Amasyalıdır. Yörgüç Paşa Câmii İmamı Ali Efendi’nin mahdûmudur. Sultân Bâyezîd kürsî şeyhi Îcâdîzâde eş-Şeyh Muhyiddîn Mehmed Efendi’nin halka-i tedrîs ve sohbetinde ulûm ve kemâlâtı sûriyye ve maneviyyeyi ahz ve telakkî ederek müşârün-ileyhden me’zûn oldu.
Kezâlik “Memi Dede” demekle meşhûr eş-Şeyh Muhyiddîn Mehmed bin İbrâhim el-Halvetî’den ahz u füyûzât ederek her ikisinden de hilâfet-nâme aldı. Fazîlet-i ilmiyyesi, zühd ve takvası ile temayüz edib Sultân Bâyezîd kürsî şeyhi olarak ahlâk-ı umûmiyyenin tehzîbine çalıştı.
Muğnîzâde Ahmed Efendi, kendisinden inâbe ederek imâret arkasında kâin Hacı İlyas Mescidi ittisâlinde bir zâviye-i Halvetiyye yaptırdı. Oranın meşîhatını da sâhib-i tercemeye verdi. [493] Ba’dehû kürsü şeyhliğinden isti’fâ ederek zâviyede ihtiyâr-ı tekâ’üd ve zikr u ibâdete teveccüh-i tâm etdi. Ulemâ ve halk arasında “kutub” ve “Kutbeddîn” dendi.
Bu halde eyyâm-ı hayâtını ikmâl ederek 1039 senesi ramazânının on beşinci günü dâr-ı kudse irtihâl etdi. Âlim, zâhid, gayet müttakî, âbid, müteşerri’, mazınne-i kerâmet, sâhib-i velâyet bir zât-ı sütûde-simâd idi. Cenazesi Yörgüç Paşa imâreti ittisâlinde kâin mezarlığın cenûb-ı garbî köşesinde pederinin yanına defnedildi.
Şeyh-i müşârün-ileyhin mezarı, ziyâretgâh-ı ulemâ ve meşâyih olup halk kendisinden istişfâ ederdi. Yanında hayli ulemâ ve meşâyih medfûndur. Bunlardan biri de Hacı Abdullah oğlu eş-Şeyh Mustafa Efendi’dir. Yakın zamanlarda meşâyih-i Nakşibendiyyeden eş-Şeyh Süleyman Efendi de kendi vasiyeti ile oraya defnedildi. Hulefâsından eş-şeyh Ali, Hızır, İbrâhim Efendiler meşhûrdur.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Yörgüç Paşa Camii imamı Ali Efendi'nin oğludur. Sultan Bayezid Camii kürsü şeyhi Îcâdîzâde Şeyh Muhyiddîn Mehmed Efendi'nin ders ve sohbet halkasında zahirî ve manevî ilimleri ve olgunlukları edinerek ondan icazet aldı.
Aynı şekilde "Memi Dede" diye tanınan Şeyh Muhyiddîn Mehmed bin İbrâhim el-Halvetî'den de feyz aldı ve her ikisinden hilafetname aldı. İlmî fazileti, dünyaya bağlanmayışı ve takvasıyla öne çıkarak Sultan Bayezid kürsü şeyhi oldu ve halkın ahlakını güzelleştirmeye çalıştı.
Muğnîzâde Ahmed Efendi ona bağlanıp tövbe ederek imaretin arkasındaki Hacı İlyas Mescidi'nin bitişiğinde bir Halvetî zaviyesi yaptırdı ve oranın şeyhliğini de ona verdi. Daha sonra kürsü şeyhliğinden çekilerek zaviyede emekliliği seçti ve kendini tamamen zikir ve ibadete verdi. Ulema ve halk arasında kendisine "Kutub" ve "Kutbeddîn" dendi.
Bu hal üzere ömrünü tamamlayarak 1039 yılı Ramazanının on beşinci günü [Nisan 1630] vefat etti. Âlim, dünyadan el etek çekmiş, son derece takvalı, ibadete düşkün, dinin hükümlerine sıkı bağlı, keramet sahibi olduğuna inanılan, velilik mertebesine ermiş, övgüye değer bir zattı. Cenazesi Yörgüç Paşa İmareti'nin bitişiğindeki mezarlığın güneybatı köşesine, babasının yanına gömüldü.
Şeyhin mezarı ulema ve şeyhlerin ziyaret yeri olup halk ondan şifa dilerdi. Yanında birçok âlim ve şeyh gömülüdür. Bunlardan biri de Hacı Abdullah oğlu Şeyh Mustafa Efendi'dir. Yakın zamanlarda Nakşibendî şeyhlerinden Şeyh Süleyman Efendi de kendi vasiyetiyle oraya gömüldü. Halifelerinden Şeyh Ali, Hızır ve İbrâhim Efendiler tanınmıştır.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- kürsî şeyhi: büyük camide kürsüde vaaz ve ders veren şeyh
- halka-i tedrîs: ders halkası
- kemâlât-ı sûriyye ve ma'neviyye: zahirî ve manevî olgunluklar
- me'zûn: icazet almış
- hilâfet-nâme: şeyhin müridine verdiği, onu halifesi kılan belge
- inâbe: tövbe ederek bir şeyhe bağlanma
- meşîhat: şeyhlik
- kutb: tasavvufta zamanın en yüksek manevi önderi
- mazınne-i kerâmet: keramet sahibi olduğu sanılan
- sütûde-simâd: övgüye değer
- istişfâ: şifa dileme
Kutub Tekkesi
Şeyhin adıyla anılan Kutub Tekkesi, halkın "İmaret ardı" dediği Hacı İlyas Mahallesi'nde, Sultan Bayezid Camii'nin batı kapısının açıldığı sokaktaydı. Kadir Özköse'nin XVII. yüzyıl üzerine yapılmış çalışmalara dayanarak verdiği bilgiye göre tekke 1018 [1609] yılında Kutub Dede diye bilinen Şeyh Ahmed Halvetî tarafından yaptırılmış, vakıfları onun adına düzenlenmiş ve şeyhliğini de kendisi üstlenmiştir. Hüsameddin ise burada zaviyeyi yaptıranın, şeyhe intisap eden Muğnîzâde Ahmed Efendi olduğunu söyler. İki bilgi, yapıyı Muğnîzâde'nin yaptırıp vakfı şeyhin adına düzenlemiş olmasıyla uzlaştırılabilir; ancak bunu kesinleştiren bir belge görülmedi. Şeyhten sonra halifesi Mehmed Efendi ve ulemadan Seyyid İbrâhim Efendi postnişin olmuş, XIX. yüzyılın başına kadar tekkede şeyhlik sürmüştür; "Çatal Hâfız" diye tanınan Şeyh Ahmed Efendi (ö. 1220/1805) bunlardandır.
Türbesi ve Memi Dede
Hüsameddin eserinin türbeler bahsinde "Kutub Türbesi"ni Yörgüç Paşa İmareti'nin doğusundaki küçük mezarlığın batı köşesinde gösterir ve Hacı Abdullahoğlu Şeyh Mustafa Efendi'nin vasiyeti üzerine onun yanına gömüldüğünü tekrarlar. Özköse'ye göre bu mezarlık, bugün hal binasının bulunduğu yerdeydi ve şeyhin kabri günümüze ulaşmamıştır. Yörgüç Paşa'nın 845'te (1442) ölüp gömüldüğü camisi ise ayaktadır.
Şeyhin ikinci mürşidi Memi Dede, Yörgüçpaşazâde Beylerbeyi Hızır Paşa'nın 971 [1564] yılında kurduğu Hızır Paşa Tekkesi'nde Molla Şeyh İlyas Efendi'den sonra şeyhlik yapmış bir Halvetî büyüğüdür. Amasya'nın batısındaki Memi Dede Mezarlığı adını ondan alır. Îcâdîzâde Muhyiddîn Mehmed Efendi ile Muğnîzâde Ahmed Efendi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 156–156. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 1-4. Cilt, türbeler bahsi ("Kutub Türbesi"), Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page144.html
Akademik çalışmalar