün bana cânâ
Yarın kıyâmet olursa sana da kalmayacak
Amasya'da darb edilen altın ve gümüş fiyâtı yükselmiş, [337] alım satım husûsâtında ihtikâr çoğalmışdı. Bunun için 999 zilhiccesinde bir fermân gelip "altın yüz yirmi ve gümüş yetmiş akçe" olduğu ve bundan fazla alıp verenlerin cezâ göreceği i'lân edildi.
Çünkü altın Amasya'da yüz yirmi dört akçeye, gümüş de yetmiş sekiz akçeye kadar tereffu' etmişdi. Halk bundan çok ziyân görüyordu. Fermânın vürûdu, ihtikârın önünü aldıkça almış, halkı ziyândan kurtarmışdı.
1000 senesi muharreminde Halvetiyye meşâyihi büyüklerinden kutbu'l-ârifîn sayılan eş-Şeyh Abdullah Efendi vefât edib Pîr İlyâs Türbesi civârında yapdırdığı zâviye bahçesine defn edildi. Bundan sonra fuzalâdan Kara Yahyâ Efendi de vefât etdi. Şa'bânında Koçi Bey Amasya emâretine ta'yîn edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalı Budak Beyzade'dir. 999 [1590-91] yılı Muharrem ayında Amasya sancak beyi olmuş, ancak Erzurum'un korunmasında kaldığından Zülfikâr Ağa Amasya mütesellimi (sancak beyi vekili) olarak gelmişti. Şevval ayında Sivas valiliğine Mehmed Paşa atandı. Zilkade ayında Amasya ve çevresinde korkunç bir deprem oldu. On gün kadar sürdü. Bütün halk meydanlara çıkıp çadırlar altında iki ay kadar kaldı.
Depremin sürmesi, halk arasında vaat edilen kıyametin bin tarihinde kopacağı söylentisinin çıkmasına yol açtı. Herkese genel bir korku çöktü. Fakat gözü açık kişiler bundan fayda sağladı. Saf kişileri kandırarak servetler edindi.
Bu söylenti şairleri bile harekete geçirmiş, ince hayallerle güzellerden zekât istemeye yol açmıştır. Abdî Efendi'nin Tezkire'sinde yazılı olan Kelâmî'nin şu beyti ne güzeldir:
Zekât-ı hüsnünü lutf et bugün bana cânâ
Yarın kıyâmet olursa sana da kalmayacak
Beyit şu anlama gelir: Ey sevgili, güzelliğinin zekâtını bugün bana lütfet; yarın kıyamet kopsa o güzellik sana da kalmayacak.
Amasya'da basılan altın ve gümüş paranın fiyatı yükselmiş, alım satımda karaborsacılık çoğalmıştı. Bunun için 999 [1591] yılı Zilhicce ayında bir ferman gelip "altın yüz yirmi ve gümüş yetmiş akçe" olduğu ve bundan fazlasıyla alıp verenlerin ceza göreceği ilan edildi.
Çünkü altın Amasya'da yüz yirmi dört akçeye, gümüş de yetmiş sekiz akçeye kadar yükselmişti. Halk bundan çok zarar görüyordu. Fermanın gelişi, karaborsacılığın önünü almış, halkı zarardan kurtarmıştı.
1000 [1591-92] yılı Muharrem ayında, Halvetiyye şeyhlerinin büyüklerinden, kutbu'l-ârifîn (âriflerin kutbu) sayılan Şeyh Abdullah Efendi vefat edip Pîr İlyas Türbesi yakınında yaptırdığı zaviye bahçesine defnedildi. Bundan sonra âlimlerden Kara Yahya Efendi de vefat etti. Şaban ayında Koçi Bey Amasya sancak beyliğine atandı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mütesellim: sancak beyinin yokluğunda onun adına şehri yöneten vekil
- zelzele: deprem
- mev'ûd kıyâmet: vaat edilen, söz verilen kıyamet
- şâyi'a: söylenti
- sâde-dil: saf, kolay inanan kişi
- iğfâl: kandırma
- zekât-ı hüsn: güzelliğin zekâtı; şairlerin sevgiliden "güzelliğinden pay" istemesi için kullandığı bir söz oyunu
- ihtikâr: malı biriktirip pahalıya satma, karaborsacılık
- darb: para basma
- kutbu'l-ârifîn: âriflerin, yani tasavvuf ehlinin önde gelen kişisi
- zâviye: tarikat mensuplarının toplandığı küçük tekke
- fuzalâ: bilginler, fazıl kişiler
Deprem ve Kıyamet Söylentisi
Hüsameddin, 999 [1591] yılının Zilkade ayında Amasya ve çevresinde on gün süren bir depremi, halkın iki ay boyunca çadırlarda kalışını ve hicrî bin yılında kıyametin kopacağı yönündeki söylentiyi anlatır. Dipnotta, bazı tarihlerin depremi aynı yılın Muharrem ayına koyduğu belirtilir; yani olayın tarihi Hüsameddin'e göre de kesin değildir.
Amasya'yı yıkan ve 1598 yılına tarihlenen bir deprem ayrıca anılır ve birçok kişinin ölümüne yol açtığı belirtilir. Hüsameddin'in burada anlattığı deprem 999 yılına ait olduğundan, ikisinin aynı olay olup olmadığı bu kaynaklarla belirlenemedi; tarih farkına bakılırsa farklı olaylar olmaları muhtemeldir. Amasya II. Bâyezid Külliyesi'nin 1598 depremi sonrasındaki onarımını inceleyen bir akademik çalışmanın varlığı da bu depremin külliyeye zarar verdiğini düşündürür.
Hüsameddin'in kıyamet söylentisinin bazı kişilerce çıkar için kullanıldığı yorumu bir tespittir; bu konuda başka bir kaynak bulunamadı. Kelâmî'nin beyti, söylentinin şiire yansımasını gösterir. Zekât, bir yıl boyunca elde tutulan maldan ayrılan pay olduğundan şair, kıyametin yakın olduğu inancından yararlanarak güzel sevgiliden "güzelliğinin zekâtını" ister. Hüsameddin bu beyti Abdî Efendi'nin Tezkire'sinden aldığını söylemektedir.
Altın ve Gümüşün Fiyatı
Maddedeki fiyat ayrıntısı, o yıllarda Amasya'da piyasanın düzensizleştiğini gösterir. Fermana göre altın için sınır yüz yirmi, gümüş için yetmiş akçe olarak konmuştur; piyasada ise altın yüz yirmi dört, gümüş yetmiş sekiz akçeye çıkmıştır. Bu fark, merkezî yönetimin fiyatlara doğrudan müdahale ettiğini gösterir. Amasya darphanesinin akıbeti bir sonraki maddede anlatılır. Bu dönemin genel olarak akçenin değerinin düştüğü, mali sıkıntıların yaşandığı bir devir olduğu, şeyhülislam Abdülkadir Şeyhî Efendi'nin 1589'da görevden alınmasına yol açan mağşuş akçe olaylarında da görülür.
Şeyh Abdullah Efendi ve Halvetîlik
Halvetiyye tarikatının Amasya'ya Pîr İlyas (ö. 833/1429) aracılığıyla geldiği, Anadolu'daki ilk Halvetî tekkesinin Amasya'da Gümüşlüoğlu Tekkesi olduğu kabul edilir. Hüsameddin'in Pîr İlyas Türbesi yakınındaki zaviyesinde defnedildiğini yazdığı Şeyh Abdullah Efendi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Kara Yahya Efendi ve Koçi Bey için de başka kaynaklarda ayrıntıya ulaşılamadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 517–517. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Kadir Özköse, "Amasya'da Bulunan Halvetiyye Tekkeleri", Akademiar dergisi, sayı 5, Ankara, Aralık 2018, s. 91–118 (dergipark.org.tr/tr/download/article-file/606666).
- "Abdülkadir Şeyhî Efendi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 1, İstanbul 1988, s. 244 (islamansiklopedisi.org.tr/abdulkadir-seyhi-efendi).
Diğer kaynaklar
- "1598 Amasya–Çorum depremi", Vikipedi (İngilizce) (en.wikipedia.org/wiki/1598_Amasya–Çorum_earthquake).