Amasya eşrâfından Abdî Beyzâde Mehmed Bey’in mahdûmudur. [494] Züamâdan olup Estergon ve Rumeli muhârebelerinde, sonra eşkiyâ musâdemelerinde hayli yararlıkları görüldüğünden mükerreren Amasya Alaybeyi, ba’dehû Mîr-livâ oldu.
Lehistan muharebesinde Sinop Sancağı Beyi olarak hizmet ve Bağdâd ve İran muhârebâtında ibrâz-ı şecâ’at etdi. Ancak Hâfız Paşa ma’iyyetinde yaralandığından tekâ’üde sevkedildi. 1041’de Sevâdiye Mahallesi’nde vefât etdi. Şecî’, cesûr idi. Mahdûmları Mehmed, İbrâhim Beyler de züamâdandır. Bunlara “Abdî Beyzâdeler” denir.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya eşrafından Abdî Beyzâde Mehmed Bey'in oğludur. Zeametli sipahilerden (züamâ) olup Estergon ve Rumeli savaşlarında, sonra eşkıya çatışmalarında epeyce yararlılığı görüldüğünden defalarca Amasya alaybeyi, daha sonra mirliva (sancak beyi) oldu.
Lehistan savaşında Sinop Sancağı Beyi olarak hizmet etti; Bağdat ve İran savaşlarında yiğitlik gösterdi. Ancak Hâfız Paşa'nın maiyetinde yaralandığı için emekliliğe sevk edildi. 1041 yılında [1631-32] Sevâdiye Mahallesi'nde vefat etti. Yiğit ve cesurdu. Oğulları Mehmed ve İbrâhim Beyler de zeametli sipahilerdendir. Bunlara "Abdî Beyzâdeler" denir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- eşrâf: bir şehrin ileri gelen, itibarlı aileleri
- mahdûm: oğul
- züamâ: zeâmet adı verilen büyük tımar sahibi sipahiler
- alaybeyi: bir sancaktaki sipahi birliklerinin başı
- mîr-livâ: sancak beyi, bugünkü anlamıyla bir ilin askerî ve idari yöneticisi
- ibrâz-ı şecâ'at: yiğitlik gösterme
- tekâüd: emeklilik
- ma'iyyet: komutası altında bulunma, yanında görev yapma
Bir Sipahi Kariyeri
Madde, XVII. yüzyıl Amasya'sındaki tipik bir askerî kariyeri kısaca özetler. Zeametli sipahi önce savaşa katılır, sonra alaybeyi olarak bölgedeki sipahileri toplar, en sonunda sancak beyliğine yükselirdi. Metinde anılan savaşlar Hüsameddin'in verdiği tarihlerle birlikte okunduğunda, Bağdat ve İran seferlerinin 1620'li yılların ortalarından 1630'lu yılların başına uzanan dönemine denk düşer. Hâfız Ahmed Paşa Ocak 1625'te Bağdat seraskerliğiyle görevlendirilmiş, orduyu Musul ve Kerkük üzerinden yürüterek 13 Kasım 1625'te Bağdat'ı kuşatmıştır. Kuşatma sonuç vermemiş, paşa 1626 sonunda görevden alınmıştır. Metindeki "Hâfız Paşa maiyetinde yaralandı" ifadesi büyük olasılıkla bu seferi kastediyor; ancak metin Hâfız Paşa'nın tam adını ve yılı vermediği için bu bir çıkarımdır.
Lehistan savaşı ile kastedilen sefer metinden anlaşılmıyor. Hüsameddin'in Lehistan'dan Bağdat'a uzanan cepheleri tek cümlede sıralaması, kişinin uzun yıllar sefer görmüş bir sipahi olduğunu gösterir; bundan fazlası için ek kaynak gerekir.
Abdî Beyzâdeler
"Abdî Beyzâde" adı, kitabın yazarının kendi lakabı olan Abdîzâde ile aynı kökten gelir. Metin aradaki akrabalığı belirtmediği için bu benzerlik bir bağ olarak ileri sürülemez. Aynı ad, ilerleyen maddede Yörgüç Paşa'nın soyunu anlatan zincirde de görülür ve orada Abdî Bey'in Yörgüç Paşa'nın oğlu olarak gösterildiği dikkati çeker (bk. 6-512). Hüsameddin'in kitabında "Abdî Beyzâde" adıyla anılan ailenin Yörgüç Paşa soyuyla ilişkisi bu madde içinde açıklanmamıştır.
Mehmed Bey'in öldüğü Sevâdiye Mahallesi, Hüsameddin'in başka maddelerinde de Amasya eşrafının oturduğu bir semt olarak anılır. Başka kaynaklarda Mehmed Bey'e dair ek bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça