Amasya yeniçerilerinden Cırıkcıoğlu Halîl Ağa bin Ahmed’in [736] mahdûmudur. Abdullah Vecîh Efendi tilmizlerinden fâzıl-ı meşhûr Hacı Ahmedzâde es-Seyyid Mustafa ve Zileli muhaddis-i meşhûr el-Hâc Ali Şükrü Efendilerden tahsîl-i ulûm edib ders-i âm ve 1253’de Benderli Medresesi müderrisi olduğu halde 1263’de vefât etdi. Meşâhîr-i ulemâdan sâlih, vâ’iz bir zât idi.
Birâderi Ali Ağa’nın oğlu Seyyid Ahmed Ağa zabtiyye çavûşânından olup bunun mahdûmu nüfus kâtibi şu’arâdan Ali Dâ’imî Efendi 1347’de müntehiren vefât etdi. Diğer mahdûmu Hâncı el-Hâc İdris Efendi ber-hayatdır.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya yeniçerilerinden Cırıkçıoğlu Halil Ağa'nın, onun da Ahmed'in oğludur. Abdullah Vecih Efendi'nin öğrencilerinden tanınmış fâzıl Hacıahmedzade Seyyid Mustafa ile Zileli ünlü hadis âlimi Hacı Ali Şükrü Efendi'den ilim tahsil ederek halka açık ders verdi ve 1253 [1837-38]'te Benderli Medresesi müderrisi iken 1263 [1846-47]'te öldü. Tanınmış âlimlerden, iyi huylu, vaiz bir kimseydi.
Kardeşi Ali Ağa'nın oğlu Seyyid Ahmed Ağa zaptiye çavuşlarındandı; bunun oğlu, nüfus kâtibi ve şairlerden Ali Daimî Efendi 1347 [1928-29]'de intihar ederek öldü. Öbür oğlu Hancı Hacı İdris Efendi hayattadır.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mahdûm: oğul
- tilmîz: öğrenci, talebe
- fâzıl-ı meşhûr: tanınmış, bilgili kimse
- muhaddis: hadis ilminde yetkin âlim
- tahsîl-i ulûm: ilim öğrenimi
- ders-i âm: camilerde halka açık ders verme yetkisi olan müderrisin unvanı
- müderris: medresede ders veren hoca
- vâ'iz: vaaz veren kişi
- zabtiyye çavûşânı: zaptiye (jandarma) çavuşları
- müntehiren: intihar ederek
- şu'arâ: şairler
- ber-hayât: hayatta
Ders-i Âm ve Medrese Yolu
Metin, Ahmed Efendi'nin öğrenim yolunu medrese geleneğinin bildik basamaklarıyla anlatır: önce hocalardan ilim tahsili, sonra ders-i âm unvanı, ardından bir medresede müderrislik. Ders-i âm, medresede öğrencilere, camide halka açık ders verme yetkisini taşıyan müderris için kullanılan bir unvandır. Bu unvanı almak için medreseden mezun olup icazet aldıktan sonra bir sınava daha girmek gerekirdi. Bu yoldan geçenler halk arasında etkili olurdu; hatta devlet de onların nüfuzundan zaman zaman yararlanmış, II. Mahmud yaptığı ıslahatları geniş ölçüde ders-i âmlar aracılığıyla halka duyurmuştur.
Amasya, bu bakımdan ayrı bir yere sahiptir. Osmanlı döneminde şehirde kırkın üzerinde medrese bulunduğu tespit edilmiştir ve şehir bölgenin eğitim hayatında önemli bir çekim merkeziydi. Cırıkçızade'nin müderrislik yaptığı Benderli Medresesi hakkında bakılan kaynaklarda bilgi bulunamadı; Hüsameddin dışında kaydına rastlanmadı.
Hocaları ve Ailesi
Hüsameddin, Ahmed Efendi'nin iki hocasını adıyla anar: Hacıahmedzade Seyyid Mustafa ve Zileli Hacı Ali Şükrü Efendi. İkisinin de hayatına dair başka kaynakta ayrıntı bulunamadı. Aramalarda Zile'den çıkan başka âlimlere ait kayıtlar görüldü, ancak bu kişiyle ilişkilendirilebilecek bir kayıt çıkmadı.
Yeniçeri Halil Ağa'nın oğlunun ilim yoluna girmesi dikkat çeken bir noktadır. Baba, Hüsameddin'in kendi ifadesiyle yeniçeri ocağındandır; oğul ise ilmiye mesleğinde ilerlemiştir. Yeniçeri Ocağı 1826'da kaldırıldığına göre, 1253 [1837-38] yılında müderris olan Ahmed Efendi'nin bu ocağın dağıldığı çağda yetiştiği düşünülebilir; bu yalnızca tarihlere dayanan bir çıkarımdır ve metin bunu söylemez.
İkinci paragraf, Ahmed Efendi'nin yeğenlerinin soyunu, 1347 [1928-29] yılına, yani yaklaşık 1928-1929'a kadar getirir. Ali Daimî Efendi'nin ölümünü Hüsameddin "müntehiren" diye kaydeder; yani intihar olarak. Daimî'nin şiirlerine dair bir kayıt bulunamadı.
Kaynakça
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 228–229. amasya.bel.tr
- Hasan Telli, "Meşihat Arşivi’ne Göre Amasya Müderrisleri", Kocatepe İslami İlimler Dergisi, 7/2 (2024), s. 732–758, https://hdl.handle.net/11630/12210