İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Paşa-Yaramaz

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 151–152 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Köprülüdür. Ahkâm-ı dîvâniyye defterlerinde mezkûr olduğu üzere Köprülü Debbağ Mehmet Ağa’nın oğludur. Amasya’da Debbağ-hâne ustalarından olup hayli servet ü sâmân edindi. Ba’dehû mukâta’ât mültezimi olup gayr-ı Türklerin tehakküm ve istibdâdından bîzâr olarak arkadaşı Deli Mustafa Ağa ile 1001’de gayr-ı Türklerin aleyhine açtığı ihtilâl bayrağının altına canı yanmışlardan hayli adamları toplayıp kıyâm etdi. Yıllarca Amasya Beylerini yordu.

Amasyalı Hüseyin Paşa Amasya sancağıyla Anadolu Müfettişi ve eşkıyâyı te’dîbe me’mûr oldukta bunun şecâ’at ve cesâretini takdîr ederek 1006 senesi şevvâlinde Kara [476] Hisâr-ı Şarkî mirlivâlığına nasb etdirdi. Bu suretle başında toplanan eşkıyâyı Kapıkulu şeklinde tedâbîr-i hakîmâne ile inkıyâd etdirip düşman aleyhine kullandı.

1008 senesi muharreminde ihtilâl fırkası kumandanı olup Amasya Sancağı Beyi olarak ilân-ı saltanat ve istiklâl eden Urfalı Karayazıcı Abdülhalîm Bey’in ref’ıne me’mûr oldu. Ma’iyyetinde rüfekâ-yı ma’hûdesiyle gelip Amasya’yı erbâb-ı şekâvet elinden kurtardı. Hayli yüz aklığı gösterdi.

Celâlî eşkıyâsı buna hasm-ı bî-emân olup üç yıl kadar onlarla mücâdele ederek mutasarrıfı olduğu Amasya Sancağı’nı eşkıyâdan kurutdu. Lâkin 1010 senesinde Serdâr Hasan Paşa’yı Tokat’da muhâsara ve şehîd eden eşkıyâ olanca kuvvetleriyle 1011 senesi recebinde Amasya üzerine yüklendikleri esnâda Amasya’dan çekildi.

Bâb-ı âlî, Hasan Paşa’nın şehâdetini ve Sivas, Tokat, Amasya, Karahisâr-ı Şarkî erbâb-ı ihtilâlin eline geçtiğini haber aldıkta sâhib-i tercemeyi eşkiyâya iltihâk eder korkusuyla 1011 senesi zilka’desinde Demir [477] Kapı Eyâleti Beylerbeyi nasb etdiğinden ma’iyyet-i mevcûdesiyle eyâlet-i mezkûranın merkezi olan Bakü’ye gitdi. İranlılarla hayli çarpışıp Kafkas ilini idâre ve müdâfaa etdi.

1012’de Revan vâlîsi Şerîf Mehmed Paşa’nın İranîlere karşı mağlup ve esir olduğuna binâ’en Revan Beylerbeyi olup İranîleri oradan tard ve def’e me’mûr oldu. Fakat Şirvân halkı ve rü’esâsının İran Şâhına tebeiyyet etmeleri üzerine 1014’de Şirvân Muhâfızı oldu.

Bu esnada Anadolu, ihtilalcilerin teğallüb ve istîlâsı elinde bulunduğundan ve devletce kendisine yardım edilemediğinden, gâh İranîlerle ve gâh Şirvânîlerle çarpışa çarpışa 1016 sâline doğru ma’iyyet-i mevcûdesiyle mahvolup gitdi. Gayet şeci’, kahramân-sîret, evâsıt-ı hâlinde âsî olduğu halde, sonra fevkalâde sâdık idi. “Deli Ahmed Paşa” da denirdi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Köprülüdür. Divan hükümleri defterlerinde yazıldığına göre Köprülü Debbağ (deri tabakçısı) Mehmed Ağa'nın oğludur. Amasya'da tabakhane ustalarından olup epeyce servet ve varlık edindi. Sonra mukataa mültezimi oldu. Türk olmayanların baskı ve keyfî davranışlarından bıkarak arkadaşı Deli Mustafa Ağa ile birlikte, 1001'de [1592-93] Türk olmayanların aleyhine açılan isyan bayrağı altında canı yanmış pek çok adamı toplayıp ayaklandı. Yıllarca Amasya beylerini uğraştırdı.

Amasyalı Hüseyin Paşa, Amasya sancağıyla birlikte Anadolu müfettişi olup eşkıyayı cezalandırmakla görevlendirildiğinde onun yiğitlik ve cesaretini takdir etti ve 1006 yılı Şevval ayında [1598] Karahisâr-ı Şarkî (Şebinkarahisar) sancakbeyliğine atanmasını sağladı. Ahmed de bu yolla başına toplanan eşkıyayı kapıkulu askeri düzeninde, hikmetli tedbirlerle itaate getirip düşmana karşı kullandı.

1008 yılı Muharrem ayında [1599], isyancıların komutanı olup Amasya sancakbeyi sıfatıyla saltanat ve bağımsızlık ilan eden Urfalı Karayazıcı Abdülhalim Bey'in ortadan kaldırılmasıyla görevlendirildi. Bilinen arkadaşlarıyla gelip Amasya'yı eşkıyanın elinden kurtardı. Epeyce yüz akı gösterdi.

Celâlî eşkıyası ona amansız bir düşman kesildi. Üç yıl kadar onlarla mücadele ederek idaresindeki Amasya sancağını eşkıyadan temizledi. Ancak 1010 yılında [1601-02] Serdar Hasan Paşa'yı Tokat'ta kuşatıp şehit eden eşkıya, 1011 yılı Recep ayında [1602-03] bütün kuvvetleriyle Amasya üzerine yüklendiği sırada Amasya'dan çekildi.

Bâbıâli, Hasan Paşa'nın şehit olduğunu ve Sivas, Tokat, Amasya, Karahisâr-ı Şarkî'nin isyancıların eline geçtiğini haber alınca, biyografisini yazdığımız bu kişinin eşkıyaya katılmasından korktu ve onu 1011 yılı Zilkade ayında [1603] Demirkapı (Derbend) eyaleti beylerbeyiliğine atadı. O da yanındaki kuvvetle bu eyaletin merkezi olan Bakü'ye gitti. İranlılarla epey çarpışarak Kafkas ülkesini yönetti ve savundu.

1012'de [1603-04] Revan valisi Şerif Mehmed Paşa'nın İranlılara yenilip esir düşmesi üzerine Revan beylerbeyi olup İranlıları oradan çıkarıp uzaklaştırmakla görevlendirildi. Fakat Şirvan halkı ve ileri gelenleri İran şahına tâbi olunca 1014'te [1605-06] Şirvan muhafızı oldu.

Bu sırada Anadolu isyancıların zorbalığı ve istilası altında bulunduğundan ve devlet kendisine yardım edemediğinden, kimi zaman İranlılarla kimi zaman Şirvanlılarla çarpışa çarpışa 1016 yılına doğru [1607] yanındaki kuvvetle birlikte yok olup gitti. Son derece yiğit, kahraman yaratılışlı biriydi; hayatının orta döneminde asi olduğu hâlde sonradan son derece sadık oldu. Ona "Deli Ahmed Paşa" da denirdi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • debbağ-hâne: deri tabakhanesi
  • servet ü sâmân: mal mülk, varlık
  • mukâta'ât mültezimi: devletin bir vergi kaynağını götürü bedelle üstlenip toplayan kişi
  • tehakküm ve istibdâd: zorbalık ve keyfî yönetim
  • bîzâr: bıkmış, usanmış
  • kıyâm etmek: ayaklanmak
  • mirlivâ: sancakbeyi
  • inkıyâd: boyun eğme, itaat
  • ref': ortadan kaldırma
  • rüfekâ-yı ma'hûde: bilinen, sözü geçen arkadaşlar
  • hasm-ı bî-emân: amansız düşman
  • mutasarrıf: sancağı yöneten, idaresi elinde bulunan
  • sâhib-i terceme: biyografisi yazılan kişi
  • iltihâk: katılma
  • tard ve def': kovma, uzaklaştırma
  • teğallüb: zorla ele geçirme
  • evâsıt-ı hâl: hayatın orta dönemi

Hüsameddin'in Kroniğinde Yaramaz Ahmed

Hüsameddin, eserinin üçüncü cildinde Ahmed'in hikâyesini Amasya'nın Celâlî yılları içinde ayrıntılı biçimde anlatır. Orada da "debbağ ustalarından Yaramaz Ahmed Ağa demekle meşhur bir mültezim" olarak tanıtılır; gördüğü haksızlıklara dayanamayıp mültezimlerden Deli Mustafa Ağa ile birleşmiş, birkaç yüz atlı toplayarak Amasya çevresindeki köyleri vurmaya başlamıştır. Üzerlerine önce Köprü voyvodası Durak Ağa gönderilmiş, sonra Anadolu müfettişi Hüseyin Paşa onlara sancak vererek isyanı yatıştırma yoluna gitmiş; Ahmed'e Karahisâr-ı Şarkî, Deli Mustafa'ya Erzincan sancağı verilmiştir. Kronik, Ahmed'in "Yaramaz" lakabını Deli İbrahim Paşa'nın zulümleri yüzünden isyan etmesine bağlar ve 1008 yılı Şaban ayında Abdülhalim'e Çorum sancağı verilince Ahmed'in Amasya beyi olduğunu söyler. Amasya sipahilerinin yardımıyla Abdülhalim'in kuvvetlerini Geldiklan sahrasında yenmiş, şehri eşkıya içinden çıkan asıl şakilerden korumuştur. 1010-1011 yıllarında Amasya mirlivası hâlâ "Yaramaz Ahmed Bey"dir.

Hüsameddin'in bu isyanları "Türk olmayanların" baskısına karşı bir Türk tepkisi olarak yorumladığını belirtmek gerekir. Celâlî isyanları üzerine bugünkü araştırmalar ise sebepleri daha çok iktisadî ve sosyal şartlarda, uzun savaşların Anadolu'yu savunmasız bırakmasında, medreselilerin ve sekbanların işsiz güçsüz kalmasında arar. Maddedeki "gayr-ı Türk" vurgusu, yazarın kendi döneminin bakışını yansıtır.

Karayazıcı ve Sokulluzâde Hasan Paşa

Karayazıcı Abdülhalim, Urfa yöresindeki Kılıçlı aşiretindendir; sekbanların yazıcısı olduğu için bu lakabı almıştır. Kuşatıldığı Urfa'da aman dileyince kendisine Amasya ya da Antep sancağının verileceği sözü alınmış, sonra hükümet onu Çorum sancakbeyliğine tayin etmiştir. Çorum'da halka zulmettiği gerekçesiyle üzerine Sokulluzâde Hasan Paşa gönderilmiştir. Karayazıcı'nın saltanat ilan ettiği rivayeti, 14 Rebîülevvel 1009'da (23 Eylül 1600) Kayseri ovasında Hacı İbrahim Paşa'yı yenmesinden sonraya yerleştirilir. Bugünkü araştırmalar bu saltanat iddiasını ciddi bulmaz; asıl amacının bir sancak ya da beylerbeyilik elde etmek olduğunu düşünür. Hüsameddin'in 1008 Muharremi için verdiği "Amasya sancakbeyi olarak saltanat ilanı" bilgisi bu bakımdan farklıdır. Sokulluzâde Hasan Paşa, 12 Safer 1010'da (12 Ağustos 1601) Karayazıcı'yı Elbistan yakınlarında Sepetli mevkiinde yenmiş, Karayazıcı yaralı olarak Canik dağlarına çekilmiş ve orada ölmüştür. Kardeşi Deli Hasan Tokat Kalesi'ne çekilmiş; Hüsameddin'e göre 1010 yılı Zilhicce ayında Serdar Hasan Paşa'yı Tokat'ta kuşatıp öldüren de odur.

Kafkasya'daki Son Yılları

Metinde Demirkapı eyaletinin merkezi Bakü olarak gösterilir. Osmanlı idaresi döneminde (1578-1607) ise Derbend, yedi sancaktan oluşan bir beylerbeyiliğin merkeziydi. Şah Abbas 1603'ten itibaren Azerbaycan ve Şirvan'a seferler düzenledi, 1607'de bölgeyi yeniden Safevî idaresine kattı. Bu seferin son halkası Şamahı kuşatmasıdır. Ocak 1607'de başlayan ve Haziran sonunda kalenin düşmesiyle biten kuşatmada Osmanlı garnizonunun komutanı "Şirvan beylerbeyi Ahmed Paşa" idi. Kalenin düşmesinden sonra Ahmed Paşa esir alınıp serbest bırakılmış, yardımcısı Şemseddin Paşa ise idam edilmiştir; aynı günlerde Bakü ve Derbend de İranlılara teslim olmuştur. Hüsameddin'in "1014'te Şirvan muhafızı" dediği ve 1016'ya doğru maiyetiyle yok olduğunu yazdığı Ahmed Paşa ile Şamahı'yı savunan Ahmed Paşa'nın aynı kişi olması kuvvetle muhtemeldir; tarih ve görev uyuşmaktadır. Ancak bu anlatımlarda Şamahı komutanının kimliği belirtilmez ve onun öldüğü değil, serbest bırakıldığı yazılır. Bu yüzden kesin bir eşleştirme yapılamaz.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.