Beylerbeylerinden Amasyalı Hacı Beyzâde Mehmed Paşa bin Velî Paşa bin İlyas Bey’in mahdûmudur. Züamâdan iken eşkiyâ muhârebâtında mîr-livâ oldu. 1032’de Abaza Mehmed Paşa’ya uyduğundan bir müddet menkûbâne kaldı.
Sonra mazhar-ı afv-ı pâdişâhî olup Harput, Bâyezîd, Ardahan gibi sancaklara mîr-livâ ve 1044’de Revân Harbinde mecrûh olduğundan mütekâ’id olup 1049’da vefât etdi. Mahdûmu Köprülü Mehmed Paşa ağalarından Halîl Ağa ve biraderi Mustafa Bey’dir. Halîl Ağazâde [500] Ahmed Paşa’nın tercemesi aşağıda gelir.
Günümüz Türkçesiyle
Beylerbeylerinden Amasyalı Hacı Beyzâde Mehmed Paşa bin Velî Paşa bin İlyas Bey'in oğludur. Zeamet sahibi sipahilerden iken eşkıya ile yapılan savaşlarda sancakbeyi oldu. 1032 [1622-23] yılında Abaza Mehmed Paşa'ya katıldığı için bir süre gözden düşmüş olarak kaldı.
Sonra padişahın affına uğrayarak Harput, Bâyezîd, Ardahan gibi sancaklarda sancakbeyliği yaptı. 1044 [1634-35] yılında Revan savaşında yaralandığı için emekliye ayrıldı ve 1049 [1639-40] yılında öldü. Oğulları Köprülü Mehmed Paşa'nın ağalarından Halîl Ağa ile onun kardeşi Mustafa Bey'dir. Halîl Ağazâde Ahmed Paşa'nın hayatı aşağıda gelecektir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mahdûm: oğul
- züamâ: zeamet denen büyük dirlik sahibi sipahiler
- eşkıyâ muhârebâtı: eşkıyaya, yani Celâlî isyancılara karşı yapılan savaşlar
- mîr-livâ: sancakbeyi
- menkûbâne: gözden düşmüş, felakete uğramış hâlde
- mazhar-ı afv-ı pâdişâhî: padişahın affına kavuşan
- mecrûh: yaralı
- mütekâ'id: emekli
- terceme: hayat hikâyesi, biyografi
Amasyalı Bir Ümera Ailesi
Hacı Beyzâdeler, Hüsameddin'in kitabında kuşaklar boyunca karşımıza çıkan Amasyalı bir ümera ailesidir. Müellif başka yerlerde Hacı Beyzâde Velî Paşa'nın 949 [1542] yılında Ankara beylerbeyi ve Anadolu muhafızı olarak Amasya'ya geldiğini, oğlu Mehmed Bey'in İran savaşlarında yararlık gösterdikten sonra Amasya sancakbeyi, sonra da Sivas beylerbeyi olduğunu yazar. Ahmed Bey bu soyun üçüncü kuşağıdır. Taşrada yerleşik, sancak ve eyalet yönetimini kuşaktan kuşağa sürdüren bu tür aileler, Amasya'nın Osmanlı yönetimindeki ağırlığını gösteren en açık örneklerdendir.
Abaza İsyanı
Ahmed Bey'in hayatındaki kırılma noktası, Abaza Mehmed Paşa'nın isyanına katılmasıdır. Erzurum beylerbeyi olan Abaza, 1622'de Genç Osman'ın yeniçeriler tarafından öldürülmesi üzerine yeniçerileri "padişah katili" ilan etmiş, çevresine topladığı sekbanlarla Erzurum'daki ocak mensuplarını öldürtmeye başlamıştı. Sancaklara kendi adamlarını tayin etmiş, kısa zamanda 30.000 kişilik bir kuvvete ulaşmış, Şebinkarahisar ile Sivas'ı alıp Ankara'yı kuşatmıştı. Sadrazam Hâfız Ahmed Paşa'nın ordusu onu Kayseri yakınında yendi; isyan ancak 1628'de Hüsrev Paşa'nın Erzurum seferiyle sona erdi ve Abaza affedildi. Amasya'nın Sivas'a komşu bir sancak oluşu ve isyanın Orta Anadolu'da yaygın bir destek bulması düşünülürse, Ahmed Bey gibi Amasyalı bir zaimin Abaza'nın safına geçmesi şaşırtıcı değildir. Hüsameddin'in "bir müddet" sonra affedildiğini söylemesi, Abaza'nın kendisinin de affedildiği genel çözülme ile uyumludur.
Revan Seferi
IV. Murad'ın ilk İran seferi, fethettiği kalenin adıyla Revan seferi diye anılır. Ordu 9 Şevval 1044'te [28 Mart 1635] Üsküdar'dan yola çıkmış, Revan önüne 10 Safer 1045'te [26 Temmuz 1635] varmış, kale on bir günlük direnişten sonra 23 Safer 1045'te [8 Ağustos 1635] teslim olmuştur. Ordu çekildikten sonra şehir 1 Nisan 1636'da yeniden Safevîlerin eline geçti. Hüsameddin'in yaralanma için verdiği 1044 yılı seferin başlangıcına uyar; kuşatmanın kendisi ise 1045 yılı içindedir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 158–158. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 3. Cilt, "Sultân Mustafa", "Arslan Bey" ve "Mustafa Bey" maddeleri, s. 504–515.
Akademik çalışmalar