Amasya'nın ümerâ-yı kadîmesinden Şerefeddîn Muhammed Pervâne Bey bin Hasan bin İltigin Gâzi'nin oğlu olup Konya hükümdârı Keykâvus Hân tarafından 606 evâhirinde Simre vâlîsi unvânıyla Amasya emîri olduğu gibi Amasya kâdı'l-kudâtı Şemseddîn Ahmed el-Hirevî Kayseriyye kadılığına nakl olunarak yerine Evhadeddîn Mahmûd el-Kîmârî Amasya kâdı'l-kudâtı olmuşdur.
Konya hükümdârı Keykâvus Hân, pederinin intikâmını almak için var kuvvetini Kastamonu taraflarının fethine sarf ederek Rûmlar'ın en çok istinâd etdikleri Sinop'u alıp hudûd-ı şimâliyyeyi Karadeniz'e kadar götürmeğe azm ediyordu.
Binâ'en-aleyh Keykâvus Hân, 610 hudûdunda aldığı bir kuvve-i askeriyye ile tedrîcî bir sûretde Sinop üzerine hücûm edib kaleyi cebren zabt etmekle etrâfını istîlâ ve beyini esîr eden Şâhenşâh Beyzâde Devletşâh Bey³⁶⁹ bin Ulug Bey'e Sinop emâretini ve Canik [351] emâretiyle Karadeniz sevâhili muhâfazasını Güdül Beyzâde Halîfet (Halfet) Gâzi Bey'e tevcîh ve yeni feth edilen bilâd ve kasabâtı Amasya vilâyetine ilhâk ederek Amasya'yı "Simre Vilâyeti" nâmıyla teşkîl eylediği bir vilâyet-i cesîmenin merkezi i'tibâr etmişdir.
Simre vâlîsi Bedreddîn Ebû Bekir, yeni feth edilen Sinop şehrini ve kalesini i'mâr ederek burc ve bârusunu tecdîd eylediği, üzerlerinde görülen kuyûd-ı mahkûkadan anlaşılmakdadır. İkinci burcun üzerinde "İttefeka bi-tevfîkillâhi Te'âlâ fî eyyâmi's-sultâni'l-gâlibi izzü'd-dünyâ ve'd-dîni Ebu'l-Feth Keyhusrev burhânü emîri'l-mü'minîn ammere hâze'l-burca ve'l-bedene el-abdü'l-muhtâcu ilâ rahmetillâhi Te'âlâ Bedrüddîn Ebû Bekr sâhibü Simre fî şehri rebî'i'l-âhiri senete isnetey aşrete ve sitti mi'etin" ibâre-i mahkûkası görülmekdedir.
Simre vâlîsi olan Bedreddîn Ebû Bekir zamânında müderris-i Mes'ûdiyye Takiyyeddîn Osmân es-Sîmrî ve müderris-i Gıyâsiyye Mühezzibeddîn Alî bin el-Keşânî³⁷⁰ ve hânkâh-ı Mes'ûdî şeyhi Tâceddîn Mahmûd el-Harezmî ve kibâr-ı ümerâdan Mübârizeddîn Behrâm el-Kîmârî ve birâderi Nûreddîn Tugrak pek meşhûr olup bunlar 615 târîhine kadar Amasya'nın ahvâl-i siyâsiyye ve ictimâ'iyyesini idâre etmişlerdir. Fakat bu senelerde Simre hâkimi Kayser Şâh olmak üzere görülmekdedir. [352]
Günümüz Türkçesiyle
Amasya'nın eski beylerinden Şerefeddin Muhammed Pervane Bey bin Hasan bin İltigin Gazi'nin oğludur. Konya hükümdarı Keykâvus Han tarafından 606 sonlarında [1210] Simre valisi unvanıyla Amasya emiri atanmıştır. Aynı sırada Amasya başkadısı Şemseddin Ahmed el-Hirevî, Kayseri kadılığına nakledilmiş, yerine Evhadeddin Mahmud el-Kîmârî Amasya başkadısı olmuştur.
Konya hükümdarı Keykâvus Han, babasının öcünü almak için bütün gücünü Kastamonu taraflarının fethine harcayıp Rumların en çok dayandıkları Sinop'u alarak kuzey sınırını Karadeniz'e kadar ulaştırmaya karar vermişti.
Bunun üzerine Keykâvus Han, 610 dolaylarında [1213-14] topladığı bir askerî güçle aşama aşama Sinop üzerine yürüdü; kaleyi zorla ele geçirip çevresini de işgal etti. Sinop beyini esir alan Şahenşah Beyzâde Devletşah Bey bin Ulug Bey'e Sinop emirliğini; Canik emirliğini ve Karadeniz kıyılarının korunmasını ise Güdül Beyzâde Halîfet (Halfet) Gazi Bey'e verdi. Yeni fethedilen yerleşim yerleri ile kasabaları da Amasya vilayetine ekleyerek Amasya'yı "Simre Vilayeti" adıyla kurduğu büyük bir vilayetin merkezi saydı.
Simre valisi Bedreddin Ebû Bekir'in, yeni fethedilen Sinop şehrini ve kalesini onarıp burç ve surlarını yenilediği, bunların üzerindeki kitabelerden anlaşılmaktadır. İkinci burcun üzerinde şu anlamda Arapça bir yazı görülmektedir: "Yüce Allah'ın başarı vermesiyle, galip sultan, dünya ve dinin izzeti, Ebu'l-Feth Keyhusrev, müminlerin emîrinin kanıtı zamanında bu burç ve beden, Allah'ın rahmetine muhtaç kul, Simre sahibi Bedreddin Ebû Bekir tarafından, hicrî 612 yılının Rebiülâhir ayında yaptırıldı."
Simre valisi Bedreddin Ebû Bekir zamanında Mesudiye Medresesi müderrisi Takiyyeddin Osman es-Sîmrî, Gıyâsiye Medresesi müderrisi Mühezzibeddin Ali bin el-Keşânî, Mesudî hankâhının şeyhi Tâceddin Mahmud el-Harezmî, ileri gelen beylerden Mübârizeddin Behram el-Kîmârî ile kardeşi Nûreddin Tugrak çok tanınmıştı. Bunlar 615 [1218-19] yılına kadar Amasya'nın siyasî ve toplumsal işlerini yönettiler. Ancak bu yıllarda Simre hâkiminin Kayser Şah olduğu görülmektedir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- ümerâ-yı kadîme: eski beyler, köklü emir aileleri
- evâhir: sonlar, son günler
- kâdı'l-kudât: başkadı
- hudûd-ı şimâliyye: kuzey sınırları
- tedrîcî: aşama aşama, yavaş yavaş
- cebren: zorla
- tevcîh: görev verme
- sevâhil: kıyılar
- vilâyet-i cesîme: büyük vilayet
- burc ve bâru: kule ve sur
- kuyûd-ı mahkûka: taşa kazınmış yazılar, kitabeler
- hânkâh: derviş yurdu
Sinop'un Fethi ve Simre Valisi
Sinop, on üçüncü yüzyılın başlarında Trabzon'daki Komnenoslar'ın egemenliğine girmişti. Sultan I. İzzeddin Keykâvus, Trabzon imparatoru I. Aleksios Komnenos'u esir aldıktan sonra onu yanına alıp Sinop önüne geldi. Sinoplular, Aleksios'un serbest bırakılması ve gitmek isteyenlere izin verilmesi şartıyla şehri teslim ettiler; teslim, 26 Cemâziyelâhir 611'de, yani 2 Kasım 1214'te gerçekleşti. Ertesi gün sultan Aleksios ile bir antlaşma imzalayıp onu ülkesine gönderdi. Trabzon Rum İmparatorluğu bu tarihten 1243'teki Kösedağ yenilgisine kadar Selçuklu Devleti'ni üstün devlet olarak tanıdı. Hüsameddin fethi 610 dolaylarına koyar; kaynaklardaki tarih ise 611'dir, yani Hüsameddin'in verdiği tarihle bir yıl kadar fark vardır.
Hüsameddin'in aktardığı kitabe bugün de Sinop İç Kalesi'ndedir. Selçuklu döneminin bilinen ilk Arapça-Yunanca iki dilli kitabesi, Lonca Kapısı'nın bulunduğu ikinci burcun doğu cephesinde yer alır. Metni, Hüsameddin'in aktardığı ibareyle genel çizgide uyumludur: bu burç ve surun Allah'ın rahmetine muhtaç bir kul olan Bedreddin Ebû Bekir, Simre valisi tarafından yaptırıldığı, tarihin hicrî 612 yılının Rebiülâhir ayı olduğu ve yazıyı Kayserili Yavaş'ın yazdığı bildirilir. Sinop'un fethinden sonra yapılan onarım ve yeniden inşa çalışmalarının izlendiği surlarda toplam on beş kitabe bulunur. Bunlarda sultanın, on iki Selçuklu emirinin, dokuz Selçuklu kentinin, üç mimarın ve bir kâtibin adı geçer. Kitabelerde emir olarak Malatya, Simre, Tokat, Kayseri, Aksaray, Ereğli, Amasya, Sivas ve Honaz emirleri anılır; yani Amasya da bu ortak çabaya kendi emiriyle katılmıştır. Sultanın kendi adını taşıyan kitabeleri Keyhusrev oğlu Keykâvus'u anar; Hüsameddin'in okuduğu metindeki "Ebu'l-Feth Keyhusrev" adı ile bu okuma arasındaki fark, incelenen kaynaklardan çözülememiştir.
Canik ve Karadeniz kıyılarının idaresi konusunda da kaynaklar Hüsameddin'den ayrılır. Hüsameddin Canik emirliğini Halîfet Gazi'ye verilmiş sayar. Sinop maddesinde ise Sinop tekfuru Kir Aleksi'nin, Canik bölgesi elinde kalmak ve sultana vergi vermek şartıyla serbest bırakıldığı yazılır. Halîfet Gazi'nin ise Sinop'un fethinden sonra Karadeniz sahil muhafaza komutanlığına atandığı bildirilir. Halîfet Gazi'nin sonraki yıllardaki Amasya valiliği, bu cildin 35. maddesinde ele alınmaktadır.
Devletşah Bey'in Soyu
Hüsameddin dipnotunda Sinop'a atanan Devletşah Bey'in önce Sinop emiri olduğunu, sonra fethettiği Kastamonu'da yerleştiğini, oğlu Sultan Süleyman'ın Kastamonu emirliğiyle ün yaptığını, onun oğulları İbrahim ve İsmail Beylerle torunları Kasım ve Muhammed Beylerin Kastamonu ve çevresinde yüz yıl kadar emirlik ettiğini yazar. Bu aktarım Hüsameddin'e aittir ve bu çalışmada başka kaynakla karşılaştırılmamıştır. Aynı yerde Mühezzibeddin Ali el-Keşânî'nin, eskiden Amasya kadısı olan Tâceddin Ebû Nasr Muhammed bin Abdurrahman el-Keşânî'nin oğlu olduğu da belirtilir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 2. Cilt, s. 340–340. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar