Merzifon kazâsı dâhilinde Çayır Köyünde Câmii olan Hakalalı Mirzâ Beyzâde Mustafa Bey evlâdından ve sipahi meşâhîrinden Mehmed Ağa bin Mustafa Bey’in mahdûmudur. Bu da sipahî olup “Çayır Köylü Ahmed Ağa” demekle iştihâr etdi. Amasya Kethüdâyeri ve Merzifon Voyvodası oldu.
Celâlî eşkıyâsının harbinde can-siperâne hizmet ederek [496] Sadr-ı a’zam Kuyucu Murâd Paşa’nın takdirini celbetmekle 1017’de mîr-livâ oldu. Ba’dehû Irak muhârebâtına iştirâk edib şecâ’atıyla kazandığı şöhret sayesinde 1031’de Musul Beylerbeyi oldu.
1033 senesi zilhiccesinde Amasya Mutasarrıfı, 1034 senesi cumâdelâhiresinde Şehr-i Zor beylerbeyi olarak Bağdâd seferine me’mûr oldu. 1038’de Kayseriye mutasarrıfı, 1040 senesi evâilinde Kastamonu Beylerbeyi oldu. Burada mezâlimden şikâyet olunmakla sene-i mezbûre zilka’desinde ma’zûlen Amasya’da me’mûr-ı ikâmet olup hakkında tahkîkâta başlandı.
Kastamonu Defterdârı Gedüklü Kara Mehmed Ağa ile müştereken icrâ-yı mezâlim etdikleri anlaşılmakla her ikisi de 1042 senesi zilka’desinde Amasya’da i’dâm edildi. Şecî’, cesûr bir pehlivân-ı meşhûr idi. Gençliğinde Çayır Köylü pehlivan demekle fevkalâde iştihâr etmiş idi. Mahdûmları Mehmed, Ebû Bekir Beylere müsâdere edilen emvâl ve emlâkinden nesne kalmadı. Bunlara da ze’âmet verildi. [497]
Günümüz Türkçesiyle
Merzifon kazası sınırları içinde Çayır Köyü'nde camisi bulunan Hakalalı Mirza Beyzâde Mustafa Bey'in soyundan ve sipahi ileri gelenlerinden Mustafa Bey oğlu Mehmed Ağa'nın oğludur. Bu da sipahi olup "Çayır Köylü Ahmed Ağa" diye tanındı. Amasya Kethüdâyeri ve Merzifon Voyvodası oldu.
Celâlî eşkıyasıyla yapılan savaşta canını esirgemeden hizmet ederek Sadrazam Kuyucu Murad Paşa'nın takdirini kazandığından 1017'de [1608-09] mirliva oldu. Sonra Irak savaşlarına katılıp yiğitliğiyle kazandığı ün sayesinde 1031'de [1621-22] Musul Beylerbeyi oldu.
1033 yılı zilhiccesinde Amasya Mutasarrıfı, 1034 yılı cemâziyelâhiresinde Şehrizor beylerbeyi olarak Bağdat seferine görevlendirildi. 1038'de Kayseri mutasarrıfı, 1040 yılının başlarında Kastamonu Beylerbeyi oldu. Burada zulüm yaptığı yolunda şikâyet edilince aynı yılın zilkadesinde görevden alınarak Amasya'da ikamete memur edildi ve hakkında soruşturma başlatıldı.
Kastamonu Defterdarı Gedüklü Kara Mehmed Ağa ile birlikte zulüm yaptıkları anlaşılınca ikisi de 1042 yılı zilkadesinde Amasya'da idam edildi. Yiğit, cesur, adı çıkmış bir pehlivandı. Gençliğinde "Çayır Köylü pehlivan" diye pek ünlenmişti. Oğulları Mehmed ve Ebû Bekir Beylere, müsadere edilen mal ve mülkünden bir şey kalmadı. Bunlara da zeâmet verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- Celâlî: XVI. yüzyılın sonu ile XVII. yüzyılın başında Anadolu'da devlete karşı ayaklanan silahlı gruplar
- voyvoda: bir yerin gelirlerini toplayan ve düzeni sağlayan görevli
- cân-sipârâne: canını siper ederek
- mutasarrıf, beylerbeyi: sancağın ya da eyaletin yöneticisi
- ma'zûlen: görevden alınmış olarak
- me'mûr-ı ikâmet: bir yerde oturmakla yükümlü tutulan, yani yerleşmeye zorlanan kişi
- mezâlim: haksızlıklar, halka zulüm
- müsâdere: devletin mala el koyması
- ze'âmet: büyük tımar, gelir payı
- pehlivân-ı meşhûr: adı yayılmış güreşçi
Celâlî Savaşları ve Kuyucu Murad Paşa
Kuyucu Murad Paşa, TDV maddesinde 1020 [1611] yılında ölen bir Osmanlı sadrazamı olarak anılır. Kalenderoğlu'nu Rebîülâhir 1017'de (Ağustos 1608) Alaçayır mevkiindeki savaşta yenilgiye uğratmıştır. Çayır Köylü Ahmed'in mirlivalığa yükseldiği 1017 yılı, Kalenderoğlu'nun yenildiği yıla rastlar; Hüsameddin'in "Celâlî eşkıyasının harbinde canla başla hizmet" ifadesi bu tarihle uyuşur.
Irak Cephesi
Musul beylerbeyliği ve ardından gelen Bağdat seferi görevi, XVII. yüzyılın ilk çeyreğindeki İran savaşlarıyla ilgilidir. Hâfız Ahmed Paşa 1625 yılında Bağdat seraskeri olarak orduyu Musul ve Kerkük üzerinden yürütmüş, 13 Kasım 1625'te şehri kuşatmıştır. Hüsameddin'in verdiği "1034 yılı cemâziyelâhiresinde Şehrizor beylerbeyi olarak Bağdat seferine memur oldu" bilgisi bu seferin hazırlık dönemine rastlar. Ahmed'in bu kuşatmada görevli olduğu metinde açıkça yazılmamıştır; tarihler yan yana getirildiğinde çıkan bir sonuçtur.
Sonu
Amasya şer'iye sicilleri üzerine çalışan Turan Açık, Hüsameddin'in aktarımına dayanarak olayı şöyle anlatır: Kastamonu defterdarı Kara Mehmed Ağa 1040 Şevvali'nde (Mayıs 1631), Kastamonu beylerbeyi Çayırköylü (Merzifon) Ahmed Paşa ise aynı yılın Zilkade'sinde (Haziran 1631) görevden alınmış olarak Amasya'ya gelmişti. 1042 Zilkade'sinde (Mayıs-Haziran 1633) Sivas beylerbeyi Çerkes Dilaver Paşa ansızın Amasya'ya gelip sürgünde bulunan eski Kastamonu beylerbeyi ile defterdarını idam ettirmiş, ardından Sivas defterdarı Ebubekir Efendi gelerek her ikisinin mallarını müsadere etmiştir. Sicillerde de Kara Mehmed Ağa'nın mallarına el koyanın Rum beylerbeyi Dilaver Paşa ile Rum defterdarı Ebubekir Efendi olduğu görülür. Hüsameddin'in tarihleri bu çalışmayla örtüşür.
Yazar, 1042 öncesine ait şer'iye sicili bulunmadığı için idamın nedeninin belgelerle ortaya konamadığını belirtir. Hüsameddin "mezâlim" der; Açık ise Kara Mehmed Ağa'nın birçok usulsüzlüğe karıştığının görüldüğünü, ancak bu kayıtların idamın gerekçesini doğrudan göstermediğini yazar. Kimi kaynaklarda Ahmed Paşa'nın Merzifonlu ya da Çayırköylü diye anıldığı da dikkati çeker. Metnin son cümlesindeki "zeâmet verildi" ifadesi, malları alınan oğullara yeniden bir gelir kaynağı tanındığı anlamına gelir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 157–157. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar