Aslen Amasyalıdır. Amasya’da müftü ve Şehzâde Sultân Mustafa mu’allimi iken 947’de vefât eden sâdât-ı kirâmdan Kal’acıklı Seyrek Muhyiddîn Mehmed Efendizâde Emrullah Mehmed Efendi’nin mahdûmudur. İstanbul’da doğup tahsîl-i ulûm ederek müderris oldu.
Ba’dehû gazâ mesleğine girip livâlara kadı oldu. 1007 senesi şa’bânında Amasya kadısı olarak gelip 1009’da [469] infisâl etdi. Yolları eşkıyâ kapatdığından Amasya’da ikâmet etmeye mecbur oldu. 1011 senesi recebinde Celâlî eşkiyâsının Amasya’ya girdiği esnâda şehîden vefât etdi.
Âlim, natûk, müstekîm idi. Mahdûmu sudûrdan es-Seyyid Abdurrahman Efendi ve biraderi de sudûrdan es-Seyyid Yûnus Efendi’dir. Vefâtından evvel kitaplarını Amasya’da Sultân Bâyezîd Kütübhanesi’ne vakfetmişdi. Bunlardan ba’zılarını Abdullatîf Efendi kütübhanesinde buldum. Vakfetdiğini kendi hat ve imzâsıyla gördüm.
Diğer kudâtdan Hayreddîn Efendizâde Ahmed Efendi de bu hengâme-i kıyâmette şehîd olup gitdi. Âlim, afîf, tâlik-nüvis bir zât idi. Mahdûmu kibâr-ı mevâlîden “Hayreddînzâdelikle” meşhûr İbrâhim Efendi’nin tercemesi yukarıda geçti.
Günümüz Türkçesiyle
Aslen Amasyalıdır. Amasya'da müftü ve Şehzade Sultan Mustafa'nın hocası iken 947 [1540-41] yılında ölen, peygamber soyundan Kalecikli Seyrek Muhyiddin Mehmed Efendi'nin oğlu Emrullah Mehmed Efendi'nin oğludur. İstanbul'da doğdu, ilim tahsil ederek müderris oldu.
Sonra kadılık yoluna girip sancaklarda kadılık yaptı. 1007 yılı şabanında [Şubat-Mart 1599] Amasya kadısı olarak geldi ve 1009 [1600-01] yılında görevden ayrıldı. Yolları eşkıya kestiği için Amasya'da kalmak zorunda kaldı. 1011 yılı receb ayında [Aralık 1602-Ocak 1603] Celâlî eşkıyası Amasya'ya girdiği sırada şehit düştü.
Bilgili, güzel konuşan, doğru bir zattı. Oğlu sudûr rütbesindeki âlimlerden es-Seyyid Abdurrahman Efendi, kardeşi de yine sudûrdan es-Seyyid Yunus Efendi'dir. Ölümünden önce kitaplarını Amasya'da Sultan Bayezid Kütüphanesi'ne vakfetmişti. Bunlardan bazılarını Abdüllatif Efendi Kütüphanesi'nde buldum. Vakfettiğini kendi yazısı ve imzasıyla gördüm.
Kadılardan Hayreddin Efendizâde Ahmed Efendi de bu kıyamet gibi kargaşada şehit olup gitti. Bilgili, iffetli, ta'lik yazısını güzel yazan bir zattı. Oğlu, büyük kadılardan "Hayreddinzâde" diye tanınan İbrahim Efendi'nin biyografisi yukarıda geçti.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- sâdât-ı kirâm: Hz. Peygamber soyundan gelenler, seyyidler
- mu'allim: hoca, öğretmen
- kazâ mesleği: kadılık yolu (metinde "gazâ" diye geçen söz, bağlama göre kadılık mesleğini anlatır)
- livâ: sancak
- infisâl etmek: görevden ayrılmak
- ikâmet etmeye mecbur olmak: kalmak zorunda kalmak
- natûk: güzel ve etkili konuşan
- müstekîm: doğru, dürüst
- sudûr: kazaskerlik rütbesine ulaşmış büyük âlimler
- kudât: kadılar
- hengâme-i kıyâmet: kıyamet gibi karışıklık
- tâlik-nüvis: ta'lik hattını güzel yazan
- kibâr-ı mevâlî: büyük kadıların ileri gelenleri
Dedesi Seyrek Muhyiddin Mehmed Efendi
Ahmed Efendi'nin dedesi, Kanunî'nin büyük oğlu Şehzade Mustafa'nın hocalarındandır. Şehzade Mustafa'nın öldürülmesi üzerine yapılan bir araştırmada da şehzadenin Muhyiddin Mehmed ve Sürûrî Mustafa Efendilerden ders gördüğü belirtilir ve Hüsameddin'e dayanılarak, 947 (1540) yılında hocası Muhyiddin Mehmed Efendi ölünce yerine Hayreddin Hızır Efendi'nin şehzadeye muallim olduğu aktarılır. Burada bir tarih güçlüğü vardır: aynı araştırmaya göre Şehzade Mustafa Manisa'da yedi yıl sancak beyliği yapmış, Amasya sancağına ancak 948 (1541) yılında tayin edilmiştir. Hocası 947'de öldüğüne göre, Muhyiddin Mehmed Efendi'nin hocalığı Mustafa'nın Manisa yıllarına düşer. Hüsameddin'in onu aynı anda "Amasya'da müftü ve şehzade muallimi" diye anması bu yüzden iki ayrı dönemi birleştiriyor olabilir; Amasya müftülüğü şehzadenin Amasya'ya gelişinden önceki ya da hocalıktan ayrı bir görev olabilir. Her hâlükârda aile, şehzade sarayına yakın bir seyyid ve ulema ailesi olarak görünür. Ahmed Efendi'nin İstanbul'da doğması da babası Emrullah Mehmed Efendi'nin başkentte görev yaptığını düşündürür.
Maddedeki Hayreddinzâde ile dedenin halefi Hayreddin Hızır Efendi arasındaki ad benzerliği de dikkat çekicidir. Celâlî baskınında şehit düşen Hayreddin Efendizâde Ahmed Efendi'nin babası bu Hayreddin Hızır Efendi olabilir; ancak Hüsameddin ikisini birbirine bağlamaz ve bu bir tahmindir.
Celâlîlerin Amasya'ya Girişi
Ahmed Efendi, Karayazıcı isyanının ardından Anadolu'nun büyük bir kargaşa içine düştüğü yıllarda Amasya kadısıydı. Karayazıcı'ya 1600 yılında bir süre Amasya, sonra Çorum sancağı verilmiş, Kayseri'de bir Osmanlı ordusunu bozguna uğratmış, Ağustos 1601'de Elbistan yakınında Sepetlü'de ağır bir yenilgiye uğrayınca Canik dağlarına, kardeşi Deli Hasan da Tokat kalesine çekilmişti. Karayazıcı'nın ölüm haberi Ramazan 1010'da (Şubat-Mart 1602) İstanbul'a ulaştı. Celâlîlerin önderliğini üstlenen Deli Hasan Kütahya'yı yağmaladı, Ankara'dan haraç aldı; hükümet onu sonunda paşalık rütbesi ve Bosna beylerbeyiliği vererek yatıştırdı. Karayazıcı'nın yanındaki reisler arasında Amasyalı Deli Zülfikar'ın da bulunduğu bilinir.
Hüsameddin'in verdiği tarih, 1011 receb ayı, Deli Hasan'ın Anadolu'yu dolaştığı bu döneme düşer. Kadılık görevi 1009'da bitmiş olmasına rağmen yollar eşkıyanın elinde olduğu için şehirden çıkamayan Ahmed Efendi, Celâlîlerin Amasya'ya girişinde öldürülmüştür. Bu baskının ayrıntılarına başka kaynaklarda rastlanmadı. Hüsameddin'in kitabının Celâlî isyanlarını anlatan bölümleri, bu dönemin Amasya'daki olayları için başvurulacak başlıca yerdir.
Vakfettiği Kitaplar ve Bugünkü Kütüphane
Maddenin en dikkat çekici yeri, Hüsameddin'in kendi tanıklığıdır. Ahmed Efendi'nin Sultan Bayezid Kütüphanesi'ne vakfettiği kitaplardan bazılarını Abdüllatif Efendi Kütüphanesi'nde bulduğunu, vakıf kaydını Ahmed Efendi'nin kendi yazısı ve imzasıyla gördüğünü söyler. Bu, Amasya'daki kitap vakıflarının zamanla yer değiştirdiğini ve Hüsameddin'in kitabını yazarken bizzat yazma eserleri incelediğini gösterir.
II. Bayezid külliyesindeki kütüphanenin kitapları bugün aynı külliye içindeki Amasya Bayezid Yazma Eser Kütüphanesi'nde korunmaktadır. Bina Vakıflar Genel Müdürlüğüne aittir; uzun yıllar İl Halk Kütüphanesi olarak kullanıldıktan sonra Türkiye Yazma Eserler Kurumunun finansmanıyla restore edilmiş ve yazma eser kütüphanesi olarak yeniden açılmıştır. Açılışta kütüphanede 2.503 yazma ve 19.145 matbu eser bulunduğu açıklanmıştır. Ahmed Efendi'nin vakıf kayıtlı kitaplarının bugün bu koleksiyonda bulunup bulunmadığı, kütüphanenin kataloğu üzerinden araştırılmaya değer bir konudur; buna dair yayımlanmış bir bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 149–149. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar
Kitaplar
Diğer kaynaklar