İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Efendi-Karamânî Hâfız el-Hâc

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 204 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

[654] Amasya’da muhaddis-i meşhûr, Hıfzızâde el-Hâc Osmân Fa’ik Efendi’den ve Kürd el-Hâc Hâfız Ali Efendi’den ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm oldu. Neşr-i ulûma himmet ederek iştihâr edib 1150’de Halfet Gâzi Medresesine müderris oldu.

1169’da Halfet Gâzi vakfına mütevellî olup vüs’ât ü yesâra erdi. 1176’da tevliyetle beraber vazife-i tedrîsinin nısfını mahdûmu es-Seyyid Abdullah Efendi’ye ve diğer nısfını da dâmâdı olan diğer es-Seyyid Abdullah Efendi’ye kasr-ı yed ü ferâgat etdikten sonra vefât etdi. Meşâhîr-i ulemâdan idi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya'da, ünlü hadis âlimi Hıfzızâde Hacı Osman Fa'ik Efendi'den ve Kürd Hacı Hâfız Ali Efendi'den öğrenimini tamamlayıp herkese açık ders verecek duruma geldi. İlmin yayılmasına gayret ederek tanındı ve 1150'de [1737-38] Halfet Gâzi Medresesi'ne müderris oldu.

1169'da [1755-56] Halfet Gâzi vakfına mütevelli olup geniş imkâna ve refaha kavuştu. 1176'da [1762-63] mütevelliliği sürdürürken ders verme görevinin yarısını oğlu Seyyid Abdullah Efendi'ye, öbür yarısını da damadı olan başka bir Seyyid Abdullah Efendi'ye bırakıp çekildi, ardından öldü. Tanınmış âlimlerdendi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ikmâl-i tahsîl: öğrenimi tamamlama
  • ders-i âm: halka açık ders veren, yüksek payeli müderris
  • neşr-i ulûm: ilimleri yayma
  • iştihâr: tanınma, ün kazanma
  • vüs'ât ü yesâr: geniş imkân ve bolluk
  • kasr-ı yed ü ferâgat: elini çekip bırakma, görevden feragat
  • nısf: yarı
  • dâmâd: damat
  • meşâhîr-i ulemâ: ünlü âlimler

Halfet Gâzi Medresesi

Halk arasında Hilfet Gazi diye söylenen ad, aslında Halîfet Gazi'dir. Yapı topluluğu bugün Amasya merkezde Şamice Mahallesi'nde, Torumtay Sokağı üzerinde yer alır. Kitabesinden medresenin 606 (1209-10) yılında yapıldığı anlaşılır. Yapıyı yaptıran Halîfet Gazi, Dânişmendli emirlerindendir; beylik sona erince Selçukluların hizmetine girmiş, 1222'de Amasya valisi olmuş ve 1232'de Gürcülere karşı yapılan seferde şehit düşerek Amasya'daki türbesine gömülmüştür. Medresenin 622 (1225) tarihli vakfiyesi günümüze ulaşmıştır.

Yapının hikâyesi sonraki yüzyıllarda da sürer. Medresenin güney duvarı ve doğu bölümü kısmen ayaktadır. 1647 depreminden sonra müderris Hasan Efendi yıkılan yerleri ahşap olarak yeniden yaptırmış, 1888'de de Amasya müftüsü Hacı Osman Hilmi Efendi binayı kapsamlı biçimde onarmıştır. Medresenin yanındaki sekizgen gövdeli çift katlı türbe ise bir Roma dönemi lahdini içerir. Araştırmacılar yapının ilk hâlini kiliseye bağlama görüşünde ayrılırlar; kimi kaynaklar medresenin kiliseden çevrildiğini yazar, kimileri de türbeyi medreseden eski sayar.

Hüsameddin'in Kaydı

Hüsameddin bu maddede medresenin müderrisliği ile vakıf mütevelliliğinin aynı kişide toplandığını anlatıyor. Müderrisliğin yarım yarım iki Seyyid Abdullah Efendi'ye bırakılması, yani oğul ile damada paylaştırılması, ders görevinin aile içinde devredilebildiğini gösterir. Hıfzızâde Osman Fa'ik Efendi 663 ve 664 numaralı maddelerde de hoca olarak geçer; Amasya'daki ilmî çevrenin kaç kişinin ortak hocası etrafında döndüğü bu üç maddeden anlaşılır. Ahmed Efendi'ye dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

6. Cilt içindekiler