İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · İKİNCİ DEVRE

Bâlî Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 519 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Gayr-i Türkler'dendir. 1005 senesi rebî'ulevvelinde Amasya beyi olup geldi. Köprü'de mukîm sipâhîlerden Arnavut Hüseyin Ağa'yı mütesellim nasb ederek eşkıyâ üzerine gitdi. Fakat birşeye muvaffak olamadı.

Mütesellim Hüseyin Ağa'nın bâridâne harekâtından münfa'il olan müftü Köse Ahmed Efendi isti'fâya mecbûr olup yerine Karamânî Hâce Tâceddîn Efendi Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi olup İstanbul'dan gelebildi. Çünkü yollar bayağı mesdûd idi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Türk olmayanlardandır. 1005 senesi rebîülevvel ayında [1596-97] Amasya beyi olarak geldi. Köprü'de oturan sipahilerden Arnavut Hüseyin Ağa'yı mütesellim (vekil) atayarak eşkıyanın üzerine gitti. Fakat bir sonuç alamadı.

Müftü Köse Ahmed Efendi, mütesellim Hüseyin Ağa'nın ağırdan alan, soğuk tutumuna gücenerek istifaya mecbur oldu. Yerine Karamanlı Hoca Tâceddîn Efendi Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi olarak İstanbul'dan gelebildi. Çünkü yollar tamamen kapanmıştı.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mukîm: yerleşik, oturan
  • nasb etmek: atamak
  • eşkıyâ: yol kesen, halkı soyan âsi gruplar
  • bâridâne harekât: soğuk, isteksiz, ağırdan alan davranış
  • münfa'il: gücenmiş, kırılmış
  • isti'fâ: istifa
  • mesdûd: tıkalı, kapalı

Dönemin Çerçevesi

Bâlî Bey'in bu görevine dair başka kaynaklarda bir bilgiye rastlanmadı; anlatılanlar yalnız Hüsameddin'e dayanır. Bir sonraki maddeye göre Hüseyin Paşa aynı yılın şevval ayında Amasya sancağına atandığından, Bâlî Bey'in görevi yedi ay kadar sürmüş görünür. Vekil olarak anılan Arnavut Hüseyin Ağa hakkında da ayrıca bir bilgi bulunamadı.

Müftüler konusunda dikkat çekici nokta, aynı kişilerin görevden ayrılıp geri gelmesidir. Köse Ahmed Efendi bir sonraki maddede yeniden Amasya müftüsü olarak görünür, 1009'da ise ikinci kez istifa eder. Metindeki "yollar tıkalıydı" cümlesi, Celâlî ayaklanmalarının günlük hayata etkisini gösterir: kaynaklara göre bu yıllarda halk yerini yurdunu bırakıp daha güvenli yerlere, özellikle surlu şehir ve kasabalara sığınmıştır.

Kaynakça

3. Cilt içindekiler