"Çerkes Bey" demekle meşhûr bir mîrlivâdır. Amasya zu'amâsından iken muhârebelerde gösterdiği yararlıklar üzerine terakkî gördü. 989 senesi evâ'ilinde Amasya sancağı beyi olup geldi.
Arslan Bey'i müte'âkib Amasya kadılığına ta'yîn edilen Selânik'den munfasıl Vankulu Efendi geldi. Amasya müftüsü Küçük Mahmûd Efendi Amasya'ya gelmekden istiğnâ etmekle yerine Aydınlı Ayâs Efendi Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi olarak geldi. [328]
990 senesinde Hakala a'yânından ve Âbâdoğulları'ndan Mirzâ Beyzâde Mehmed Bey Amasya'da Kocacık Hamâmı'nın garb tarafında yol üzerinde güzel bir hân yapdırdı. Bunu Hakala'da binâ eylediği medresesi mesâlihine vakf etdi.
Birâderi Mustafa Bey de 985 senesinde Hakala nâhiyesine merbût Kuşcular karyesinde güzel bir câmi-i şerîf ve mekteb yapdırdı. Karye-i mezbûrede kâ'in çiftliğini bunların mesâlihine vakf etmişdi. Kezâlik pederleri olan Mîrzâ Bey de 935 senesinde Hakala'da bir mescid yapdırmışdı.
Kezâlik Geldiklan nâhiyesi a'yânından Abdullah Ağazâde meşhûr sipâhî Rıdvân Ağa da Ilıca köyü civârında Ilıcasu üzerine başlatdığı hamâmını 987 senesinde ikmâl edib evlâdına vakf etdi. Geldiklan Hamâmı demekle meşhûr olan bu hamâm harâbesi şimdiye kadar bâkîdir. Mahdûmu Feyzullâh Bey kendisinden evvel fevt olup hafîdi Abbâs Bey bin Feyzullâh Bey bu esnâda hamâma mutasarrıfdı.
Kezâlik Keçi Beyzâdelerden meşhûr Alî Ağa da bu senelerde bir câmi', mekteb, hamâm yapdırdı. Emlâkini hayrâtının mesâlihine vakf ederek Ziyâre'yi pek güzel şenlendirdi. Ziyâre, bu gibi erbâb-ı hayrın himmetleriyle parlak bir kasaba hâlini aldı.
Fakat erbâb-ı tımâr ve ze'âmet arasında dedikodular çoğalıyor, Türkler her tarafda sinirleniyordu. Çünkü hâricden gelen mîrlivâlar, za'îmler içinde Türkçeyi bilmeyen gayr-i Türkler vardı. Devşirmelerin [329] nüfûz ve iktidârı her tarafda kendini gösteriyordu.
Pek muhtemeldir ki Türklerin asabiyyeti nazar-ı dikkati celb etdiğinden Amasya sancağına senesi muharreminde yerli ümerâdan Mehmed Bey gönderildi. Sivas beylerbeyiliğine de Haydar Paşa ta'yîn edildi.
Günümüz Türkçesiyle
"Çerkes Bey" adıyla tanınan bir sancak beyidir. Amasya zeamet sahiplerinden iken savaşlarda gösterdiği yararlıklar üzerine yükseltildi. 989 [1581-82] yılı başlarında Amasya sancak beyi olarak geldi.
Arslan Bey'in ardından Amasya kadılığına atanan, Selanik'ten ayrılan Vankulu Efendi geldi. Amasya müftüsü Küçük Mahmud Efendi Amasya'ya gelmekten vazgeçince onun yerine Aydınlı Ayas Efendi, Amasya müftüsü ve Sultaniye Medresesi müderrisi olarak geldi.
990 [1582-83] yılında Hakala ileri gelenlerinden ve Âbâdoğulları'ndan Mirza Beyzade Mehmed Bey, Amasya'da Kocacık Hamamı'nın batı tarafında, yol üzerinde güzel bir han yaptırdı. Bu hanı, Hakala'da kendi yaptırdığı medresenin giderlerine vakfetti.
Kardeşi Mustafa Bey de 985 [1577-78] yılında Hakala nahiyesine bağlı Kuşcular köyünde güzel bir cami ve mektep yaptırdı. Adı geçen köydeki çiftliğini bunların giderlerine vakfetmişti. Aynı şekilde babaları Mirza Bey de 935 [1528-29] yılında Hakala'da bir mescit yaptırmıştı.
Aynı şekilde Geldiklan nahiyesi ileri gelenlerinden, Abdullah Ağazade, tanınmış sipahi Rıdvan Ağa da Ilıca köyü yakınında, Ilıcasu üzerinde başlattığı hamamı 987 [1579-80] yılında bitirip çocuklarına vakfetti. Geldiklan Hamamı adıyla bilinen bu hamamın yıkıntısı bugüne kadar durmaktadır. Oğlu Feyzullah Bey kendisinden önce ölmüş, torunu Feyzullahoğlu Abbas Bey de bu sırada hamamın tasarruf hakkına sahipti.
Aynı şekilde Keçi Beyzadelerden tanınmış Ali Ağa da bu yıllarda bir cami, mektep ve hamam yaptırdı. Mülklerini hayır eserlerinin giderlerine vakfederek Ziyare'yi çok güzel şenlendirdi. Ziyare, bu gibi hayır sahiplerinin gayretiyle gösterişli bir kasaba hâline geldi.
Fakat tımar ve zeamet sahipleri arasında dedikodular çoğalıyor, Türkler her yerde öfkeleniyordu. Çünkü dışarıdan gelen sancak beyleri ve zeamet sahipleri arasında Türkçe bilmeyen, Türk olmayanlar vardı. Devşirmelerin nüfuz ve güçleri her yerde kendini gösteriyordu.
Türklerin bu gerginliği dikkati çektiği için olacak ki, Amasya sancağına, (kitapta yılı yazılmamış) bir yılın Muharrem ayında yerli beylerden Mehmed Bey gönderildi. Sivas beylerbeyiliğine de Haydar Paşa atandı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mîrlivâ: sancak beyi, bir sancağın yöneticisi
- zu'amâ (za'îm): yıllık geliri yüksek tutulan, zeamet denen büyük dirlik sahibi atlı sipahi
- erbâb-ı tımâr ve ze'âmet: tımar ve zeamet sahipleri; geliri toprak gelirlerinden karşılanan atlı askerler
- a'yân: bir yerin ileri gelenleri
- mühtedî: sonradan Müslüman olmuş kişi
- devşirme: Osmanlı'da çocukluk çağında toplanıp devlet hizmetinde yetiştirilen kişiler
- müftü: din ve hukuk konularında fetva veren görevli
- vakıf: gelirinin hayır işlerine ayrıldığı mal ya da kurum
- hafîd: torun
- mutasarrıf: bir malı kullanma ve yönetme hakkına sahip kişi
Sancak Beyleri ve Dönemin Havası
Hüsameddin, Amasya sancak beylerini sırasıyla anlatırken her beyin yanına onun döneminde şehirde görülen kadı, müftü ve müderris değişikliklerini ve yapılan hayır işlerini ekler. Bu madde de bu düzene uyar. Arslan Bey'in adı kitapta "Çerkes Bey" lakabıyla birlikte geçer; başka kaynaklarda bu beye dair bilgiye rastlanmadı. Metnin kendi verdiği bilgiye göre bey, Amasya zeamet sahipleri arasından yetişip savaşlardaki hizmetiyle sancak beyliğine yükselmiştir.
Maddenin ikinci yarısındaki yorum, yani Türklerle Türk olmayan yöneticiler arasındaki gerginlik, yazarın kendi bakışını yansıtır. Hüsameddin bu konuyu sonraki maddelerde, Amasya'daki kavgaları ve Türklerin tepkisini anlatırken genişletir. Cümle "pek muhtemeldir ki" diye başladığına göre Mehmed Bey'in atanmasına verilen sebep yazarın çıkarımıdır, belge aktarımı değildir. Maddenin son cümlesinde atamanın yılı boş bırakılmıştır; yalnızca "muharrem ayında" denir. Bir sonraki madde Mehmed Bey dönemi olaylarını 991 [1583-84] yılından başlatır; atamanın bu tarihe yakın bir zamanda yapıldığı düşünülebilir, ancak bu bir çıkarımdır.
Hakala Âbâdoğulları'nın Yapıları
Metin, Hakala'nın ileri gelen ailesinin üç kuşağına ait yapıları sayar. Babaları Mirza Bey 935 [1528-29] yılında Hakala'da bir mescit, Mustafa Bey 985 [1577-78] yılında Kuşcular köyünde bir cami ile mektep, Mirza Beyzade Mehmed Bey ise 990 [1582-83] yılında Hakala'daki medresesinin giderlerine ayırdığı bir han yaptırmıştır. Han, Amasya'da Kocacık Hamamı'nın batısında, işlek bir yol üzerindeydi. Vakıf düzeni gereği hanın geliri medresenin giderlerine ayrılmıştı. Bu üç yapının bugünkü durumuna dair tarafımızdan okunabilen kaynaklarda bilgi bulunamadı.
Geldiklan Hamamı için Hüsameddin, yıkıntısının "şimdiye kadar" ayakta olduğunu yazar. Bu, kitabın yazıldığı dönemdeki durumdur. Hamamın bugün hâlâ görülüp görülmediğini belirleyen bir kaynağa ulaşılamadı. Ziyare konusunda ise yalnızca Keçi Beyzade Ali Ağa'nın yaptırdığı cami, mektep ve hamamın kasabayı canlandırdığı bilgisi vardır.
Amasya'nın Yönetim Çevresi
Amasya Valiliği'nin Osmanlı dönemi anlatımında şehir, on beşinci yüzyılın ilk yarısından itibaren şehzadelerin görev yaptığı bir sancak ve aynı zamanda Rum Eyaleti'nin merkezi olarak tanıtılır. Bu maddedeki sancak beyi, kadı, müftü ve müderris değişiklikleri, şehzade sancağı olma dönemi sonrasında Amasya'nın hâlâ önemli bir ilim ve yönetim merkezi olarak işlediğini gösterir. Sultaniye Medresesi müderrisliğinin müftülükle birlikte bir kişiye verilmesi de bu çerçevede dikkat çeken bir ayrıntıdır.
Kaynakça
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 514–514. amasya.bel.tr
- T.C. Amasya Valiliği, "Osmanlı Dönemi" sayfası (amasya.gov.tr/osmanli-donemi).