Lâdiklidir. Sâhibü’l-hâl es-Seyyid Ahmed Kebîrü’r-Rifâî evlâd-ı kirâmından Rifâî tekkesi şeyhi ve mütevellîsi es-Seyyid eş-Şeyh [679] Ali Efendi bin es-Seyyid Mehmed Efendi bin es-Seyyid Nureddîn Çelebi mahdûmudur. Ceddi es-Seyyid Mehmed Efendi’nin 1114’de vefât etdiği yılda doğdu. Amcası es-Seyyid eş-Şeyh Nureddîn Efendi bin es-Seyyid Mehmed Efendi’nin 1158’de vefâtı ile pederi şeyh ve mütevellî oldu.
Pederinin vefâtından sonra ceddi tekkesi şeyhi ve vakfının mütevellîsi olup 1188’de Canikli Hacı Ali Paşa’nın şerrinden kaçıp İstanbul’a gitdi. 1194’de Hicâz’a gidip avdette ammizâdesi olan Tülbend ağası Lâdikli es-Seyyid Abdullah Ağa’nın sevk ü tarifi ile Sultân Abdülhamid-i Evvelin huzûruna girdi.
Sultân-ı müşârün-ileyhin nâ’il-i iltifâtı olup 1197 senesi evâsıtında vefât etdi. İstanbul’da Eğrikapıda medfûndur. Ulemâ-yı meşayihten bir pîr-i muhterem idi. Mahdûmu es-Seyyid el-Hâc Mustafa Efendi ve biraderi de es-Seyyid el-Hâc Mustafa Efendi’dir.
Günümüz Türkçesiyle
Ladiklidir. Sahibü'l-hâl es-Seyyid Ahmed Kebîrü'r-Rifâî'nin soyundan gelenlerden, Rifâî tekkesi şeyhi ve mütevellisi es-Seyyid eş-Şeyh Ali Efendi bin es-Seyyid Mehmed Efendi bin es-Seyyid Nureddin Çelebi'nin oğludur. Dedesi es-Seyyid Mehmed Efendi'nin 1114'te [1702-03] öldüğü yıl doğdu. Amcası es-Seyyid eş-Şeyh Nureddin Efendi bin es-Seyyid Mehmed Efendi'nin 1158'de [1745] ölümüyle babası şeyh ve mütevelli oldu.
Babasının ölümünden sonra dedesinin tekkesinin şeyhi ve vakfının mütevellisi olup 1188'de [1774-75] Canikli Hacı Ali Paşa'nın zulmünden kaçıp İstanbul'a gitti. 1194'te [1780] Hicaz'a gidip dönüşte amcazadesi olan Tülbend ağası Ladikli es-Seyyid Abdullah Ağa'nın yönlendirmesi ve tanıtmasıyla I. Abdülhamid'in huzuruna girdi.
Adı geçen padişahın iltifatına erişmiş olup 1197 yılı ortalarında [1783] vefat etti. İstanbul'da Eğrikapı'da gömülüdür. Âlim şeyhlerden saygıdeğer bir ihtiyar idi. Oğlu es-Seyyid el-Hâc Mustafa Efendi'dir; kardeşi de es-Seyyid el-Hâc Mustafa Efendi'dir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- sâhibü'l-hâl: manevi hâl sahibi, tarikat kurucusu olarak anılan zat
- evlâd-ı kirâm: soyundan gelenler
- mütevellî: vakfın yöneticisi
- ced: dede
- şerr: kötülük, zarar
- avdet: dönüş
- ammizâde: amcanın oğlu
- sevk ü tarif: yönlendirme ve tanıtma
- nâ'il-i iltifât: iltifata, lütfa erişmiş
- evâsıt: ortalar
- medfûn: gömülü
Ladik'teki Rifâî Tekkesi
Rifâîlik, Ahmed er-Rifâî'nin (1118-1182) adıyla anılan tarikattır. Er-Rifâî, Bağdat ile Basra arasındaki bölgede doğmuş, Hz. Hüseyin soyundan gelen bir seyyid olarak anılmış ve 23 Eylül 1182'de Vâsıt yakınlarında vefat etmiştir; tekkesine her gün binlerce kişinin geldiği, sabah akşam yemek verildiği kaynaklarda yazılıdır. Ladik'te de onun adını taşıyan bir zaviye bulunur. Ladik üzerine yapılmış bir araştırmada, kazanın Zaviye Mahallesi'ndeki Seyyid Ahmed Kebir Zaviyesi ve Mescid-i Şerif Vakfı'nın 1888'de, tekke ve zaviyelerin kapatılması gerekçesiyle idare altına alındığı kaydedilir; kayıtta vakfın mütevellisi olarak Abdullah oğlu Mustafa Efendi görülür. Aynı çalışma, Ladik'te kabri bulunan Seyyid Küçek Ahmed er-Rufâî'nin tarikatın kurucusunun oğlu, torunu ya da halifesi olabileceğini, yani Anadolu'daki Rifâî kolunun başlangıcı sayılması gerektiğini ileri sürer; bu konuda kesin bir belge yoktur.
Hüsameddin'in kaydı, bu aileden gelen şeyhlerin 18. yüzyılın sonunda da tekkenin ve vakfın başında olduğunu gösterir. Ali Efendi'nin Canikli Hacı Ali Paşa'nın baskısıyla İstanbul'a gitmesi, Canikli ailesinin Amasya çevresinde pek çok ileri gelene baskı yaptığı bilgisiyle uyumludur; paşa 1772'den itibaren Amasya sancağını mâlikâne olarak elinde tutuyordu. Ali Efendi'nin I. Abdülhamid'le görüşmesi ve İstanbul'da Eğrikapı'ya gömülmesi için başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 212–212. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar