Amasyalıdır. “Çakal Kadı” demekle meşhûr Bedreddîn Mahmûd Efendi evlâdından Vildân Efendi bin el-Hâc Mahmûd Çelebi bin el-Hâc Ali Çelebi bin el-Hâc Sinan Çelebi bin Bedreddîn [487] Mahmûd Çelebi mahdûmudur. Ammizâdesi Çakalzâde el-Hâc Sinan Paşa’nın Sofya defterdarlığı zamanında küçük iken pederi ile beraber Sofya şehrine hicret edib orada büyüdü.
Pederinden ve İstanbul’a gidip sudûr-ı ulemâdan Ivaz Efendi’den tahsîl-i ulûm ederek sadr-ı müşârün-ileyhden mülâzım ve bir müddet ders-i âm olup sonra kadı olarak devr-i bilâd etdi. Üstâdının ikinci sadâretinde Filibe ve ba’dehû Belgrad Kadısı oldu.
1013’de sadr-ı a’zam olan Lala Mehmet Paşa ordu-yu hümâyûn ile Belgrad’a geldikte fazl ve zînetini takdîr ederek kendisine tezkireci nasb edib müsteşârı ve ordu-yı hümâyûn kadısı oldu. 1013 ramazânında sadr-ı müşârün-ileyh ile İstanbul’a gelip Mihrimâh Sultân Müderrisi ve şevvâlinde Sofya mollası oldu.
1014’de sadr-ı müşârün-ileyh ile Estergon Harbine ordu-yı hümâyûn kadısı olduğu halde gidip Estergon’un fethinden sonra ikinci defa İstanbul’a geldi. Mekke-i mükerreme pâyesiyle taltîf edildi. Fakat sadr-ı müşârün-ileyhin [488] 1015 muharreminde vefâtı üzerine Sofya ve Ordu kazâsından ma’zûl oldu.
Sene-i mezbûre saferinde Diyârbekir Mollası ve cumâdelulâ gurresinde Ankara Kadısı olup 1016 rebîulevvelinde azledildi. 1017 muharreminde sâniyen Sofya Mollası olup 1021 saferinde azlolundu. 1023 şa’bânında sâlisen Sofya Mollası oldu.
1024 senesi ramazânında ba’zı şikâyetler üzerine azlolunup hayli müddet ma’zûl bir halde Sofya’da kaldı. 1032 senesi evâhirinde Şehir Köy kazası arpalık vechile uhdesine verildi. 1033 senesi evâ’ilinde bu arpalığı da refedildi. 1034 senesi evâilinde vefât etdi.
Atâyî Efendi “Zeyl-i Şakâyık”da bu tercemeyi yazdıktan sonra âlim, kâmil, tevârîh ve muhâzarâta vâkıf, hânesi mecma-ı yârân, gayet halûk, kerîm, misâfirperver, sofra-yı güşâde, beşûş, hoş sohbet, gayet mizâc-gir bir zât olduğunu beyân ediyor.
Sofya’da mescid ve mekteb binâ edib 1024’de [489] emlâkını bu hayrâtının mesâlihine vakfetdi. Vakfiyesi kuyûd-ı idâresinde müseccel olup “Çakalzâde” diye mestûrdur. Pederi Vildân Efendi de ulemâdandır.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. "Çakal Kadı" diye tanınan Bedreddîn Mahmûd Efendi'nin soyundan gelen Vildân Efendi'nin oğludur. Vildân Efendi, Hacı Mahmûd Çelebi'nin; Hacı Mahmûd Çelebi, Hacı Ali Çelebi'nin; Hacı Ali Çelebi, Hacı Sinan Çelebi'nin; Hacı Sinan Çelebi de Bedreddîn Mahmûd Çelebi'nin oğludur. Amcasının oğlu Çakalzâde Hacı Sinan Paşa Sofya defterdarı iken, küçük yaşta babasıyla birlikte Sofya şehrine göç etti ve orada büyüdü.
Babasından ve İstanbul'a giderek ileri gelen âlimlerden Ivaz Efendi'den ilim öğrendi; adı geçen kazaskerden mülâzım (atanma sırası bekleyen aday) oldu, bir süre dersiâmlık yaptıktan sonra kadı olarak şehir şehir dolaştı. Hocasının ikinci kazaskerliğinde Filibe, ardından Belgrad kadısı oldu.
1013 [1604] yılında sadrazam olan Lala Mehmed Paşa ordu-yu hümâyûn (padişah ordusu) ile Belgrad'a geldiğinde onun bilgisini ve inceliğini takdir ederek kendisini tezkireci yaptı; böylece paşanın danışmanı ve ordu kadısı oldu. 1013 Ramazanında [Ocak-Şubat 1605] sadrazamla birlikte İstanbul'a gelerek Mihrimâh Sultan Medresesi müderrisi, Şevval ayında da Sofya mollası oldu.
1014 [1605] yılında sadrazamla birlikte ordu kadısı olarak Estergon Savaşı'na gitti ve Estergon'un fethinden sonra ikinci defa İstanbul'a geldi. Mekke-i Mükerreme pâyesiyle (Mekke kadılığı rütbesi) ödüllendirildi. Fakat sadrazamın 1015 Muharreminde [Mayıs-Haziran 1606] ölümü üzerine Sofya ve ordu kadılığından azledildi.
Aynı yılın Saferinde Diyarbekir mollası, Cemâziyelevvel ayının başında Ankara kadısı oldu ve 1016 Rebîülevvelinde azledildi. 1017 Muharreminde ikinci kez Sofya mollası oldu, 1021 Saferinde azledildi. 1023 Şabanında üçüncü kez Sofya mollası oldu.
1024 yılı Ramazanında bazı şikâyetler üzerine azledildi ve uzun süre görevsiz olarak Sofya'da kaldı. 1032 yılının sonlarında Şehirköy kazası arpalık olarak kendisine verildi. 1033 yılının başlarında bu arpalık da elinden alındı. 1034 [1624-25] yılının başlarında öldü.
Atâyî Efendi, Zeyl-i Şakâyık'ta bu hal tercümesini yazdıktan sonra onun bilgin, olgun, tarihlere ve edebî sohbet bilgisine vâkıf bir kimse olduğunu; evinin dostların buluşma yeri olduğunu; son derece güzel huylu, cömert, konuksever, sofrası herkese açık, güler yüzlü, hoş sohbetli ve insanların gönlünü almayı çok iyi bilen bir zat olduğunu anlatır.
Sofya'da bir mescit ile bir mektep yaptırdı ve 1024 [1615] yılında mülklerini bu hayır kurumlarının giderlerine vakfetti. Vakfiyesi vakıflar idaresinin kayıtlarında tescilli olup "Çakalzâde" adıyla yazılıdır. Babası Vildân Efendi de ulemadandır.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- ammizâde: amca oğlu
- sudûr-ı ulemâ: ulemanın ileri gelenleri, kazaskerler
- mülâzım: medreseyi bitirip göreve atanmak için sıra bekleyen aday
- devr-i bilâd: şehir şehir dolaşarak görev yapma
- tezkireci: sadrazamın yazışmalarını yürüten kâtip
- molla: büyük şehir kadısı, mevleviyet rütbeli kadı
- pâye: fiilî görev olmadan verilen rütbe
- ma'zûl: görevden alınmış, görevsiz
- arpalık: görevsiz ulemaya geçim için verilen kaza geliri
- muhâzarât: sohbetlerde aktarılan edebî bilgi ve hikâyeler
- mecma-ı yârân: dostların toplandığı yer
- mizâc-gîr: insanların gönlünü hoş tutmayı bilen
Çakalzâdeler
Hüsameddin, eserinin aileleri anlatan bölümünde Amasya'nın eski ilim ailelerinden Halâtî sülâlesinin İmâdîler kolundan çıkan şubeler arasında Şeyh Müeyyedzâde ve Küpelizâde ile birlikte Çakalzâde şubesini de sayar. Aynı eserin şahıslar kısmında ailenin adını veren "Çakal Kadı" Hacı Bedreddîn Mahmûd Çelebi'nin oğlu Sinâneddîn Yûsuf Çelebi'ye ayrı bir madde ayrılmıştır; buna göre Yûsuf Çelebi, Şehzade Sultan Ahmed'in musahibi olduğu için 918 [1512] olaylarında başı derde girmiş, sonra affedilip kadılık yapmış ve 934'te ölmüştür. Amasya'da Çakallar Mahallesi ile şehrin üstündeki Çakallar tepesi ve bağlarının adının bu aileden geldiği, yerel anlatılarda "büyük ihtimalle" kaydıyla dile getirilir; bu bağlantıyı kesinleştiren bir belgeye rastlanmadı.
Lala Mehmed Paşa'nın Seferleri
Ahmed Efendi'nin yükselişi, Estergon fatihi olarak anılan Sokulluzâde Lala Mehmed Paşa'nın sadaretiyle iç içedir. Paşa, Yavuz Ali Paşa'nın Belgrad'da ölümü üzerine 9 Rebîülevvel 1013'te (5 Ağustos 1604) sadrazam oldu; 1604 sonbaharındaki Estergon kuşatmasından sonuç alamayınca 20 Ramazan 1013'te (9 Şubat 1605) Belgrad'dan İstanbul'a hareket etti. Bu, Hüsameddin'in "1013 Ramazanında İstanbul'a geldi" kaydıyla uyuşur. Ertesi yıl Estergon'u 20 Cemâziyelevvel 1014'te (3 Ekim 1605) teslim aldı. Paşanın ölüm tarihini Hüsameddin 1015 Muharremi olarak verir; arşiv ve kroniklere dayanan araştırmalarda ise ölüm tarihi 14 Safer 1015 (21 Haziran 1606) olarak geçer. Ahmed Efendi'nin aynı yılın Saferinde Diyarbekir'e atanması da azlinin paşanın ölümünden hemen sonra geldiğini gösterir.
Atâyî'nin Zeyli
Hüsameddin'in kaynağı olan "Zeyl-i Şakâyık", Nev'îzâde Atâî'nin (1583-1635) Taşköprizâde'nin eş-Şekâiku'n-nu'mâniyye'sine yazdığı Türkçe zeyil olan Hadâiku'l-hakāik fî tekmileti'ş-Şekāik'tir. Eser 965-1044 (1558-1634) yılları arasında yetişen âlim, şeyh ve şairleri anlatır; 1034'te ölen Ahmed Efendi'yi kendi çağdaşı olarak tanıtması bu yüzdendir. Metindeki övgü sıfatları da Atâî'den aktarılmıştır. Sofya'daki mescit ve mektebe dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 154–155. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 1-4. Cilt (Halâtî sülâlesi) ve 9-12. Cilt ("Sinâneddîn Yûsuf Çelebi-Çakalzâde" maddesi), Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page317.html
- A. Kadir Çapanoğlu, "Şehr-i Amasya'da Halkalı Evliya ve Çakallar Tepesi", Yozgat Gazetesi, 2020.
Akademik çalışmalar
Kitaplar
- Kadir Özköse, "Amasya'da Bulunan Halvetiyye Tekkeleri", Akademiar, 5 (2018), s. 91-118.