İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Aydın Paşa-Kağnılızâde

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 26–27 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasyalıdır. Mir-livâ Aydın Beyzâde Habîb Çelebi ahfâdındandır. Amasya Mütesellimi Kağnılı el-Hâc Ali Ağa’nın mahdûmudur. Pederinin hayatında sipâhî olup Karayazıcı Eşkiyâ harbinde yararlıklar gösterdi. Ancak bu muharebe esnâsında Sivas vâlisi Nasûh Paşa’yı gücendirmişdi.

1020’de Nasûh Paşa’nın sadâretinde kaçıp Mısır’a gitdi. Orada Çavuşlar Ocağına girip Mukâta’a Mültezimi, ba’dehû Gümrük Emîni oldu. 1027’de Sultân Osmân Hân-ı Sânî cülûsunda İstanbul’a gelip Hâce-i Sultânî Amasyalı Ömer Efendi’ye intisâb ederek 1028’de İsâkcı’da mübâyâcı ve 1029’da nüzul emîni, Lehistân harbinden avdetde sipâhîler kethüdâsı oldu. 1031 recebinde Sultân Osmân’ın şehâdeti vak’asında kaçıp Amasya’ya geldi. Bu esnâda Sultân Osmân’ın kanı için hurûc eden Erzurum vâlisi Abâza Mehmed Paşa nezdine birçok rüfekâsıyla [52] beraber gitdi. Abâza Paşa’nın ordusunda yararlık gösterdiğinden bölükbaşı ve paşanın mu’temedi oldu.

1034’de devlete ‘arz-ı mutâva’at eylediğinden dehâleti minnetle kabûl ve afv edilip kendisine ağır ze’âmet verildi. 1035’de Mısır vâlisi olan Lâdikli Kurdağazâde Bayram Paşa’nın ma’iyyetinde tekrâr Mısır’a gitdi. Paşa’nın mazhar-i teveccühü olup arz ü inhâsıyla 1036’da Habeş ve 1037’de Yemen beylerbeyi oldu.

Ancak Habeş iskelesinden kalkıp Hudeyde’ye vusûlunda meşâyih-i Zeydiyye ittifâk ve San’a’ya duhûlüne fi’len mümâna’at etmelerine hiddet edib San’a’ya cebren girdi. Usâtın te’dîbinde ibrâz-i şiddet edib isyâna müşâreket eden zenginler musâdere ve ifnâ etmekle şikâyetlere ma’rûz olduğundan 1038 senesi evâhirinde azledildi.

1039 senesinde halefi Kansu Paşa Hudeyde’ye geldikde Muha’ya çekilip oturmakda iken Kansu Paşa ref’-i rakîb, yâhud hırs-i mâl için Muha’ya ansızın hücûm ve harb ederek bî-çâreyi mağlûb ve ifnâ, emvâlini gasb ve yağma eylediyse de [53] kendisine de yaramayıp sonra o da maktûl oldu. Aydın Paşa gâyet cesûr, şedîd, zâbıt, müdebbir bir bahadır idi. Sülâlesi İltekin Gâzi kadar mazbût olup mahdûmu Ali Bey ve kerîmesi Emine Hanım olup dâmâdı Amasyalı Kara Sipâhî demekle meşhûr Mehmed Ağa’dır. Ali Beyzâde Habîb, Süleyman Beyler 1110 sâlinden sonra İstanbul’da vefât etmişlerdi.

Ceddi Mehmed Ağa bin Habîb Çelebi bin Mir-livâ Aydın Bey de Sipâhî meşâhîr indendi. Birâderi Mir-livâ Şeyh Mehmed Beyzâde Habîb Ağa sipâhîler ağası olup Girit harbinde şehîd oldu. Emîr Hasan Alânî, nâm-ı diğer Saz malikânesi bunların tasarruflarında idi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Mirlivâ (sancak beyi) Aydın Bey oğlu Habîb Çelebi'nin soyundandır. Amasya mütesellimi (şehir yöneticisi) Kağnılı el-Hâc Ali Ağa'nın oğludur. Babasının hayatında sipahi olup Karayazıcı eşkıya savaşında yararlıklar gösterdi. Ancak bu savaş sırasında Sivas valisi Nasuh Paşa'yı gücendirmişti.

1020'de [1611-12] Nasuh Paşa'nın sadrazamlığı sırasında kaçıp Mısır'a gitti. Orada Çavuşlar Ocağı'na girip mukataa mültezimi (devlet gelirini kiralayan kişi), sonra gümrük emini oldu. 1027'de [1617-18] Sultan II. Osman'ın tahta çıkışında İstanbul'a gelip Hoca-i Sultânî Amasyalı Ömer Efendi'ye bağlanarak 1028'de [1618-19] İsakçı'da mübayaacı (satın alma görevlisi), 1029'da [1619-20] nüzul emini oldu; Lehistan savaşından dönüşte sipahiler kethüdası oldu. 1031 recebinde [Mayıs 1622] Sultan Osman'ın şehit edilmesi olayında kaçıp Amasya'ya geldi. Bu sırada Sultan Osman'ın kanını almak için ayaklanan Erzurum valisi Abaza Mehmed Paşa'nın yanına birçok arkadaşıyla birlikte gitti. Abaza Paşa'nın ordusunda yararlık gösterdiğinden bölükbaşı ve paşanın güvendiği kişi oldu.

1034'te [1624-25] devlete itaat sunduğundan, sığınması minnetle kabul edilip affedildi ve kendisine büyük bir zeamet verildi. 1035'te [1625-26] Mısır valisi olan Ladikli Kurdağazâde Bayram Paşa'nın maiyetinde yine Mısır'a gitti. Paşa'nın teveccühünü kazanıp onun yazısı ve önerisiyle 1036'da [1626-27] Habeş, 1037'de [1627-28] Yemen beylerbeyi oldu.

Ancak Habeş iskelesinden kalkıp Hudeyde'ye varınca Zeydî şeyhlerinin birleşip San'a'ya girmesine fiilen engel olmalarına öfkelenerek San'a'ya zorla girdi. İsyancıları cezalandırmada sertlik gösterip isyana katılan zenginlerin mallarına el koyup kendilerini yok ettiğinden şikâyetlere uğradı ve 1038 yılının sonlarında [1629] görevden alındı.

1039'da [1629-30] halefi Kansu Paşa Hudeyde'ye geldiğinde Aydın Paşa Muha'ya çekilip oturuyordu. Kansu Paşa, rakibi ortadan kaldırmak için ya da mal hırsıyla Muha'ya ansızın saldırıp çaresiz adamı yenip öldürdü, mallarını gasp edip yağmaladıysa da bu kendisine de yaramadı, sonra o da öldürüldü. Aydın Paşa son derece cesur, sert, düzenli ve tedbirli bir yiğitti. Soyu İltekin Gazi'nin soyu kadar kayıtlıdır. Oğlu Ali Bey, kızı Emine Hanım'dır; damadı Amasyalı Kara Sipahi diye tanınan Mehmed Ağa'dır. Ali Bey oğulları Habîb ve Süleyman Beyler 1110'dan [1698-99] sonra İstanbul'da öldüler.

Atası Mehmed Ağa (Habîb Çelebi oğlu, Mirlivâ Aydın Bey'in soyundan) da sipahilerin ünlülerindendi. Kardeşi, Mirlivâ Şeyh Mehmed Bey oğlu Habîb Ağa sipahiler ağası olup Girit savaşında şehit oldu. Emîr Hasan Alânî diye de bilinen Saz mülkü bunların elindeydi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mütesellim: bir şehir ya da kazada vali ve beylerbeyi adına idareyi yürüten görevli
  • ahfâd: torunlar, soydan gelenler
  • Çavuşlar Ocağı: Mısır'daki askerî ocaklardan biri
  • mukâta'a mültezimi: devlet gelirinin (mukataanın) toplanma hakkını satın alan kişi
  • mübâyâcı: devlet adına mal satın alan görevli
  • nüzul emini: sefer sırasında ordunun erzak ihtiyacını karşılamakla görevli emin
  • sipâhîler kethüdâsı: sipahi ocağının yönetici yardımcısı
  • cülûs: padişahın tahta çıkışı
  • arz-ı mutâva'at: itaat bildirme
  • ma'iyyet: bir komutanın yanında görevli kadro
  • musâdere: mala devlet adına el koyma
  • azl: görevden alma
  • zâbıt, müdebbir: düzenli, tedbirli ve işini bilen

Bir Taşra Sipahisinin Yemen Beylerbeyiliğine Yükselişi

Aydın Paşa'nın hayat hikâyesi, 17. yüzyılın başındaki Celâlî karışıklıkları ile Abaza Mehmed Paşa isyanı arasında kendini kurtarmaya ve yükselmeye çalışan bir Amasyalı sipahinin yoludur. Hüsameddin, bunu birbirini izleyen görevlerle sıralar: Amasya'da sipahi, Mısır'da gümrük emini, İstanbul'da nüzul emini ve sipahiler kethüdası, Abaza Paşa'nın yanında bölükbaşı, sonunda Habeş ve Yemen beylerbeyi.

Metindeki Karayazıcı, Abdülhalim adıyla bilinen Celâlî elebaşıdır; hükûmet kendisine bir ara Amasya sancağını önermişti ve Amasya yöresi eşkıya hareketlerinin hedeflerinden biri olmuştur. Nasuh Paşa ise Celâlîleri bastırmak üzere 1603'te Halep beylerbeyliğine gönderilen ve Ağustos 1611'de (hicrî 1020) sadrazam olan devlet adamıdır. Hüsameddin'in "1020'de Nasuh Paşa'nın sadaretinde" ifadesi bu tarihle uyuşur. Aydın Paşa'nın kaçışının sebebi olan "gücendirme" olayının ayrıntısı bu araştırmada başka bir kaynakta bulunamadı.

Abaza Mehmed Paşa, 1622'de Sultan II. Osman'ın yeniçeriler tarafından öldürülmesi üzerine Erzurum'da yeniçerileri öldürüp sürerek ayaklanan beylerbeyidir. Merkezî hükûmetin görevden almasına rağmen sadakatini sürdürdüğünü söylemiş, Doğu ve İç Anadolu'nun büyük bölümünü elinde tutmuştur. 1628'de sadrazam Hüsrev Paşa'nın seferinden sonra affa güvenerek teslim olmuş, 1634'te IV. Murad tarafından idam edilmiştir.

Yemen'de Aydın Paşa: Hüsameddin ve Yemen Kaynakları

Aydın Paşa'nın Yemen'deki macerası başka kaynaklarda daha ayrıntılı geçer ve metinle önemli noktalarda birbirini tutmaz. Yemen'in Osmanlı dönemini anlatan ansiklopedi maddesine göre Zeydîler 1626'da San'a'nın kuzeyini ele geçirmiş, San'a kuşatılmış, Habeş beylerbeyi olan Aydın Paşa 1037'de [1628] Yemen beylerbeyliğine atanmıştır. Yanında yaklaşık üç yüz asker ve iki gemi vardı; Sevâkin'den Muha'ya geçti fakat kuşatma altındaki şehre giremedi. Haydar Paşa 1629'da San'a'yı İmam Müeyyed'e bırakmak zorunda kaldı ve Aydın Paşa onu Kemeran adasına gönderdi.

Hüsameddin ise Aydın Paşa'nın San'a'ya zorla girdiğini ve görevden alındığını yazar. Yemen kaynaklarında Aydın Paşa kuşatılmış Muha'ya giremez ve San'a'ya girişinden söz edilmez; Hüsameddin ise San'a'ya zorla girdiğini yazar. Hüsameddin'in bu bilgiyi hangi kaynaktan aldığı belirtilmediği için aradaki ayrılık bu araştırmada giderilemedi.

Sonu konusunda iki anlatı uyuşur: Kansu Paşa 1629'da yirmi binden fazla askerle Yemen'e geldiğinde kethüdasını Muha'ya gönderip Aydın Paşa'yı öldürtmüştür. Hüsameddin'in "Kansu Paşa bî-çâreyi yenip öldürdü" cümlesi bu olaya karşılık gelir. Kansu Paşa'nın Zeydîlerle yaptığı savaşlardan sonra 1633'te Yemen'den anlaşmayla ayrıldığı bilinir; "sonra o da maktûl oldu" ifadesi için elimizdeki kaynaklarda doğrudan bir kayıt bulunmadı.

Aile ve Saz Mülkü

Maddenin son iki paragrafı Aydın soyunun Amasya'daki izini sürer. Soy, Varna'da ölen Hasan Bey (58) ve Çaldıran'da ölen Ali Bey ile (60) onun oğlu Habîb Çelebi'ye bağlanır. Hüsameddin'e göre "Emîr Hasan Alânî" ya da Saz mülkü adıyla anılan toprak bu kolun elinde kalmıştır. Maddede kızı Emine Hanım'ın kocası olarak anılan Kara Sipahi Mehmed Ağa'ya dair başka kaynakta bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 26–27. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.