İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Efendi-Belvarî el-Hâc

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 228 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Diyârbekir vilâyeti dâhilinde Belvar kasabasından olup oralarda tahsîl-i ulûm ederek Merzifon’da ikâmet ve neşr-i ulûma himmet etdi. Fazîlet-i ilmiyyesini Amasya ulemâsına tasdik etdirip iştihâr ederek eş-Şeyh Ahmed Nâsih [734] Efendi’nin vefâtında teferrüd etdi.

1253’de Merzifon ulemâsının ittifâkı ile müftü olup beş yıl kadar makâmını muhafaza ederek 1257’de dâr-ı bekâya rihlet etdi. Meşâhîr-i ulemâdan fâzıl, gâyet fakîh, usûlî, ulûm-i aklîyede mâhir bir zât idi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Diyarbekir vilâyeti içindeki Belvar kasabasındandır. Orada ilim öğrendikten sonra Merzifon'a yerleşti ve ilim yaymaya gayret etti. İlimdeki üstünlüğünü Amasya âlimlerine onaylatıp ün kazandı; eş-Şeyh Ahmed Nâsih Efendi'nin ölümü üzerine tek kaldı.

1253'te [1837-38] Merzifon âlimlerinin oybirliğiyle müftü oldu, beş yıl kadar makamını koruyup 1257'de [1841-42] öldü. Ünlü âlimlerden, bilgili, çok iyi bir fıkıh bilgini, usulcü, akıl ilimlerinde usta bir kişiydi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • tahsîl-i ulûm: ilim öğrenme
  • neşr-i ulûm: ilim yayma
  • fazîlet-i ilmiyye: ilimdeki üstünlük
  • teferrüd: tek kalma, öne geçme
  • müftü: dinî sorulara cevap veren resmî görevli
  • dâr-ı bekâya rihlet etmek: ölmek
  • fakîh: fıkıh bilgini
  • usûlî: fıkıh usulüne ve ilim yöntemine hâkim kişi
  • ulûm-i aklîyye: akıl ilimleri; mantık, kelâm, matematik gibi dersler

Merzifon'da İlim ve Müftülük

Merzifon, Amasya sancağına bağlı bir kazaydı. Danişmendliler'den başlayarak tipik bir Türk-İslâm şehri hâline gelmiş; medreseleri, camileri, tekke ve türbeleriyle ün kazanmıştır. Çelebi Sultan Mehmed Medresesi (817/1414) ve on yedinci yüzyılda Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın yaptırdığı külliye şehrin görünümünü belirleyen yapılardandır. Belvarlı Ahmed Efendi'nin yerleştiği yer, bu uzun ilim geleneğinin sürdüğü bir kazadır.

Hüsameddin'in "fazîlet-i ilmiyyesini Amasya ulemâsına tasdik etdirip" diyerek anlattığı yol, Osmanlı ilmiye dünyasının işleyişini yansıtır: bir âlimin ilmi, ilmî icâzetle ve diğer âlimlerin kabulüyle tanınırdı. Amasya'nın bu bakımdan ölçüt sayılması, şehrin medreseleriyle kazandığı ünden gelir; 1861'de buraya gelen seyyah Perrot şehri "Anadolu'nun Oxford'u" diye anar.

Müftülüğün oy birliğiyle ulemâ tarafından verilmesi dikkat çekicidir. Sonraki dönemde taşra müftülerinin seçimi bir nizamnâmeyle kurala bağlanmış ve idare meclisi üyeleri, belediye üyeleri, âlimler, imamlar ve hatiplerden oluşan bir kurulun oyuyla yapılmıştır (1919 tarihli bir Seydişehir örneği bilinir). Hüsameddin'in 1253'te anlattığı "ulemânın ittifâkı" bu geleneğin daha erken ve gayriresmî bir biçimidir; tarihî belge bakımından bu ayrıntı yalnız Hüsameddin'in anlatısına dayanır.

Hüsameddin Ahmed Efendi'nin hocalarını anmaz. Ahmed Efendi'ye, selefi Şeyh Ahmed Nâsih Efendi'ye ve Belvar'a dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 228–228. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

6. Cilt içindekiler